24 Nisan 2026, Cuma
17:42
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

Rabbimiz kullarını bağışlamak, cehennemden azat etmek ve cennetine koymak için bahaneler arıyor. İşte o bahanelerden biri de Ramazan orucudur. Ramazan-ı şerifte amel ve ibadete verilen sevap bire bindir.

İnsanoğlu dünyaya ahiret için ziraat ve ticaret yapmağa gönderilmiştir. Ramazan ayının çok hikmetlerinden biri de insanoğlunun manevi kazancına bakar. Ramazan ayı, ahiret için gayet kârlı bir pazardır. Adeta çok verimli bir arazi gibidir. Yapılan ibadetlerin yüklü sevaba dönüşmesi için bahardaki nisan yağmuru gibidir. Cenab-ı Hakk?ın yaptığı ikramlarına karşılık, ibadetle mukabele eden kulların, resmigeçit yaptıkları kutsi bir bayram hükmündedir. Oruç her zamanki gibi, yemeye, içmeye ve nefsi arzularının peşinde koşmaya engel oluyor. Bu nedenle insan ömrünün gafletle geçmesine meydan vermiyor. İnsan bunun için oruç tutmakla mükellef kılınmıştır. Oruç tutan insan, dilini yalandan, gıybetten ve galiz tabirlerden alı koyarak ona oruç tutturur. Lisanı, Kur?an okuyarak, zikir, tespih, salavat ve istiğfar gibi ibadetlerle meşgul eder... Mesela, gözünü harama bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten alıkoyup gözünü ibrete ve kulağını Kur?an dinlemeğe sarf etmek gibi sair duygularına da bir nevi oruç tutturur.

Güya muvakkaten hayvaniyetten çıkıp melek misal bir vaziyete girer. Böylece Allah?ın ?Samed? ismine aynalık etmiş olur.

 Evet, ramazan-ı şerif; bu fâni dünyada, fâni ömür içinde ve kısa bir hayatta bâki bir ömür ve uzun bir hayatı bakiyeyi kazandırır.

Üstad Bediuzzaman, Ramazan ayında elde edilen manevi kârları şöyle anlatır:

Ramazan-ı şerifte her bir harfin, on değil bin ve Âyetü?l-Kürsî gibi ayetlerin her bir harfi binler ve Ramazan-ı şerifin cumalarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadir'de otuz bin hasene sayılır. Evet, her bir harfi otuz bin bâki meyveler veren Kur?an-ı Hakîm, öyle bir nuranî şecere-i tûbâ hükmüne geçer ki milyonlarla o bâki meyveleri, Ramazan-ı şerifte müminlere kazandırır.? (1)          

İnsan, dünya da Allah için sıkıntılara maruz kalırsa ahirette mükâfatını görecektir. Başta peygamberler, pek çok sıkıntıya maruz kalmışlar, çok büyük imtihandan geçmişlerdir.

Özetle söylemek gerekirse Allah?a yönelir, isteyeceğimizi ondan ister, yaptıklarımızı onun emri olduğu için yapar, kaçtıklarımızdan da yine onun emri olduğu için kaçarsak, bu amellerin zerresi dahi kaybolmaz. Nitekim Rabbimiz Kur?an-ı Kerim?de şöyle buyuruyor:  

 ?Kim zerre kadar iyilik yaparsa karşılığını bulacak. Kim de zerre kadar kötülük yaparsa oda onu görecektir.? (2)

Ayet-i kerimede görüldüğü gibi, iyi veya kötü zerre kadar da olsa yapılan ameller karşılıksız kalmıyor.

O vakit insan nefsine demeli: ?Ey nefis! Ölüm var, bir gün kapıyı çalacak, sen başıboş değilsin, bir vazifen var. Tembelliği bırak, gururunu kır, başını seccadeye koy, seni yaratanı düşün. Kabre gideceğini bil, öyle hazırlan. Burada birkaç damla da olsa gözyaşı dök, orada kurtul.?

Allah kendi rızası için yapılan bir iyiliği, akıtılan gözyaşını boşa çıkarmaz.  

 

Kaynaklar:

(1) Mektubat, Bediüzzaman Said Nursi, S. No (401) Envar Neşriyat, İstanbul.

       (2)  Zilzâ Suresi,  99/7-8

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı