Seydişehir şifa bulması ömür sürecek bir hastalıktan
öyle yorgun ve öylesine bitap düştü ki sormayın gitsin?
Çekemezlik, hasetlik, kibir, öfke, çamur?
Ruhi rahatsızlıklar? almış başını gidiyor? Hastayız
efendim hastayız? Birimiz az birimiz çok ama hepimiz hastayız?
Ve bu hastalık öylesine hızlı sirayet ediyor ki? Payını
almayan yok? siyahla beyaz arasındaki bütün renkleri unuttuk? İfratta pervasız?
Tefrikte insafsız olduk bittik?
Kapı önlerinin yada maile sohbetlerde dillerimizden
düşen şu söz ?Bir halt olmaz bu şehirden, bu milletle bir yere varılmaz??
Ne garip bir anlayış? Ne düşündürücü? Sanki bu
şehirde yaşayanlar başkaları? Sanki bu şehrin ifratçıları hepimiz değiliz?
Herkesin elinde yafta ?aşşa mahalle senin, yokarı benim
mahalle dolaşıp duruyor?
Her neye sahipse bu şehir sayesinde sahip olanlar,
en çok da bu şehrin değerleriyle savaşıp duruyor. Kimisi ?giderim? diye tehdit
ediyor, kimisi de atılan her hayırlı bir adım için ?hikâye? diyor!
Kimisi bir işin içinde kendisi yoksa o işi kötü ilan
ediyor; kimisi de hastalık derecesinde her işe muhalif?
Yakamıza yapışmış en illet hastalık ?çekememezlik?? iftira, küfür, kin ise çerez
gibi ortalıklarda? En büyük düşmanlar?
Bir esnafımızın çeki yazılmaya görsün? Anında tüm
şehirde malzeme? ?Çorun çocuğun? dilinde?
Dedikodu ve iftiralardan ötürü işadamlarımız
ellerindeki malvarlıklarını paraya çeviremiyorlar? ?duydunuz mu bitikmiş,
dükkanını satmış, arabayı satacakmış, oturduğu evi vermiş? dedikodularına maruz kalmamak için ne
zorluklara göğüs geriyorlar?
Çekemiyoruz birbirimizi? Sevmiyoruz? saygı
yoksunuyuz? Anlamıyoruz vesselam?
Konuşmak yerine kavga etmeyi, öğrenmek yerine
karalamayı şiar edindik adeta?
Ne zenginimizi kabulleniyor, nede ihtiyaçlısına
tahammül edebiliyoruz? Ve bütün bu olumsuzluklardan kendimizi ayırt edip,
benliğimizi arzın merkezine oturuyoruz?
Biz değil miyiz bu şehrin sakinleri? Yaşayanları? ak
ve karanın arasındaki tüm renkleri görmeyip ıskalayan biz değil miyiz?
Halbu ki ne atabilir nede satabiliriz bu memleketi?
Bu şehir bizim?
Birbirimizi yemek için harcadığımız enerjinin dörtte
birini işimize, helal lokmamıza ve bu şehre harcasak?
Daha da yaşanır olmaz mı Seydişehir?


