25 Nisan 2026, Cumartesi
22:09
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

Bir gün seraya girdim, sebzelere su verdim. Bu arada salatalıklar gözüme takıldı. Çeşitli boylarda büyümüşler. En büyüğü yaklaşık 10 santim vardı. Sabahleyin seraya girdiğimde neredeyse 15 santim olmuştu.

Ey insan! Sen akşam yatağına yatıp uyuyorsun, salatalık uyumuyor, sabaha kadar zikrediyor. Yani üzerine düşen vazifeye ara vermiyor, bizim ihtiyacımız için çalışıp Rahmet hazinesinden salatalık getiriyor.

Şimdi düşünelim: Ağaçların, otların, arıların ve ineklerin bir vazifesi var. Bizim için çalışıyorlar, hiç ihmal etmiyorlar. Pekiyi, insanın bir vazifesi yok mu?

Allah, yarattığı bütün varlıklara birer vazife vermiş, onlar ara vermeden çalışıyorlar. Acaba insana ne vazife düşüyor, insan sadece tüketici olarak mı dünyada bulunuyor? Elbette insanın da bir görevi olacak, fakat insanın görevi onlara nispeten çok daha hafiftir.

İnsan dünyada yaşamını sürdürebilmesi için bu varlıklar onun olmazsa olmazıdır, çünkü hayatı onların ürettiklerini tüketerek devam ediyor. Kendisi hayatına lazım olan şeyleri üretme yeteneğine sahip değildir. Şimdi insanın muhtaç olduğu iki kapı vardır, birisi Hz. Allah, diğeri ona yardım ellerini uzattığını sandığı varlıklardır. O varlıkları kontrol ettiğimizde, arkalarında görünmeyen bir elin varlığı akıl gözüyle görülüyor.

Eğer insan görülmeyen elin kapısına gider, ihtiyaçlarını ondan isterse, isabetli bir davranış sergilemiş olur. Çünkü onu dost edinene herşey dost olur.

Onun dışında izini sürdüğü tüm yolların sonu hüsrandır. Bu sebepten başkalarından değil o görülmeyen elden istemeli ve ona dua edilmelidir. Çünkü dua kalpleri, gönülleri ve fikirleri kâinatın yaratıcısına çevirir. Böylece dua kulun Allah?ın emirlerine itaat ve yasaklarından kaçmasına sebep olur. Aynı zamanda kulu intizam altına alır, düzenli bir hayat yaşamasına sebep olur.

Mesela, ailesine karşı dürüst olur, kendine faydalı olduğu gibi topluma da faydalı olur. Kendi çıkarlarını koruduğu gibi, toplumun çıkarlarını da korur. Bu da hem dünya hem de ahret mutluluğuna sebep olur. İnsan, bütün canlılardan farklı olarak imtiyazlı ve müstesna, acayip, güzel ve şirin duygularla bezenmiş bir biçimde yaratılmıştır. Bu özelliklerinden dolayı, insanda türlü türlü istekler, arzular meydana gelmiştir.

Meselâ, insan, en seçkin şeyleri ister, en güzel şeylere meyleder, süslü şeyleri arzu eder, insaniyete lâyık bir şerefle yaşamak ister. Şu arzuların gereği olarak, kendisine lazım olan tüm ihtiyaçlarını istediği gibi, güzel bir şekilde elde etme imkânı yoktur. Bu ihtiyaçlarına kavuşabilmek için pek çok sanatları yapabilme becerisine sahip olması lazımdır.

Bir insanın hem berber, hem fırıncı, hem ayakkabıcı, hem terzi olması ve bu ihtiyaçlarının tümünü kimsenin yardımı olmadan gerçekleştirmesi imkânsızdır. Başkalarıyla diyalog içinde olmak zorundadır. Herkes meydana getirdiği eserleriyle birbirine yardımda bulunur ve bu sayede dünyada rahat bir yaşam sistemine kavuşabilir. Saatçinin fırıncıya, fırıncının berbere, berberin de kullandığı aletleri yapanlara ihtiyacı vardır.

İnsanlar bu ihtiyaçlarını giderirken dinin öngördüğü usul ile yaparlarsa, bu hem ibadet olur, hem de emniyet meydana gelir. İslam dininde en önemli hususlardan biri de emniyettir, insanların birbirine güvenmesidir.

Ticaretle ilgili olarak Efendimizin şu hadisini bilen ve uygulayan toplumda her zaman huzur ve güven ortamı oluşmuştur.

Ebu Sa?îd el-Hudrî (ra) rivayet ettiği bir hadis?i şerif?te, Allah Resulü (sav) şöyle buyuruyor: ?Emin ve doğruluktan ayrılmayan ticaret ehli (ayette sırat-ı müstakim ashabı olarak zikredilen) peygamberler, sıddikler, şehidler ve sâlihlerle beraberdir.? (1)

 

Kaynaklar

 

Tirmizî, Büyû: 4, (1209); İbnu Mâce, Ticârât: 1, (2139); Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Hadi, No, (194)  cilt, 1, Sa, 424, Prof, İbrahim Canan Akçağ Yayınları.

 Feza Gazetecilik, A.ş, İst.

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı