Bugün 24 Kasım .Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK?ün Millet Mektepleri Baş Öğretmenliğini kabul ettiği 24 Kasım 1928 gününün yıl dönümü.Bu günde; medya, devlet büyüklerimiz ve toplumun bazı kesimleri öğretmenleri ve onların sorunları üzerine görüş bildirmelerinin yoğun olarak yapıldığı bir gün olarak kutlanmaktadır. Bazen hatırlanmak güzeldir diyor insan içinden, bazen ise işkenceye dönüşen kutlama programlarında içten içe nereden öğretmen oldum diye hayıflanıyor içinden.Ama körpecik bir çocuğun okuduğu ?Ben Öğretmen Olmalıyım? adlı şiir her şeyi hemencecik unutturuyor, İyi ki öğretmen olmuşum düşüncesi filizleni veriyor insan hafızasında.
Eğer bu ülkede Cumhurbaşkanını, Başbakanı Hakimi, Polisi, Askeri ve Avukatı kısacası toplumu oluşturan bütün meslek gruplarının yetiştirilmesinde emeği geçen Öğretmenlerin sorunlarının hala bilinmemesi mümkün değildir.Evet günümüzde öğretmenlerimizin sorunları vardır.Bu sorunlar sığ bir düşünce sistematiği içerisinde değerlendirilip sadece ekonomik haklara indirgenmemelidir. Her 24 Kasım da öğretmenlerimize ve öğretmenlik mesleğine verilen önemin anlatıldığı programlar da anlatılanlarla gerçekte verilen değer birbiri ile çelişmektedir.Çünkü toplumun aydınlanması öğretmenin niteliğine bağlıdır.Nitelikli öğretmen yetiştirmek ve mevcut öğretmenlerimizin niteliğini yükseltmek için Bakanlığımız acilen önlem almalı ve hizmet içi eğitim kurslarıyla öğretmenlerimize kendilerini geliştirme fırsatı vermelidir.Bu bağlamda, gerçek hayatta öğretmen zor yaşam koşullarında ekonomik sıkıntı içerisinde yaşamını sürdürmeye çabalamaktadır.Almış olduğu ücret aynı eğitim süresi ile üniversiteden mezun olan ve farklı iş kollarında çalışan diğer devlet memurlarından daha azdır.OECD ülkeleri içerisinde en düşük ücreti bizim öğretmenimiz almaktadır.Bu zor yaşam koşulları onun kendini yenilemesini engellemektedir.Okumayan insan kendini geliştiremez.Kitap ve günlük gazete ve dergi okuma alışkanlığını sürdürebilmek ya da bilişim dünyası ile tanışıp teknolojinin nimetlerinden faydalanabilmek biraz istek ve biraz da para ister.Günlük yaşam koşullarında evini geçindirmekte zorlanan, sendikalarının yaptığı araştırma sonuçlarına göre açlık sınırının altında ücret alan öğretmene kendini niye geliştirmiyorsun demek biraz acımasızlık olur kanısındayım.
Bu nedenle her öğretmene Bakanlığımız; ücretsiz internet hizmeti sunmalı, bir dizüstü bilgisayar vermeli ve her Öğretmene zorunlu olarak interaktif ortamda kendi alanı ile ilgili yüksek lisans yapma olanağı sağlamalıdır.Bunun sonucunda kendini geliştiren, yeniliklere uyum sağlayan ve bu yenilikleri eğitim ortamlarında kullanan öğretmenlerimiz bilişim çağını yakalamış ve gereklerini yerine getirmiş olabileceklerdir.Geleceğimizin teminatı çocuklarımızı yetiştiren öğretmenlerimize bu olanakların sunulması zor değildir.
Evet dostlar bugün bizim günümüzdü.Beraber kutladık.Öğrencilerimizle beraber.Ama bir eksik vardı.Velilerimiz.Eğitim ve öğretimin vazgeçilmez unsurları olan öğretmenlerimizi bu günlerinde onlar yalnız bıraktılar.Hatırlayanlar olmuştur.Onlara teşekkür ediyoruz.Ama genelde eğitim ve öğretimi sadece okullarda veliler öğretmene ihale ettiklerinden bu günlerinde de hatırlamamışlardır Öğretmenlerini. Çünkü eti senin kemiği benim anlayışı hala etkisini sürdürüyor anlaşılan.Biz öğretmenlerin kin ve nefret duyguları körelmiştir.Öfkemiz saman alevi gibidir.Hemen geçer. Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımıza sevgiyi, saygıyı, paylaşmayı ve dayanışmayı öğreten Öğretmenlerin saygı görmek istemeleri en doğal hakları olduğunu düşünüyorum.
Öğretmenlik mesleği kutsal bir görevdir.Bu bilinçle icra edilir ve nesilden nesile aktarılır.Yeni nesiller bu tecrübeli eller tarafından şekillendirilir. Öğretmenlerimizin gününü kutluyor ve Yüce Allah?ın bizi idealist öğretmenlerden mahrum bırakmamasını temenni ediyorum.


