İnsan bir yolcudur. Bu yolculuk ise ruhlar âleminden, anne karnından, çocukluktan, gençlikten, ihtiyarlıktan, kabirden, haşirden, sırat köprüsünden geçip Âdem babamızın yurdu olan cennete kadar uzanır. Bu esnada önüne bazı misafir haneler gelir. Buralarda varacağı yer için, kendine lazım bazı şeyleri alması gereklidir. O yer ki; dünyanın bin sene mesut yaşantısı onun bir saatine eş değer değildir.
İşte böyle bir yere gitmek üzere insan yola çıkarılmıştır.
Bu misafirhanede güzelce alış veriş yaparak sermayeyi birden bine yükseltmektir. Çünkü burada insan az duracak, yoksa eli boş gider. Bu noktadan Ramazan ayı çok iyi bir pazar, çok verimli bir arazidir. Ramazan ayı ekilen manevi tohumların yeşillenmesi için baharda gelen nisan yağmuru gibidir. Burada ekilen tohumlar ötede meyve verecektir.
Konuyla ilgili olarak Peygamberimiz (sav) sormuşlar: Hangi sadaka daha faziletlidir Allah Resulü (sav) buyurdular ki: ?Ramazanda verilen sadaka!?(sadakadır). (1)
Ebu Hüreyre?nin (ra) rivayet ettiği bir Hadis-i kutside ise Allah Resulü (sav) şöyle buyurmuştur:
?Ademoğlunun her amelinin sevabı on mislinden yedi yüz misline kadar çıkar. Ancak oruç bundan müstesna. Oruç sırf benim içindir, onun mükâfatını da ancak ben veririm; çünkü kulum yemesini, içmesini ve şehvetini sırf benim için terk etti.? (2)
Şu hadislerden anlaşılıyor ki sermayeyi çoğaltma noktasında Ramazan ayı bulunmaz bir fırsattır. Bu ayda akrabalardan fakir olanları, bilhassa talebeleri gözetmek ahiret sermayesini artıracak iyiliklerin en önemlisidir.
Ayrıca Kur?an-ı Hakim okunduğu zaman her bir harfinin on sevabı var; on cennet meyvesini kazandırır. Ramazan-ı Şerif?te her bir harfin, on değil bin; Ayet-el Kürsü gibi ayetlerin her bir harfinin binler ve Ramazan-ı Şerif?in cumalarında ise daha fazla sevabı var. Leyle-i Kadir?de her harfin sevabı otuz bin sayılır. Rabbimiz çok merhametli, bizi cennetine koymak için bütün sebepleri seferber ediyor. Hem Allah?ın vereceği mükâfatlar yalnız Kur?an okumaya özgü değildir. Allah hoşuna giden her hayırlı iş için, mükâfat vereceğini vaat ediyor. Kur?an-ı Kerim, konumuzu şöyle izah buyuruyor:
?Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak verip her birinde yüz tane bulunan bir başağın haline benzer. Allah dilediğine katlayarak verir. Allah?ın lûtfu geniştir, ilmi her şeyi kaplar.? (3)
Rabbimiz bu ayetiyle, Müslümanları ahiret ticaretine teşvik ediyor.
Şimdi düşün; bu kutsi, ebedî, kârlı ticareti elde etmeye çalışmayanlar ne derece zarar ettiklerini bir gün anlarlar ama atı alan Üsküdar?ı geçmiş olur.
Bir tek Ramazan bu fâni dünyada, fâni ömür içinde ve kısa bir hayatta seksen senelik uzun bir ömrü kazandırır.
Bahsi geçen müjdeyi elde etmek için her mümin, dilini yalandan, gıybetten ve çirkin tabirlerden uzak tutarak tüm organlarına oruç tutturmalıdır. Dili, Kur?an, zikir, tespih salavat ve istiğfar ile meşgul etmeli, ayrıca günlük lüzumlu işleri de ihmal etmemeli. Yani seccade ve tezgâh biri diğerine mani olmadan aynı anda yürütülmelidir.
Efendimiz, Ramazan ayıyla ilgili olarak bir müjde daha veriyor.
Ebu Hureyre?nin (ra) rivayet ettiği bir hadis-i şerif?te Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyorlar ki: ?Ramazan ayı geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapatılır ve şeytanlar zincire vurulur.? (4) Öyleyse ey ehli iman! Açılan kapılardan gir ve kurtul. Burada bir olay anlatarak yazımızı bitirelim:
Gencin biri Ramazan ayında hırsızlık yapmış, onu yakalayıp hapse koymuşlar. Bir nur talebesini de, Risale-i Nurları okuduğu için hapsetmişler. Hapiste sohbet sırasında peygamberimiz, ?Ramazanda şeytanlar zincire vurulur.? buyurmuştur demiş. Hırsızlık yapan itiraz edip demiş.
-Sen öyle dersin, ama şeytan beni kandırdı. Ramazanda şeytana uydum hırsızlık yaptım, hapis edildim.
Nur Talebesi
-Bak kardeşim, köylerde bağ evleri olur. Bağ evinin kapısının önüne bir köpeği zincirle bağlarlar. Sen o bağa girsen köpek sana bir şey yapamaz, ama köpeğin zincir alanına girersen seni ısırır. Sen şeytanın zincir alanına girmişsin, daha şeytan seni bırakır mı?
Ramazanda ve sonrasında şeytana uymaktan sakınmalıyız.
(1) Tirmizi, Zekat 28.
(2) Müslim, Sıyam no. 164, s. 807.
(3) Bakara, 261 .
(3) Müslim, Sıyam 2, s.1079.


