Okumak ne güzel bir davranış olsa gerek.Hepimiz çocuklarımıza ?oku? diye baskı yapar onun okuma alışkanlığını kazanması için çaba sarf eder dururuz.Bazen bu işte başarılı olur çocuğumuzun okuma alışkanlığını kazanmasını sağlar mutlu olur, bazen ise bu çabamızda hayal kırıklığına uğrar bütün suçu çocuğumuza atma eğilimi gösteririz.Ancak okuma alışkanlığını kazanmak için biraz sabır her zaman gerekli olmuştur. Toplumu oluşturan herkes okuma işiyle ya okuyarak ya da okunanları dinleyerek uğraşmaktadır.Bu işi bazıları zevk alarak, bazıları zorlama ile yapmaktadır.Her ne şekilde olursa olsun insanın okuması güzel bir davranıştır.Kendimizi geliştirmek için mutlaka okumalıyız.Okumak için hiçbir zaman geç kalmış sayılmayız.Bu yıl bir kitap okuduysak kendimizi bir sonraki yıl iki ve ya daha çok kitap okumak için zorlamalıyız.Kitap okurken beynimiz, yazarla iletişim kurar.Kimi zaman okuduğumuz kitap bizi kırlara, yaylalara, uçsuz bucaksız çöllere, gür ormanlara, şırıl şırıl akan dere kenarlarına ve çağlayan şelalelere götürür.Kimi zamanda engin denizlerde yüzdürür okuduğumuz kitap bizi.Bazen yazarla fikirlerimiz çatışır? ben olsam böyle yapardım? diye söyleniriz içimizden, bazen de tam benim gibi düşünüyor yazar diye keyifleniriz kitap okurken . Her ne şekilde olursa olsun kitap okurken yazarla içsel iletişim kurarak adeta onunla konuşuruz.Kitap okumaktan zevk alır, okuduğumuz kitabı bitirdikten sonra bu kitap benim düşün dünyama ne bıraktı diye düşünürüz. Zevkli olan tarafı da budur kitap okumanın.Tavsiye ederim güzel bir iştir kitap okumak.
O zaman ne okuyalım ne kadar okuyalım? Ne okumak istiyorsanız onu okuyun.Ama mutlaka bir şeyler okuyun.Gazete, dergi ve kitap sizin en iyi arkadaşınız olmalı.Onlar size hiçbir zaman kızmazlar, öfkelenmezler.Sizinle dertleşirler.İstediğiniz zaman onları elinize alır istediğiniz zaman elinizden bırakabilirsiniz.Elinize aldığınız zaman seviniriler bıraktığınız zaman üzülürler ama size hiçbir zaman belli etmezler.Ne güzel şeydir okumak.Yüce Allah?mızın İnsanların En Güzeli Peygamber Efendimize ilk emri ?Oku? diye başlamaktadır.
Okumak insana sayısız fayda sağlar.Bunların başında ufkunu genişleterek olayları daha fazla açıdan değerlendirmesine katkı sağlar.Karşılaştığı güçlükleri analiz etme yeteneğini elde edebilmesine yardımcı olur.Analiz ettiği düşünceleri sentezleyip değerlendirme yeteneğini yine okuma ile elde ederiz. Günlük hayatımızda iletişim kurduğumuz kişilerle kendi deneyimlerimizin yanında kitaplardan öğrendiğimiz tecrübeleri, anıları, olayları ve olguları kullanırız.Bundan dolayı kitap okumanın bize sayısız faydası olduğunu deneyimlerimizi paylaştığımız zaman anlayabiliriz.
Hayatımızda bu kadar önemli bir yeri olan kitaplar acaba yeterince insanımız tarafından okunuyor mu? İşte istatistikler burada bizi Avrupa Birliği ülkeleri ve OECD ülkeleri arasında son sıralarda gösteriyor.Bu da şu anlama geliyor.
Okumuyoruz.Günlük gazete,dergi ve satılan kitap sayısına baktığımız zaman toplam nüfusumuza göre okuma oranımız batı Avrupa ülkelerine göre çok gerilerde olduğunu araştırma sonuçları bize göstermektedir.O zaman bu konuda anneler, babalar ve öğretmenler olarak neler yapabiliriz diye kendi kendilerine sormalı ve ona göre her aile kendi sorununa kendi yaklaşımı ile çözüm bulmalıdır.Ailenin bu soruna çözüm ararken ilk önce çocuğunun öğretmeninden çözüm bulma çabasına katkı sağlaması için iletişime geçebilir.
Kitap okumak bir davranış değişiklidir. Hiç kitap okumayan bir bireye ?kitap oku? diye söz söylemek yada ?neden okumuyorsun? diye soru sormak o bireyin kitap okumasını sağlamaz.Kitap okumak başlı başına bireyin bulunduğu ortam ile yakından ilgisi vardır.Bireyin çevresinde okuyan bireyler var ise o bireyde okuma isteği oluşur.Önce merak eder.Sonra merağını gidermek için okuma isteği bireyin içinde uyanır.Böylece kitap okuma alışkanlığının temelleri bireyin içsel dünyasında atılmış olur. epşmşz Hhhhhhhhh
Bu temeller bireyde nasıl ve ne zaman oluşmaya başlar sorusuna verilecek en güzel cevap okulöncesi çağıdır. Çünkü bireyin kişiliği 0- 6 yaş arasında oluştuğunu göz önüne alırsak bu yaş grubunun önemini bir kez daha anlamış oluruz. Bu yüzden gelişmiş ülkelerde yüzde yüz olan okulöncesi okullaşma oranı ülkemizde sadece yüzde elli civarında olduğunu göz önüne alırsak toplumun neden okumadığını okula ve okumaya uzak durduğunu anlayabiliriz. Bu nedenle çocuklarımızı okulöncesi eğitim kurumlarına göndermeliyiz. Zaten bu zamana kadar isteğe başlı olan bu eğitim 2011/2012 eğitim öğretim yılından itibaren ülke genelinde zorunlu eğitim kapsamına alınacağından zaten okula göndereceğiz.Ama bir zorlama ile değil onların birlikte bir şeyler öğrenebilmeleri paylaşma ve dayanışma duygularını kavramaları kitaplarla tanışmaları için okulöncesi eğitimi desteklemeyiz.


