25 Nisan 2026, Cumartesi
14:51
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

Cenab-ı Hak Kur?an?ı Kerim?de buyuruyor ki: ?Allah?ın nimetlerini saymaya kalksanız, mümkün değil, onları sayamazsınız. Muhakkak ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.? ( 1)

Bu surede Allah baştan sona, insanlara verdiği nimetleri sayıp döküyor, sanki şöyle diyor:?Ey insanlar! Ben sizi biliyorum, tanıyorum rahmetimle size verdiğim nimetlerimle de bildiğimi bildiriyorum.? Buna mukabil ey insanlar! Siz de onu bilin ve hürmetle bildiğini bildir ve katiyen anla ki: Senin gibi aciz, fakir, zayıf, fâni, küçük bir mahlûka koca kâinatı hizmetçi vermek; elbette onun merhametidir. Bu kadar çok nimet ve merhamet, insandan külliyetli ve halis bir şükür, ciddî ve safi bir hürmet ister. İşte o halis şükrün ve o safi hürmetin tercümanı ve adresi, ?Bismillahirrahmanirrahîm? dir. Nimetlere her el uzatışınızda bismillah deyin. O rahmetin gelmesine vesile olun ve Rahman?ın dergâhında onu kendinize şefaatçı yapın.

Rabbimiz, Ayet-i Kerimenin sonunu çok manidar bağlamış. Nimetlerimi saymakla bitiremezsiniz dedikten sonra, arkasından bağışlayıcılığını ve merhametli olduğunu beyan buyuruyor. Bu ifadesiyle sanki şöyle bir mesaj veriyor: ?Ey insanlar siz bu kadar nimetin şükrünü eda edemezsiniz.  Ama gücünüz yettiğince şükrünü edaya çalışınız. Gereğini yapamadığınızdan dolayı üzülmeyiniz. Şükrünü eda edemediklerinizin karşılığında bir şey istemeyeceğim. Onları merhametimle bağışlayacağım.?

 Orta derecedeki müminlere de derki; ?size bir ceket bir pantolon veya bir takım elbise verilmemiştir. Size verilen nimetlerin içinde, öyleleri var ki cennetten de kıymetlidir. Öyleyse ibadetinizi artırın kıymetli zamanlarınızı kıymetsiz şeylerle öldürmeyin.?

Kâfirlere de derki; ?gelin Allah?ı bir bilin, gözünüz önündeki onca nimete karşı, nankörlük etmeyin. Ezelde verdiğiniz ibadet sözünü yerine getirin.?

 Münafıklara da derki; ?gelin ikiyüzlülük etmeyin, ibadetinizi ihlâsla yerine getirin mirdir. Allah son derece merhametli ve bağışlayıcıdır.?

Nimet deyince ilk etapta akla gelen, yenip içilecek şeylerdir. Hâlbuki gözümüz, kulağımız, dilimiz, dudağımız, elimiz, ayağımız gibi sair duygularımız, hepsi bizim için bir nimettir. Bizim gözümüzün görmesi, kulağımızın işitmesi bir nimet olduğu gibi, başkalarının görüp işitmesi de bizim için bir nimettir.

Örneğin: Tehlikeli bir durumla karşı karşıya kalan insanın çığlığını, başkasının işitmesi onun için nasıl bir nimet olduğunu o zaman daha iyi anlar.

İnsanlar Allah?ın kendilerine verdiği nimetlerin çoğunu, elinden çıktıktan sonra nimet olduklarının farkına varır. Birisinin bir gözü görmez olunca, çok şükür biri sağlam demiş. Hâlbuki iki gözü sağlamken böyle şükrettiği yoktu. Gerçekten şu fani hayattan mustarip olan ve ebedî yaşamak isteyen insana, daimi bir hayatın varlığını haber veren ve insanı derin endişelerden kurtaran peygamberler de bir nimettir. Ahreti keşif ile görüp haber veren evliyalar da bir nimettir. Yoktan var etmesi ve varlığından haberdar etmesi ayrı bir nimettir. Dere kenarında bir ağaç olabilirdik, bulanık su veya bulaşık bir çamurun içinde yaşayan canlılardan olabilirdik veya kirli işlerle meşgul olan bir böcek olabilirdik. Bunların hiç birisi değil de, insan olma şerefi lütfedilmiştir.

?Ey insan-ı müştekî! Sen mâdum kalmadın, vücut nimetini giydin, hayatı tattın, câmid kalmadın, hayvan olmadın, İslamiyet nimetini buldun, dalâlette kalmadın, sıhhat ve selâmet nimetini gördün.? 2.

Sayılamayacak kadar nimetleri lütfeden ve Rezzak ismiyle bütün lezzetli gıdaları birer sofra hâlinde önümüze koyan Allah, Rahim ismiyle de ahret sofralarını da önümüze koyacaktır.

Kaynaklar:

1. Nahl Suresi, 16/18

2. Mektup, Bediüzzaman Said Nursi, Sa, 286, Envar neşr İst.

Esselamüaleyküm

 

 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı