24 Nisan 2026, Cuma
22:50
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

?O takvâ sahipleri ki, gayba inanırlar.? (1)

İnsanların bir kısmı, Kur?an?ı Kerim?i inceleyip araştırdıktan sonra şüphesiz Kur?an?ın Allah kelâmı olduğunu kabul ederler. Bir kısım da vardır ki: Araştırmacılara itimat ederek Kur?an?ın Allah?ın kelâmı olduğuna şeksiz inanırlar. Artık; Kur?an onlar için maddî ve manevi işlerinde, şaşmaz ve şaşırtmaz en doğru rehberdir.

Konumuza ser levha yaptığımız bu ayette geçen ?yü?minune? cümlesi, bir fiil cümlesidir. İman ettiler yerine iman ederler ifadesi çok manidardır. Bu usul, eğitimde çok önemli bir husustur. Evvela böyle bir ifade, Rabbimizin insanlara olan merhametini gösterir. Bazen biz de çocuklarımıza bir şeyi yaptırmak için onları överek o işi yaptırırız.

 Bir âmir memurlarını tenkit ederek değil de, överek iş yaptırırsa daha çok başarılı olur. Rabbimiz de ?Yü?minune? tabiriyle bu metodu uygulayarak ?iman ederler? diyor.

Kur?an?ı Kerim bu metoduyla ikinci ayette kendini, üçüncü ayette de Kur?an?ın Allah kelamı olduğunda şüphe etmeyen ve görmedikleri Allah?a görüyor gibi inanan müminleri methediyor. Âli Sultan?a hizmet eden elbette âli olur. Sıradan bir polis memuru, Valiy?i koruma görevine getirilince, birden insanlar nezdinde itibari artıyor. Müminler de Allah?a hizmetkâr olurlarsa, şu dünyada dahi itibarları artar ve onun aziz bir misafiri olurlar. Evet, Kur?an?ı Kerim iman ederler cümlesiyle, iman fiilini hayalin nazarına gösterip, ondaki değeri tasvir etmekte ve imanda devamlılığın vetazeliğin korunmasına işaret etmektedir. Ayrıca insanları iman etmeye teşvik etmekte, teşvik ise bir nevi hidayettir.

?Yü?minune?  bu cümle Arapçada hem şimdiki zamanı hem de gelecek zamanı kapsamına almaktadır. İnsanlar mükellef olur olmaz, iman etmeleri gerektiği gibi, o imanı hayatlarının sonuna kadar korumalarının gerektiğini de ima eder. Bir misalle buna açıklık getirelim:

Mesela, Ali yemek yiyor.

-Ne zamana kadar yer?

-Doyana kadar.

-Mümin iman eder.

-Ne zamana kadar iman eder?

-Ömrünün sonuna kadar iman eder.

Yani hakiki mümin hayatı boyunca muttaki olma vasfını devam ettirme azminde olur.

     Bir insan yapacağı işi severse onu özenerek yapar. Rabbimiz de özenerek yapmamız için bizi teşvik ediyor. Eğer iman etmeye mecbursunuz dese, akıbeti görmeyen kör hissiyat ile belki insanlar nefislerine uyup iman etmezler. Buna rağmen iman etmemekte direnenlerin sayısı az değil.

İnsanda fıtraten teslimiyetten kaçma meyli vardır ve hür yaşamak ister. Ona asıl hürriyetin imanda olduğu anlatılırsa, aklı sönmemiş, kalbi ölmemiş ve vicdanı bozulmamış her insan kabul eder. Rabbimiz bunu bildiği için, insanları methe derek teslim olmaya teşvik ediyor Allah?a teslim olmaktan kaçanlar, nefislerine esir düştüklerinin farkında değildirler.

İnanmakla yükümlü olduğumuz şeyler şunlardır:

1. Allah?a,

2. Meleklere,

3. Kitaplara,

4. Peygambere,

5. Ahiret gününe,

6. Hayır ve şerrin Allah?tan olduğuna şüphesiz iman etmektir.

Bu altı esasta şüphesi olmayan, muttakiler safında yerini alır. Artık kalp takva ile şüphe ve vesveselerin getirdiği paslardan, lekelerden arınmış, imanın nuruyla cilalanmış ve aydınlanmıştır. Bilhassa bu zamanda kalp aydınlığını koruyabilmek için, takvayı esas tutması şarttır. Bu vasfı kayıb ettiren sebepler şunlardır:

Birincisi: Şirkte ısrar etmektir.

İkincisi:  Günahlara devam etmektir.

Üçüncüsü: Allah dan başkasına kulluk etmektir.

Madem şu sosyal hayatın her dakikasında, yüz günah ile karşı karşıya kalıyoruz; elbette takva ile ve günahlardan kaçma niyetiyle, yüzer Salih amel işlemiş hükmündedir.

 

Kaynaklar

 

(1) Bakare Suresi, 2/3

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı