Şeytanın en tehlikeli bir aldatmacası şudur. Bazı hassas ve safi-kalp Müslümanlara derler. Sen Kur?an?ı pek âlî ve çok parlak görüyorsun, hâlbuki Kur?an insan konuşmasına benziyor. Belki de Kur?an?ı bir insan yazmıştır. Eğer Allah?ın kelâmı olsaydı, Onun sanatı insanların sanatına benzemediği gibi, konuşması da benzemezdi. Böyle bir yaklaşımla şeytan o Müslüman?ı Kur?an hakkında tereddüde düşürmeye çalışır.
Aslında şeytanın bu vesvesesine verilecek cevap çok basittir. Fakat konumuz bu olmadığından bir başka zaman bu konuya köşemizde geniş yer vereceğiz. Şimdilik şöyle bir özet yapıp geçeceğiz.
Allah kendini insanlara tanıtmak için insanların akıllarına ve anlayışlarına göre tenezzül buyurup öyle konuşur.
Kur?an?ı Hakîm öyle bir kitap ki; şuur sahipleri için bir imamdır. İnsanlar ve cinler için yol göstericidir. Hakikat ehli için muallim olduğu gibi kâmiller için de rehberdir. Öyle ise, insan kelamı tarzında olması zarurîdir. Aksi halde insan Rabbiyle nasıl konuşacaktı? Allah kulundan ne bekliyor, kul Allahtan ne istiyor nasıl öğrenilecekti?
Evet, Allah?a iman etmek, hem büyük bir şeref, hem de büyük bir sorumluluktur. Böylesine önemli bir görevi ihmal etmenin vebali de pek büyük olur. Şeytan bu noktayı iyi bildiği için insana önce görevini ihmal ettirir. Sonrada terk etmeyi teşvik eder.
Şeytanın vesvesesine kapılarak, Kur?an?ın emir ve yasaklarından uzaklaşan bir kimse, Allah?tan uzaklaşmış olur. Zaten şeytanın amacı da budur.
Kur?an, Allah?ın sözüdür. Hem müminlerin hidayete ermelerini sağlayan, hem de onlara ömür boyu yol gösteren kutsal bir nurdur. Kur?an dan uzaklaşmak, müminler için en büyük bir felâkettir.
Artık o Müslüman, şeytan için Anadolu tabiriyle çantada kekliktir, onu istediği gibi oynatır.
İşin garibi şeytanın kontrolüne girenler, yanlış yolda olduklarının farkında olmadıkları gibi, kendilerini hala doğru yolda olduklarını da sanırlar.
Şeytan öyle kimselerin üzerinde ağacın kabuğu gibi yapışıktır, daha ondan ayrılmaz. Kur?an da bu durum şöyle anlatılır:
?Kim Rahman (olan Allah?ın) zikrinden yüz çevirirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur. Gerçekten bu şeytanlar, onları yoldan çıkarırlar; ama onlar ise, kendilerinin hâlâ hidayette olduklarını sanırlar.? (1)
Böyle bir gaflete ancak, ahreti terk edip dünyevi çıkarlar peşinde koşan, nefsinin isteklerine boyun eğen biri talip olabilir.
Bir zamanlar Kur?an?ın çizgisinde yürüyen, sonra yoldan çıkıp şeytanın peşine takılan böyle kimseler, Kur?an da insandan çok hayvana benzetilir.
Çünkü hayvanlarda, insanlarda fiziksel olarak yemek, içmek ve evlenmek gibi temel ihtiyaçlarda ortaktırlar.
İnsanı onlardan üstün yapan vasıflara, yaratan Rabb?ine bilinçli bir şekilde kulluk etmekle sahip olunabilir.
Bir zaman doğru yolda olduğu halde, şeytanın vesvesesiyle sonradan yön değiştirenler, insan değil hayvan da olamazlar. Onların nasıl alçaldıklarını Kur?an?ı Kerim ayetlerle tasvir ediyor.
Rabbimiz, böyle kimselerin kıssalarını anlatması için, peygamberimizi teşvik ediyor. Öyle anlat ki; sair insanlar aynı duruma düşmesinler. İşte O ayetlerden birisi şudur: (Habîbim) ?Onlara o, ayetlerimizi verdiğimiz kişinin haberini anlat. O, bundan sıyrılıp uzaklaşınca, şeytan onu peşine takmıştı. O da sonunda azgınlardan olmuştu.?
?Eğer dileseydik onu o ayetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hali o köpeğin haline benzer ki; üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte, ayetlerimizi inkâr eden kavmin durumu budur.(Yani o köpeği koşturup yorsan da dilini uzatır solur, yormasan da dilini uzatır solur.) (2)
Müfessirlerin çoğunluğuna göre A?raf suresinin bu (175-176) ayetlerinde konu edilen fakat ismi verilmeyen ve köpeğe benzetilen bu kişinin, kim olduğu hususunda farklı rivayetler vardır.
İbnü Mesud?a göre (ra) Musa (asm) a beddua etmesi istenile, İsrail oğullarından Bel?am b. Bâûrâ?dır. (3)
Amr b. As?a (ra) göre ise Ümeyye b. Ebî?s-Salt?tır.(4)
Kaynaklar
1. Zuhruf Suresi, 36-37)
2. Araf Suresi, 175-176)
3. Cemü?l-Fevaid-Büyük Hadis Külliyatı, Çeviren: Naim Erdoğan, Hadis, No, 6973, İz, Yayıncılık, İstanbul, 2006.
Not: Bu kişilerle ilgili olarak bir sonraki yazımızda geniş bilgi vereceğiz.


