Bizi biz yapan ve değer kazandıran ancak ibadet ve dualarımızdır. Gece yanan ateşin üstüne koşan kelebekler gibi, sevap işlemeye koşmamızdır. Yılandan, akrepten kaçar gibi günahlardan kaçmamızdır. Dua etme hususunda da yol göstericimiz peygamberimizdir.
Bunu da Allah Resulü (sav)Fadâle İbnu Ubeyd?in (ra) rivayet ettiği bir hadis-i şerif?te şöyle izah buyurmuştur:
?Sizden biriniz duaya Allah?a hamd-ü sena ederek başlasın, sonra da dilediğini istesin.
Tirmizi?nin rivayetinde ise Allah Resulü bir gün Mescitte ashabıyla otururken, biri gelerek namaz kılar ve sonra ?Rabbim, beni bağışla, bana rahmet et? diye dua eder. Fakat Allah?a hamd-ü sena ve peygambere salât-ü selam okumaz. Bunu gören Efendimiz bu kimse acele etti der ve adamı çağırır.
?Ey namaz kılan kişi, acele ettin. Namazı kılıp oturdun mu, Allah?ı lâyık olduğu şekilde sena ve Resulüne salât-ü selam oku, sonra dua et? buyurdu.
Evet, bu Hadis bize duanın makbul olması için, mahiyetçe nasıl olması gerektiğini bildirmektedir. Allah?a hamd-ü sena ile başlamak ve mutlaka Allah Resulüne ?salât-ü selâm okumaktır.
Arapça olan salât kelimesi, namaz manasında kullanıldığı gibi, dua manasında da kullanılmaktadır.
Konumuzla ilgili olarak bir başka hadiste Hz. Ömer (ra) rivayet etmiştir. Resulü Ekrem (sav) buyuruyorlar ki:
?Dua sema ile arz arasında durur. Bana salât okunmadıkça, Allah?a yükselmez. (Beni, hayvanına binen yolcunun maşrapası yerine tutmayın. Duanızın başında, ortasında ve sonunda bana salât okuyun.? (1)
Efendimizin maşrapa teşbihine gelince: Yolcu, bineğine yol eşyalarını ve azığını yükledikten sonra, son olarak da yolcu için fazla ehemmiyet taşımayan maşrapasını semerin arkasına takarmış.
İşte Resulü Ekrem?in (sav) kendisine yapılacak salât-ü selâmın, yolcu maşrapası gibi ehemmiyetsiz, olmadığını ve ona kıymet verip, duanın başında ve sonunda salâvata yer vermelerini tembih ediyor.
Namaz da bir çeşit dua olduğu için, bu iki Hadis Müslüman?ın olmazsa olmazı olan namazı kılarken, Allah?a hamd ederek başlamanın ve sonunda da peygambere salât-ü selam okumanın önemine dikkatimizi çekmektedir.
Konuyla ilgili olarak Ebû Hüreyre?nin (ra) rivayet ettiği bir Hadis-i şerif?te Allah Resulü (sav) buyuruyorlar ki:
?Kim Fatiha-i şerife suresini okumadan namaz kılarsa bilsin ki bu namaz nakıstır, eksiktir -bu sözü üç kere tekrarladı.? (2)
Fatiha, sözlükte açış demektir. Fatiha Suresi Kur?an?ı açış suresidir. Yedi ayet olmakla beraber, sevap cihetiyle Kur?an?da en büyük suredir.
Fatiha suresi, Kur?an hakikatlerinin özünü kapsadığı için, kendisine Ümmü?l-Kitap adı verilmiştir.
Bu sebeple Fatiha?yı birkaç yer müstesna her yerde okuyabiliriz. Lâkin Rabbimiz bizi huzuruna davet ettiği anda, okumak insanı başka bir âleme taşıyor. Namaz vakti girdiğinde Allah, kulunu namaza davet ediyor. Yani kulun Rabbiyle buluşacağı an gelmiştir. Kul o anda
?Hamd-ü sena Âlemlerin Rabbi olan Allah?a mahsustur? diyerek Rabbini metheder. Şu ifadenin; alanına dâhil olan, kapsamına giren başka tarz bir ifade bulunamaz. Bu surenin aynı zamanda bizim kul olarak dünya ve ahret için bütün isteklerimizin özetini içeren ve Allah?a arz eden anahtar cümlelerin bulunduğu bir suredir.
Gerek namazda gerekse başka yerlerde Fatiha?yı Şerife?yi okumaya başlarken ilk önce Rabbimizi överek başlıyoruz. Tabi bu cümleyi namazda söylemek bir başka anlam kazınır.
