Bir hata, bir ihmal, bir öngörüsüzlük ama bir şey mutlaka var.
Bu kadar ölümün, bu kadar acının, bu kadar yıkımın can alıcı soruları vardır ve bu soruların cevabını bulmadan yürekler huzur bulmaz.
'Kaza' ve 'kader' özürlerimizi, kabahatlerimizi, günahlarımızı gizleyeceğimiz kavramlar değildir.
Kaza ve kadere sığınarak bu soruları sormazsak, cevapları bulamazsak, önlemlerimizi almazsak benzer faciaları tekrar tekrar yaşayacağız demektir.
Marmara Depremi'ni hatırlayalım. Binlerce insanımız öldü. Köylerimiz, kasabalarımız, şehirlerimizin bazı bölümleri enkaza dönüştü. Deprem ülkesi Türkiye bu büyük faciaya hazırlıksız yakalandı.
Oysa depreme hazır olabilirdik. Kayıplarımızı en aza indirebilirdik. Bazı yıkımları öngörebilir, tedbirlerimizi alabilirdik. Yapılmadı ve bütün ülke ağıtlarla yankılandı.
Bu hazırlıksızlık, tedbirsizlik kader değildi. İhmaldi. Sorumsuzluktu.