Bir imamın başarısı mesleğine olan özverisine bağlıdır. Evvela din hizmeti gönül işidir. Nitelikli bir imam cemaati kaliteli ve nitelikli hâle getirir. Ölü gönülden bir şey çıkmaz, gönlü ölü olan bir imamın cemaati de ölü gibidir. Sıra dışı günler, mesela miraç kandili gibi mübarek bir gece, o tür imamlar için sıradan bir gün ve gece gibidir!
Aziz okuyucularım yazılarıma dudak büküp geçmeyin. Bu benim içimi kanatan bir yaradır. Ben onları isim ve resimleriyle tanırım. Maalesef bu camianın içinde eli öpülecek imamlar arasında böyleleri de vardır. Bunların cemaati de kendileri gibidir. Cuma günü caminin önüne gelirler, ezan okunmadan içeri girmezler. Yapılan vaazlara iştiyak duymayacak kadar gönülleri kapalıdır.
İmamın asli görevi, böyle uyuşuk uyuşuk duran insanları aktif hale getirmektir. Bir imam görevini aşk ve şevkle yapmıyorsa, onun misali, rüyasında güya uyanıp, rüyasını halka hikâye eden adam gibidir. Hâlbuki rüyasında onun uyanması, uykunun hafif perdesinden derin ve kalın perdesine intikal ettiğinin alametidir. Böyle bir uyanık ölü gibidir. Yarı buçuk uykuda bulunan insanları nasıl ikaz edip uyandırabilir?
Caminin üst sorumlusu imamdır. İmamın cemaati eğitip onların geleceğini aydınlatacak projeler üreterek ahirette ellerini dizlerine vurmamalarını sağlamaktır. Bir imam mesleğine olan sevgisini, aşkını ve heyecanını gözden geçirmek zorundadır. İmamların iki türlü sorumlulukları vardır. Bağlı bulundukları kuruma karşı sorumlu oldukları gibi, Allah’a karşı da sorumlulukları vardır. Bağlı bulundukları kuruma karşı yaptıkları yanlışı, kitabına uydurup kamufle edebilirler. Ama Allah’a karşı bunu yapamazlar. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez hoca yeni göreve geldiği sıralarda Bursa’da imamlarla yaptığı toplantıda söylediği:
“Bu hizmeti sıradan bir hizmet gibi görenler kendilerine başka bir görev arasınlar.”
Eğer Diyanet İşleri Başkanımızın tavsiyesine uyarlarsa, hem peygamber makamını işgal vebalinden kurtulurlar, hem de cemaatinin ahirette hakkında yapacakları şikâyet davasından kurtulurlar. Gönül bağıyla bağlı olmayan, işini sevmeyen bir imam, bu işte muvaffak olması mümkün değildir. Bu meslek sadece aşkla yapılır, başka bir şeyle yapılmaz. Bu mesleğin taşıdığı risk başka hiçbir meslekte yoktur. Çünkü bu işin bir de ahiret boyutu vardır. İşim var diye cuma günü kimseye haber vermeden çekip giderek, cemaati yüzüstü bırakan bir imam ahirette pek kolay hesap veremez. Bugün ben izinliyim diye miraç kandili gibi mübarek bir gecede, cemaati kendi haline terk eden bir imama bunun hesabını burada sormasalar da, ötede mutlaka sorulacaktır. Böyle mübarek gün ve gecelere, sıradan bir gün ve gece gibi bakan bir imamın, senenin yarısını izin ve raporla geçiren, böyle sorumsuz bir din görevlilerinin diyanet camiasından ayıklanması lazımdır. Böyle mesuliyetsizleri bu kurumda tutanların vebali bu tür imamlardan az değildir.
Diyanet işleri Başkanlığı, imamların verimliliğini ölçmez, görevlerini verimli bir şekilde ifa eden imamlarla etmeyen imamları ayırmazsa verimlilik düşer. İmamların verimliliği ölçülmeli ve maaşları ona göre verilmelidir. Çalışan ile çalışmayan, kendini geliştiren ile yerinde sayan, sallabaşı al maaşı diyenle, kendini yetiştirmek için çaba harcayan bir tutulmamalıdır. Gecesini gündüzüne katarak kendini ve cemaatini geliştiren imamlar, ödüllendirilmelidir. Yerinde sayanların, gayretli imamları engellemesi önlenmelidir. Kendisi yan gelip yatıyor, çalışanlara da “Sen çalıştın da ne oldu?” gibi moral bozucu sözlerle, gayretli imamların yüreğine pranga vurulmasına izin verilmemelidir. “Memleketi sen mi düzelteceksin” diye, gayretli imamları alaya alanları bu camiadan uzaklaştırmalı veya onları da terbiye etmeli. Gayretli imamları, gayretsiz ve çabasızların sataşmalarından kurtaracak bir sistem getirilmelidir. Mevcut sistemde çalışan, gayret gösteren imamlar, enayi yerine konulmasın. Yani verimsizlik ödüllendirilerek çalışanlar tembelliğe teşvik edilmesin. Kanayan yarayı sarmak için verimlilik kıstasları belirlenmeli ve ücretlendirme de ona göre yapılmalıdır.
Not: Bu yazının devamı gelecek.
Not: Sitemizin yazarlarından gayretli vaiz ve hoca, Mehmet Erkan’nın, beyin vitamini Üç Işıktan Yansımalar adlı hayatın manasını, Allah’a kulluğun önem ve anlamını, ibadet ve taatlerin bize kazandırdıklarını anlatan çok faydalı bir kitap kaleme almıştır. Cihan Yayınları arasında çıkan kitap, okuyanlara içinde bulunduğumuz üç ayların manasına uygun fikirler verecek İnşallah. Okuyuculara daha fazla ibadet ve iyilik yapma düşüncesi uyandıracaktır. Pek çok konuda ilham kaynağı olan bu kitabı okuyucularına tavsiye ederim.
İrtibat:
Fahri Kubilay Seyit Harun kitap evi (3325826934)
Mehmet Erkan (05316729608); ([email protected]):