Çünkü kâinatta düşünen insanı ister istemez hamd-ü senaya zorlayan kasti ikramlar ve nimetler vardır. Özellikle kan ve fışkı içinden safi, temiz, gıdalı sütü en muhtaç olduğu bir zamanda, aciz yavrulara gönderen Allah?a teşekkür sadedinde söyleyeceğimiz tek cümle hamd-ü senadır?
Allah?ı övme, yüceltme ve methetme ancak Onun kelamıyla olursa elbette daha güzel olur. Çünkü insan kelamı Onun kelamının yerini tutmaz. Bu sebeple namaz gibi bir makamda, Elhamdü lillâhi Rabbilâlemîn Yani ?Hamd-ü sena Âlemlerin Rabbi olan Allah içindir? diyoruz. Namaz, dua ve ibadetlerin tümünü içine alır, namaz kılmaya başladığımız anda Rabbimizle irtibata geçer ve Onu razı edecek söz ve davranışlarda bulunuruz. Kulluğumuzun gereği de budur.
Ebu Hüreyre rivayetinde şöyle diyor: ?Ben Resulü Ekrem?den işittim:? ?Allah Teâlâ hazretleri (bir hadîs-i kudsîde) buyurdu ki: ?Ben kıraati kulumla kendi aramda iki kısma böldüm, yarısı bana ait, yarısı da ona, Kuluma istediği verilmiştir.?
Burada bir misal arz edeyim. Biz birisinin yanına gitsek, onu methetmeye başlasak birinci metihte teşekkür ederim biz layık değiliz der, geçiştirir. Fakat üç dört defa tekrar etsek adam sorar, galiba senin dilinin ucunda bir şeyler var, hele de bakayım ne istiyorsun? Misalde gördüğümüz gibi Kul namazda, Cenab-ı Hakka ait bölümü okurken
El hamdü lillahi rabbil alemin, dediği zaman sanki tarafı ilâhiden ne istiyorsun? Suali gelir. Ama kul Rabbiyle olacak randevusunu gerçekleştirmiştir. Bu fırsatı kaçırır mı? Cevap vermez, devam eder,
Er rahmanir rahıym, Yani ?Ey Rahman ve Rahim olan Allah?ım, minnet sana, şükran sana ve bütün övgüler sana mahsustur? der.
Burada da ne istiyorsun? Suali söz konusudur. Ama kul, yine de cevap vermez, Rabbini övmeye devam eder.
Mâliki yevmiddîn, Yani, ? Ey din gününün yegâne sahibi olan Allah?ım? der. Ne istiyorsun sorusu burada da mevzuu bahistir. Kul Allah?ın huzurunda bulunmanın cezbesi içinde, kendinden geçmiş sanki naz makamına vasıl olmuş gibi cevap vermez ve söyleyeceğini söylemeye devam ederek
İyyâken?abüdü ve iyyâke nesteîn. Yani, ?Ey benim Allah?ım! Yalnız sana kulluk eder ve yardımı da yalnız senden isteriz.?
Artık Fatiha?nın kula ait bölümü bitmiş, Cenab-ı Hakka ait bölüm başlamıştır.
Kul cümlesini tamamlarken, sanki Cenab-ı Hak tarafından ?Ey kulum biliyorum, bir şey isteyeceksin söyle artık, diyeceğini de!? Kul tabiri caizse taşı gediğine koyar ve diyeceğini der.
İhdinas sıratal müstekîm. Yani, ?Yâ Rabbî beni doğru yola hidayet eyle? ve ilâve eder.
Sıratallezine en?amte aleyhim ğayrilmağdubi aleyhim veleddâllîn. Yani, O doğru yol ki; Kendilerine lütuf ve ihsanda bulunduğun kimselerin yoludur. Gazabına uğrayanların ve dalâlete düşenlerin değil.? Kul son cümleyi de söyler söylemez, Allah: ?Bu benimle kulum arasında bir (sözleşmedir). Kuluma istediğini verdim? der. Böylece kul Allah huzurunda Fatiha?yı tamamlar, günde beş defa Rabbiyle mülâkat yapar ve istediğini alır.
Kaynaklar
1. Tirmizî, Salât 352, 486; Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Hadi, No, (1773) cilt, 5, Sa, 512, Prof, İbrahim Canan Akçağ Yayınları,
2. Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Hadi, No, (2531) cilt,7, Sa, 534, Prof, İbrahim Canan Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik, A.ş, İst.


