16 Nisan 2026, Perşembe
05:50
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Bugünkü Müslümanların en büyük handikabı, tebliğin ne olduğunu bilmemeleridir…Daha doğrusu tebliğ ile propagandayı birbirine karıştırmalarıdır.Tebliğ ve propagandayı  aynı görseler bile bunlar taban tabana zıt iki kavramdır..Biri geçici,diğeri kalıcıdır.

       Propaganda insan avcılığıdır. Sonuç almak için her yol meşrudur. Propagandist istediği neticeyi temin etmek için yalanda söyleyebilir, demagoji de yapabilir. Bütün İllüzyon vasıtalarını kullanabilir. Çünkü amaç bir gayenin tahakkukudur. Bizim Müslümanlarımız maalesef tebliğden bunu anlıyorlar. Tebliği adam kazanma sanatı olarak görüyorlar.

         İslam dan kendilerine göre birtakım doğrular tespit etmişler ve herkesi o doğruları kabule çağırıyorlar.Hatta çağırmakla da kalmayıp psikolojik ve manevi tehditlerde de bulunuyorlar. Bakıldığın da onu tavizsiz bir Müslüman gibi görürsünüz.Ama kendi nefsinde İslami yaşadığına net şahit olamazsınız.Saat kurmadan sabah namazına kalkmayan bir insanın, bir başkasını namaz kılmaya zorlaması tebliğ değil, propagandadır.

          Oysa tebliğ, davasını eksiksiz yaşama halidir. Bir hayat tarzıdır. Tebliğci tebliğ etmek istediği şeyi önce kendi nefsinde yaşayandır. Sonra da onları kendi hareketiyle sergileyendir. Tebliğde sonuç almak, muvaffak olmak amaç değildir. Hidayetin doğrudan Ceneb’ıHakkı’ın tasarrufunda olduğunu bilerek, davasını karşı tarafa aktarmaya çalışır. Onu zorlamaz. Onu ikna etmek için iradesine ipotek koymaz. Tebliğ ile propaganda arasındaki bu inceliğe muttali olmayan insanlarımız bugün tebliğ adına cinayetler işlemektedir. Kendi nefsinde teslimiyet bulamamış (İslam olmamış)bir insanın islamiyeti anlatması itici olur.Bugün ortalıkta sayısız İslamcı olduğu halde yeterince “Müslüman”bulunmamasının sebebi de budur.

       Keza kendi imanında dahi açmazları bulunan birisinin iman propagandası yapması, ikna edici olmaz. Çünkü İslam, öncelikle bir iç duyuştur.Zorlama iman olmaz.İnanır gibi görünürse de o inanmış sayılmaz.Çünkü iman kalple oluşan bir nurdur. Ve tamamen vehmidir kesbi değil. Olmayan imanı kesp ile var kılmak mümkün değildir. Tebliğci ile propagandist bu noktada birbirinden ayrılır Tebliğci kendisin bizzat yaşadığı güzellikleri, muhatabının algılama kabiliyetine göre anlatılır ve neticeyi ve Allah’a bırakır. Oysa siyasetin vasıtası Propaganda, dinin vasıtası tebliğdir.

       Birincisi avcılıktır.avcılıkta tuzak kurmak da vardır.Şaşırtmak da..Hatta aldatmak da..Çünkü siyaset,Sonuçta,bir neticeyi gerçekleştirme amacındadır.Kişini,inandırılmak istenen şeyin doğruluğuna inanması-inanmaması önemli değildir.Ama tebliğde kişi önce kendisini inandırmıştır demek de az kalır.Hakkıyla inanmıştır.Karşı tarafı kendi  yaşadığı güzelliklere çağırırken,icbara ,iknaya, aldatmaya gerek duymaz.

      Bugün, bazı kurum ve kuruluşların mensuplarında görülen yanlışların doğrudan islama mal edilmesi,İslami tebliğ ettiklerini sananların propaganda yapmalarından kaynaklanıyor..Siz siyasetle dini,propaganda ile tebliği birbirine karıştırırsanız,karşı taraf da haklı olarak,yanlışlarınızı,savunduğunuz düşünceye mal eder..”Efendim sen bize bakma İslam güzeldir,iyilik dinidir” demek hareketlerinizi meşrulaştırmaz.Siz tebliği propaganda haline getirirseniz,birileri de haklı olarak sizin hareketlerinize bakıp davanız konusunda menfi düşüncelere varabilir..

 Dinin siyaset sahnesine çekilmesinin en büyük veballerinden biri bu olmuştur.Ve maalesef İslam adına hareket eden her kurum ve kişi, bilmelidir ki her hareketi İslam adına değerlendiriliyor.Bir yandan faiz haramdır diyeceksin,diğer yandan,paralarını ihtikar yapan bankalarda nemalandıracaksın.Bir yandan rüşvet haramdır,Bir yandan lüks ve israf haramdır diyeceksin,diğer yandan en lüks otellerde yarım trilyonluk düğünler yapacaksın.Bir yandan yandan da iki yüzlülük edeceksin.  

 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı