25 Nisan 2026, Cumartesi
12:59
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

Değerli bir işi yapan memura, insaflı âmiri elbette takdirname verir. Allah da kendisinin memnun olacağı bir işi yapan kulunu, ödüllendirir ve memnun olacağı bir makama yükseltir. Bir kul için en büyük derece, cennet ve cennet içinde kedersiz bir yaşamı elde etmektir. İnsan en mükemmel bir bahçede bulunsa bile, içinde bir sıkıntısı varsa onun için o bahçenin fazla bir değeri yoktur.

Burada önemli bir noktaya okuyucunun dikkatini çekmek isterim. Kul, Allah?ı ne kadar severse Allahda kulunu o kadar sever. Eğer insan Allah katında derecesini artırmak isterse, Allah?ı çok zikretsin ve nefsine en ağır olan bir ibadeti yapmakta ısrar etsin.

Ebu Hüreyre (ra) rivayet ettiği bir hadis?i şerif?te, Allah Resulü (sav) şöyle buyuruyor ki: ?Söyleyeceğim tavsiyelerle kim amel edecek, ya da amel edecek birine kim öğretecek?? diye sordu? Ebu Hüreyre? (ra) ?Dedim ki ben öğreteceğim ey Allah?ın Resulü! Bunun üzerine elimden tutup şu beş tavsiyeyi sıraladı:?

?1-Haramlardan kaç ki, insanların en çok ibadet edeni olasın, çünkü haramla beslenen bir vücut odun gibi, ibadet için eğilmez.

2- Allah?ın sana yaptığı taksime razı ol ki, insanların en kanaatkârı olasın.

3- Komşuna iyilik et ki, gerçek mümin olasın.

4- Kendin için sevdiğini başkaları için/de sev ki, gerçek Müslüman olasın.

5- Çok gülme, zira çok gülmek kalbi karartır.?(1)

Ey insan! Efendimiz, insanlara abdesti kusursuz alın derken, kendisi abdestini kusursuz alırdı. Başkalarına kelime-i şahadet getirin derken, önce kendisi kelime-i şahadeti getirirdi. Efendimiz Allah?tan aldığı emirleri nefsinde yaşardı, sonra tebliğde bulunurdu.

Efendimizin bu hareketinde her sınıf insana göre çıkarılacak çok büyük dersler vardır. Bu örneğin uygulanması evvela yuvada olursa, o ailede sorun olmaz veya asgariye düşer.

DENGEYİ KAYBEDER

İnsanda bazen hissiyat galip gelir ve dengeyi kaybeder, daha sonra kendisinde bulunan şehvani ve hayvani hislerin etkisiyle Allah?ı unutturan işlerle meşgul olur. O hisler akıbeti görmedikleri ve düşünemedikleri için, insanın manevi duygularını felç eder. Neticede kendini meşgul eden o şeylerin anlamsız olduklarını, Allah korusun, takdir edemeyecek duruma düşer. İnsan o kör hissiyatın galip gelmesiyle, ne gibi tehlikelere maruz kalacağını bir bilseydi, dilini duaya alıştırır, hissiyatını hak yolda çalıştırırdı.

Hz. Cabir?in (ra) rivayet ettiği bir Hadis-i Şerif?te Allah Resulü (sav) şöyle buyuruyor:

?Dua mü?minin silahıdır.? Bir başka hadislerinde de şöyle buyurmuştur:

?Dua mü'minin silahı, dinin direği, semâvat ve arzın nurudur.? (2)

İbadet noktasında tembellik eden Müslümanlar, dillerini duaya alıştırırlarsa en azından farzları yapmaya muvaffak olurlar. Böylece hazır ve devamsız, geçici lezzetlerle teselli olmayıp, hiç kaybolmayan daimî lezzetleri ararlar. Vicdanı bozulmamış bir insan kusur işlemenin iyi bir şey olmadığını bilir. Bu o kadar tehlikeli değildir. Asıl kusur, hatadan dönmeyip, inat ve ısrarla günaha devam etmektir. Eğer kusurunu itiraf eder ve Rabbine iltica ederse affa nail olabilir. İnsan ne kadar kusurlu olursa olsun yine de Allah?a iltica ederse kapısından eli boş dönmez. Kur?an?ı Kerim, bil hassa nefsinin esiri olan, çokça kusur işleyen insanlar için ümit ışıklarını yandırmakta ve Âdem?in (asm) olayını anlatarak insanlara ümit vermektedir.

Kur?an?ı Kerim okurken veya dinlerken, Âdem babamızın olayına dikkatimizi çekerek bizi günahları işlemek değil, uzak kalmaya davet ediyor ve buyuruyor ki:  ?Biz Âdem?e dedik: Sen ve zevcen ile beraber, cenneti yurt edinin ve dilediğiniz yerde gezin, yiyin, için; fakat şu ağaca yaklaşmayın. Eğer yaklaşırsanız zalimlerden olursunuz.?(3)

Ayet-i kerime?de konu anlatılırken, Âdem?e (asm) şu ağacın meyvesinden yemeyin denilmiyor, ağaca yaklaşmayın deniliyor. Kur?an?ı Kerim bu ayetle insanlığa pek çok mesajlar vermektedir. ?Günahlar mayın tarlası gibidir, sakın yaklaşmayın, şayet yaklaşırsanız içine düşersiniz. Babanız Âdem?in düştüğü akıbete bari siz düşmeyin.

Âdem (asm) Cenab-ı Hakk?ın kendine yaptığı tembihi, unutarak ya da şeytanın vesvesesine kapılarak, işlediği günahla cennetten atıldı. Bahsi geçen ayetin başında, Âdem?in (asm) imdadına İlâhi Rahmetin yetiştiği ve kendisine bir takım ilhamların geldiği anlatılmaktadır. Âdem (asm) başına gelen bu olaydan sonra, başka gidecek kapının olmadığını idrak ederek, Allah? tan aldığı o ilhamla hatadan dönmenin erdemlilik olduğunu bildi. Allah?a yalvardı. Allah? da tövbesini kabul etti. Zaten Allah, tövbeleri çokça kabul eden, merhameti bol olandır.?      

Rabbimiz, Âdem?i (asm) yeryüzünde bir kısım sıkıntı ve hizmette bulundurduktan sonra tekrar alıp cennetine götürdü.

Bu mübarek ayet insanlara manen diyor ki!

?Ey insanlar! Eğer kusur etmişseniz ümitsiz olmayın. Allah?ın Rahmeti geniştir, kusur etmişseniz tövbe ve nedamette bulunun. Babanız Âdem ne yaptığının farkına vardıktan sonra, Rabbine iltica etti o da affetti. Siz de babanız âdemin yaptığı gibi onun kapısına gider özür beyan ederseniz, sizi de affeder.?

Kaynaklar:

1. Tirmizi (2305); Büyük Hadis Külliyatı, Hd, No, (9685) Çeviren: Naim Erdoğan, İz, Yayıncılık, İstanbul, 2006,

(2) Cemü?l-Fevaid, Büyük Hadis Külliyatı, No, 9225, Çeviren: Naim Erdoğan, İz, Yayıncılık, İstanbul, 2006; Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Hadi, Umumi açıklama, cilt, 5, Sa, 484, Prof, İbrahim Canan Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik, A.ş, İst

3. Bakara sûresi 2/ 35)

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı