Geçmişimiz bize referans olmalı, bize yol göstermeli ve geçmişimizden ders alıp geleceğimizi ona göre kurgulamalıyız. Çocuklarımıza güzel bir gelecek hazırlamak onları gelecekte daha donanımlı hale getirmek bizim elimizde. Bu da bizim önce kendimize güvenmemize ve bu güveni genç kuşaklara aşılamamıza bağlı gözükmektedir. Biz çok kültürlü bir medeniyetin temsilcileriyiz. Bu topraklar üstünde yaşayan topluluklardan ve onların zengin kültürel değerlerinden etkilenen insanların yaşantıları birbirleri ile etkileşimleri o kadar artmış ki bu topluluklar arasında sağlam bir dostluk temelinde ilişkiler gelişmiştir. Toplumsal olarak birbirini kabul eden bu insanlar arasında kurulan dostluk günümüzde zayıflamış ise bunun sebebi toplumun iç dinamikleri olmayıp topluma dışarıdan dayatılan etkilerin bir sonucu olarak değerlendirilmelidir.
Bu coğrafyada yaşamak zordur. Hele herkesin gözü olan bu topraklar da yaşamak, devlet olmak hatta Müslüman bir devlet olmak zordur. Bu zorluğu hep birlikte yaşıyoruz. Bu zorluğu yaşarken birde birbirimiz hakkında oluşturduğumuz yıkılması zor olan ön yargılarımız var. Bu ön yargıları yıkmak insan için zor bir uğraştır. İnsanın ön yargılarını yıkması kendisini geliştirmesine, başkaları ile iyi ilişkiler kurmasına ve ilişki kurduğu insanları eksiği ve fazlası ile kabullenmesine bağlıdır. Sağlıklı insan ilişkileri ön yargıların minimize edildiği, insanların birbirilerini kabullendiği ortamlarda geliştirilebilir. Ancak günümüzde bu konuda kimse adeta burnundan kıl aldırmamaktadır. Küçük dağları ben yarattım edasıyla düzenlenmeye çalışılan insan ilişkileri kimi zaman çatışmaya dönüşmekte, kimi zaman da insanların birbirinden nefret etme düşüncesinin oluşmasıyla sonuçlanabilmektedir. Bu düşüncenin oluşması bazen geçici olmakta bazen de uzun sürebilmektedir. Ön yargılar insanın ; önceden tanımadığı bir kişi yada bir toplum hakkında kulaktan dolma bilgilerle o kişiye ve ya topluma yönelik bir bakış açısı oluşturması olarak tanımlanabilir.Bu nedenle insanlar kendi ön yargılarını kendileri oluştururlar.Oluşturdukları ön yargıları yıkmakta kendi ellerindedir.
Sağlıklı insan ilişkileri iletişime bağlıdır. Toplumsal bir hastalık haline gelen dedikodu insanlar arasında iletişim kurmayı güçleştirmektedir. Bu dedikodular ister insanlar hakkında olsun isterse toplumlar hakkında olsun ön yargıların oluşmasına temel teşkil eder. Ön yargıların temelinde dedikodu olduğuna göre, dedikodunun da gerçek olmadığı düşüncesini iç dünyamızda oluşturabilirsek kişiler ve toplumlar hakkında ön yargılar oluşturamaz ve sağlıklı bir iletişim kurabiliriz.
İnsanın hayatında en zor kırdığı, oluşturduğu zaman en zor ortadan kaldırdığı düşünce ön yargılarıdır. Hiç tanımadığı bir insan hakkında düşünce geliştirmek ve o bakış açısı ile o insanı değerlendirmek bir eksikliktir. Toplumsal ilişkilerin temelinde sağlıklı bir iletişim kurmanın yolu ön yargılar oluşturmadan insan ilişkilerini düzenlemek olmalıdır. Bir insanın iyi yada kötü olduğunu onunla iletişim kurduktan sonra değerlendirilmelidir.Başkalarının o kişi ve toplum hakkındaki sözleri belirleyici olmamalıdır.Çünkü her birey çevresindeki insanlarla sağlıklı ilişkiler kurabilir.Bu yetenek yüce yaratıcı tarafından o bireye verilmiştir.Ama o bu yeteneğini kullanmayıp hazır düşünce kalıplarına kendisini teslim edip kendi bakış açısının dışında başkalarının gözü ile etrafına bakıp ilişkilerini bu yolla düzenlemeye kalkmaktadır.Bu ise kendi iç dünyasında karışıklıklara neden olmakta ön yargı oluşturduğu insan ve toplumlarla herhangi bir nedenle iletişim kurduğunda söylenenlerin aksine o kişi ve toplumun kendisine anlatıldığı gibi olmadığını anlayınca kendi oluşturduğu ön yargılarını kendisi yıkmaktadır.
O zaman sağlıklı birey, dedikoduya itibar etmemelidir. Bireyler arasındaki ilişkiler menfaat ilişkisinden çok dürüstlük temelinde olmalıdır. Karşılıklı kabul ve birbirini anlayabilen bireylerin oluşturduğu toplum sağlıklı iletişimin kurulabildiği bir toplumdur. Bu nedenle her insan tanımadığı bir insan hakkında yorum yaparken iki kere düşünmelidir. Dinimizde insan ilişkilerinde bile kusurların örtüldüğü bir anlayışın kabul edildiğini düşünürsek, etrafımızdaki insanlar hakkında onların güzel yönlerini ortaya çıkararak konuşmalıyız.Onların olmayan özelliklerini olmuş gibi göstererek dedikodu yapıp o insan ve toplum hakkında diğer insanların ön yargılar oluşmasına fırsat verirsek bunun bu dünya da bir karşılığı olduğu gibi inandığımız öbür dünyada da bir karşılığı olacağını unutmamamız gerekir.
Unutmayalım sağlıklı insan ilişkileri sağlıklı bireyler tarafından geliştirilebilir. Bundan dolayı insan ilişkileri temelinde önce kendi kendimizin eksik ya da fazla yönlerimizi ortaya çıkarmalıyız. Devamlı karşısındakinin eksiğini yüzüne vuran bireyin toplumda sağlıklı ilişkiler kurabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle bireysel ve toplumsal ilişkilerimizde çuvaldızı kendimize iğneyi karşımızdakine batırma erdemini gösterebilmeliyiz. Birbirimizi sevmeli insan olduğumuz için birbirimize saygı duymalıyız.


