Kayboldular bir bir hepimizi yitik bir zamana teslim ederek? Renksizleşti mahalleler, köyler, hem de şehir? ?ala bula? bir dünyayı bizlere bırakıp ta gittiler
Erkeç dayı, Eczacı Kemal emmi... Sıddığın Ali, Tevfik hoca? Osman Saylam, Abdullah Şabanoğlu?Muzaffer Tatu?
Ve yitik zamanın son terk edeni, herkesin öğretmeni Abdullah Kasap?
Başkent yolculuğum üzerine bir yazı tasarlıyordum ama şahsına münhasır renkli simalar aklıma düştü parmaklarım klavyeye temas ettiği an?
Onlar mekân değiştirdikçe tadı tuzu kalmıyor geriye kalan dünyanın? Kırmızısı yeşili, mavisi kayboluyor renklerin? Ve ala bula bir dünya işte geriye kalan?
Şerefede sabah ezanı okuduğu sırada balık sırığı ile alttan dürtülerek korkutulan ve 40 gün sayarak korku günlerini kokmuş deri içerisinde geçiren Tevfik hocayı hatırlayıp da gümlemeyenimiz var mı?
Eti SAS?ın maçlarının müdavimi Abdullah Şabanoğlu?nun onca seyircinin gürültüsünü bastıran sesini kulağında hissetmeyen var mı?
Ya; ?Irak gezisinde çadırların arasında gezerken bir çadırın altından çıkmış bir çift potinli ayağa öyle bir vurdum ki, çadırdan çıka çıka Saddam Hüseyin çıktı? diyen Halk eğitim Müdürü Muzaffer Tatu?nun nice hikâyelerini bilip te gülümseyerek yad etmeyen var mı?
Seydişehir tabiri ile ?o günün bahrinde? üç tekerlekli dolmuşuyla Manavgat?a tatile giden? Aynı araçla kışın kestane kebap yapan? Köfteci? estikçe kafasına hurda alıp satan Sıddığın Ali abiyi? Namı değer bitirim Ali?yi sevgiyle anmayan var mı?
Oklava ebatlarında sopası ile tek hamlede istenilen ilacı raftan indirip ?oğlum İsmail bide sen say? diyerek tahsilâtta sağlamayı pekiştiren? Yılardır uğramadığı Pınarbaşı?ndaki ağaçların büyüyüp büyümediğini başkalarına soran şeker adam Eczacı Kemal emmiyi bilmeyenimiz, keşke olsaydı demeyenimiz var mı?
Bilenler bilirler? Geyik avı sırasında ilk atıştan sonra yaraladığı geyiğe ?abi bi el daha atsana? diyen arkadaşına ? niye bidaha atayım olm? İkinci atacağımda aynı delikten geçecek? Yazık mı değil kurşuna?? diyen Gözelin Mustafa Emmi?yi kendine has diğer yaşanmışlıklarını anlatırken sevgiyle gülümsemeyen var mı ?
Ya; dünyanın en bahtız jonglörü futbolun, tiyatronun made in Seydişehir?i Osman Saylam abinin? Giremediği lojmanların yüzme havuzuna bağlamanın ne kadar sülüğü varsa attığını? Arap Ethem emminin mahdumu Abdullah karaduman?ı transferin zenci futbolcusu, Ali Saylam?ın kalecisi, Tevfik kavruk?un Teknik direktörü olduğu Senaryosunu kendisinin yazdığı ?50 milyoncuk futbolcuk? adlı tiyatro oyununu hatırlayıp ta gülümsemeyen olabilir mi?
Ya; aramızdan ebediyete daha dün ayrılan dedenin, çocuğun, torunun, hepimizin matematik öğretmeni Abdullah kasap hocanın ? pencereden bakan sınıfta çakan? sibek kafalılar? deyişini bilmeyen var mı?
Gittiler, gidiyorlar, gidecekler, bitecekler?
Keşke durabilselerdi renkler? Kalabilselerdi şahsına münhasır büyükler? Renksiz dünyamızın renkleri olsalardı?
Niye mi? Bakın etrafınıza? Küsüz birbirimize?
Tüh hepimize be?


