Diyanet işleri Başkanlığı, imamların verimliliğini ölçmez, görevlerini verimli bir şekilde ifa eden imamlarla etmeyen imamları ayırmazsa verimlilik düşer. İmamların verimliliği ölçülmeli ve maaşları ona göre verilmelidir. Çalışan imamla çalışmayan imamı, kendini geliştiren imamla yerinde sayan imamı, sallabaşı al maaşı diyen imamla, kendini yetiştirmek için çaba harcayan imam bir tutulmamalıdır. Gecesini gündüzüne katarak kendini ve cemaatini geliştiren imamlar ödüllendirilmelidir. Yerinde sayanların, gayretli imamları engellemesi önlenmelidir. Kendisi yan gelip yatıyor, çalışanlara da “Sen çalıştın da ne oldu?” gibi moral bozucu sözlerle, gayretli imamların yüreğine pranga vurulmasına izin verilmemelidir. “Memleketi sen mi düzelteceksin” diye, gayretli imamları alaya alanları bu camiadan uzaklaştırılmalıdır. Gayretli imamları, gayretsiz ve çabasızların sataşmalarından kurtaracak bir sistemler getirilmelidir. Mevcut sistemde çalışan, gayret gösteren imamlar, enayi yerine konulmasın. Yani verimsizlik ödüllendirilerek çalışanlar tembelliğe teşvik edilmesin.
Din hizmetinde verimliliğin artması için yapılan bir projede, iki saatlik bir seminere dahi katılmak istemeyen ve isyan eden imamlara rastlıyoruz. Namaz bitince duadan sonra, küçük bir aşir okumak bile ona ağır geliyor. Namaz kıldırma saati dışında iki saatlik bir hizmeti vermeye tahammülü olmayan, yada namazı kıldırır çıkar giderim, gerisi beni ilgilendirmez diyen imamla, fedakârca çalışan performansı yüksek ve kendini geliştiren, gayretli imamların, cemaatini evlerinde ziyaret ederek sohbetler tertipleyen, kitap okumayı ve camiye devamlılığı teşvik eden imamların maaş ve ücreti aynı olmamalıdır.
Bu camia içinde böyle sorumsuz kişiler, maalesef hem camiaya hem cemaate zarar veriyorlar. Bu hâl sürekli kanayan ve sarılmayı bekleyen bir yara gibidir. Bir önceki yazımda belirttiğim gibi, kanayan yarayı sarmak ve verimliliği artırmak için, bazı kıstasların getirilmesi ve ücretlendirme de ona göre yapılması lazımdır.
GETİRİLMESİ GEREKEN KISTASLAR NELER OLMALIDIR?!
1. M murakıpların sayısı artırılmalı ve murakıpları kontrol eden murakıplar konmalıdır.
2. İmamın branşına hâkimiyeti
3. İmamın sohbet anlatmadaki başarısı, sohbeti sevdirme ve cemaati motive edebilme yeteneği, görevine olan sadakati, göz önünde bulundurularak ücretlendirilmelidir.
4. İmamın katıldığı yarışmalar ve aldığı ödüller.
5. Düzenlediği organizasyonlar ve katıldığı seminerler.
6. Çıkardığı ve katkıda bulunduğu dergi, gazete, kitap, vb.
7. Katıldığı ilçe, il ve ülkelerarası yarışmalar (bilgi, proje, spor vb.) aldığı dereceler.
8. Cemaat takibi ve cemaatle birebir ilgilenme becerisi.
9. Ev ziyaretleri
10. Cemaatin camiye devamlılığını sağlama
11. Cemaatin kendisinden memnuniyeti
12. Meslektaşları ile iletişim beceri ve başarısı
13. Varsa aldığı sevk ve raporlar
14. Branşıyla ilgili veya kültürünü geliştirmek için okuduğu kitap sayısı.
Bu ve benzeri kıstasların ışığında imamların performansı ölçülmelidir.
Diyanet camiasında ki arızalar giderilirse Allah’ın yardımıyla memleketimizin gelişmesine engel olan arızalar büyük ölçüde giderilmiş olur. Çünkü nitelikli imamlar sayesinde halkımız doğru bildiği yanlışlardan kurtulur. Her birisi nitelikli bir aile olur. Nitelikli ailelerden oluşan milletlerde de dünyada söz sahibi, üstün devletler arasında yerini almış olur.
Konumuzu milli şâirimiz Mehmet Akif Ersoy’un şu şiiriyle sonlandıralım.
“Duygusuz olmak kadar dünyada lakin derd yok;
öyle salgınmış ki me’lun: kurtulan bir ferd yok!
kendi sağlam... hissi ölmüş, ruhu ölmüş milletin!
işte en korkuncu hüsranın, helakin, haybetin!”
Mehmet Akif Ersoy