24 Nisan 2026, Cuma
19:17
23.07.2025
Manşet Altı Reklam
Bir gün bir genç yanıma geldi ve şöyle dedi:    ?Cenab-ı Hak yeryüzünü âdeta bir sofra gibi çeşit çeşit nimetlerle süslemiş, bu apaçık belli ki onlarla kendini insanlara tanıttırmak ve sevdirmek istiyor. Acaba insanların pek çoğu neden onu tanıma gayretinde değiller??  Ben de dedim: Nasrettin Hoca?nın zamanında, cimrinin biri Akşehir Gölü?ne düşmüş. Adam batıp çıkıyor, boğulma tehlikesi geçiriyormuş. Halk yardım etmek için toplanmış ve ver elini tutup çıkaralım, demişler.  Ama cimri adam bir türlü elini vermiyormuş. Bu sırada Nasrettin Hoca gelmiş ve hemen, al elimi, demiş. Cimri adam hocanın elinden tutmuş ve çıkmış. Hemen halk hocanın etrafını sarmış:    ?Hocam neden bizim elimizi tutmadı da senin elini tuttu?? demişler. Hoca Efendi cevap vermiş:     ?Adam cimri, siz diyorsunuz ver elini, adam ölür ama elini vermez. Ben ise al elimi dedim, o da elimi aldı ve boğulmaktan kurtuldu.?          İnsanlar Allah?ın kendini tanıttırmak ve sevdirmek için, önümüze koyduğu binler çeşit nimetlerden istifade ediyorlar. Hatta daha yok mu diyorlar. Ama maalesef istifade ettikleri bunca nimetleri, önümüze ne için koydu diye hiç düşünmüyorlar. İnsanın yaşaması için bir iki nimet olsa yeter de artar. Zaman israfı noktasında çok cömert davrandıkları halde, bu noktaya hiç zaman ayırmıyorlar, çok cimri davranıyorlar. Eğer Allah?ın şu kara topraktan meydana getirdiği, binlerce sanat eseri olan meyveleri, sebzeleri, çiçekleri, ağaçları, kuşları vb. tefekkür edip takdir etseler ve Cenab-ı Hakk?ın sanatını alkışlasalar ve kendilerini ona sevdirmeye çalışsalar, Allah?ın cemalini cennette görebilirler. Bu konuda Üstad Bediüzzaman şöyle der: ?Bu gördüğünüz ihsanat ile size muhabbetini gösteriyor. Siz dahi itaat ile ona muhabbet ediniz. Hem şu görünen in'am ve ikramlar ile size şefkatini ve merhametini gösteriyor. Siz dahi şükür ile ona hürmet ediniz. Hem şu kemalâtının âsârıyla, manevî cemalini size göstermek istiyor. Siz dahi onu görmeğe ve teveccühünü kazanmağa iştiyakınızı gösteriniz. Hem bütün şu gördüğünüz masnuat ve müzeyyenat üstünde birer mahsus sikke, birer hususî hâtem, birer taklid edilmez turra koymakla, her şey kendisine has olduğunu ve kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor. Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.? (*)Bu asır değişim asrıdır. Bazen bir günde bir asırda yapılamayan değişim gerçekleşiyor. Nimet şükür ister. Maddi sahada böyle baş döndürücü gelişmeler olduğu gibi, manevi sahada da olabilir. Allah?ın ikram ettiği nimetler şükür ister. Geçtiğimiz gün Japonya?dan gelen bir dostum, aynen şöyle anlattı:?İman konusuyla ilgili bir kitabı, Japon arkadaşıma verdim. Sabahleyin adam geldi, gözleri kıpkırmızı, belli ki uyumamış. Sabaha kadar kitabı okumuş. Sonra bana dedi ki: ?Kıyamet günü ben senden davacıyım çünkü sen şimdiye kadar bana bu hakikatleri anlatmadın.? Müslüman olarak bildiğimiz hakikatleri bilmeyenlere anlatmak vazifemizdir. Bir hakikat, bir insanın ebedi hayatını kurtarır. İslamiyet gönülleri fetheden bir hakikatler denizidir.       * Sözler, Bediüzzaman Said Nursi, s. 121, Envar Neşriyat, İstanbul.
ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı