13 Nisan 2026, Pazartesi
04:39
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Haince şehid edilişinin 14. sene-i devriyesinde merhum Ali Gaffar Okkan’ı bir kez daha sevgi, saygı, hasret ve rahmetle anıyoruz. Ülkemizde son yıllarda terör uzmanı kemiyetinde enflasyon, niteliğinde ise deflasyon yaşadığımız bir dönemde, Diyarbakır’ın ‘Gaffar Baba’sının terörle mücadele yöntemlerine bir kez daha dikkat çekmek istiyorum.

Herşeyden önce ‘halkın içinden gelmek’ tabiri Gaffar Okkan model alınarak üretilmiştir. Her siyasetçinin, valinin, kaymakamın halkla beraber oturup kalkması asli görevinin bir icabı olduğu halde şişik egosundan ötürü halkla arasına set çektiklerine, merhum Recep Yazıcıoğlu örneğinde olduğu gibi sadece azının halkın içinde, halkın bir parçası olduğuna şahit olduk.

Rahmetli Gaffar Okkan, Recep Yazıcıoğlu, Eşref Bitlis ve Muhsin Yazıcıoğlu hepsi aynı ekolün farklı alanlardaki temsilcileriydiler. Hepsi de inançlı, gözüpek, hakkaniyetli, hayatları boyunca şehit olma arzusuyla yanıp tutuşmuş ve amaçlarına ulaşmış çok değerli şahsiyetlerdi. Bu aziz insanlar kitlelere toplumsal alanda rehberlik ederek önünü açan, önder şahsiyetlerdi. Milletin yetiştirdiği bu değerleri, Eski Türkiye’nin en sisli dönemlerinde, devleti sindirmek isteyen odakların taşeronlarının kahpe suikastlerinde yitirdik.    

       *******************************************************************

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 3 Kasım 2002’de iktidara geldikten sonra devrim niteliğindeki ilk icraatı Olağanüstü Hal’i kaldırmak olmuştu. Askerliğini Olağanüstü Hal coğrafyasının en cavcavlı yeri olan Tunceli’de yapmış bir genç olarak, AK Parti’nin ülkeyi normalleştirme yolunda attığı bu ilk adımdaki kararlılık ve cesaret gözlerimi kamaştırmıştı.

Terörün sözde muhariplerinden, hakikatte planlayıcılarından olan, Ergenekon sanıklarından Jitem’i de, Hizbullah terör örgütünü de kendisinin kurduğunu ve Gaffar Okkan’ın başkatilllerinden örgüt lideri Velioğlu’nu kendisinin görevlendirdiğini söyleyen ve geçtiğimiz Ekim ayında ölen emekli albay Arif Doğan’ın kişisel ihtirasından dolayı deşifre ettiği Eski Türkiye gerçekleri kanımızı donduruyor. Bu arada şunu da sormadan geçemeyeceğim: Hani tüm bu kirli planlar birer kompo teorisi idi ?

Bugüne gelindiğinde ise, bir zamanların ülkücü güruhun samimi ve duygusal vatanseverliğinden, inanç değerlerinden zerre eser kalmamış ve naylon milliyetçilerin partisi haline gelmiş bir Anti-AK Parti ve hatta Anti-Türkiye hareketine dönüşmüş bir partinin beslenme kaynağını kesen bir Çözüm Süreci içerisindeyiz. Şunu tüm samimiyetimle ifade ederim ki, rahmetli Gaffar Okkan bugün sağ olsaydı Çözüm Süreci’nin baş aktörlerinden biri olacaktı.  Zira, terörü bir kolluk kuvveti üst rütbelisi olduğu kadar bir uzman sosyolog gözüyle de görebilen Gaffar Okkan, kendi teorisinin aynı zamanda çevik bir uygulayıcıydı. Teröre kesin çözüm olarak önerdiği yaklaşımı, ‘amasız-fakatsız, önkoşulsuz ve karşılıksız bir insan sevgisi üzerine inşa etmişti. İşte, değer odaklı, kendi insanına güvenen, dilde değil, tüm kalbiyle büyük saygı besleyen, mesai saatleriyle sınırlı olmayan profesyonellikte çalışan, özeleştirisi ve empatisi çok güçlü, dosta sevecen düşmana sert bir emniyet müdürünün başarısı ortada… O dönemki Diyarbakırspor maçlarında İstiklal Marşı’nı okumayan 20bin kişilik futbol tribünlerinin, hemen ardından ‘Gaffar Baba’ tezahüratlarıyla stadı inletmesi… Gaffar Okkan’a gelene kadar şehit cenazelerinde olaylar çıkaran Diyarbakır halkının, onun cenazesinde 150 binden fazla kişinin sevgi seli… Üstelik hakkında koruma yasası çıkarılmış olmamasına ve kimsenin silah veya kanun zoru olmamasına rağmen, hem de etnik olarak Türk, ülkenin batısında doğup büyümüş bir emniyet müdürünün ardından dökülen gözyaşları, Kürt-Türk kardeşliğinin ileri derecede kitlesel sevgi bağının da ispatıdır.

Diyarbakır halkı ve Gaffar Okkan elele vererek, terörün nasıl derdest edileceğini, silahlı çatışmalardan kan gölüne dönmüş bir şehrin nasıl güvenli bir yere dönüştürülebileceğini hem görev süresince, hem de şehit cenazesinin kaldırıldığı ,  acının taze olduğu o günlerde, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde temelleri atılmakta olan  Yeni Türkiye siyasetinin değerler manzumesine önemli ölçüde katkıda bulunmuş ve Yeni Türkiye toplumunun oluşmasına ışık tutmuştur.   

   ********************************************************************

Akbabalar, leş yiyerek hayatlarını idame ettirirler ve hayvan leşi veya insan cesedine üşüşürler. Akbaba akınlarından huzuru kaçan bir yerin insanlarının, leşleri ortadan kaldırmak yerine, eline silah alıp gelen akbabaları tek tek avlayarak akbaba saldırılarından kurtulacağını zannetmesi, en masum haliyle tam bir akıl tutulmasıdır. Tabi işin aslında avcıların gerçek niyetinin akbabaların soyunu tüketme gayesi olduğu ve o şehrin leşlerini sırf akbabaları tuzağa düşürmek için ortadan kaldırmadıkları ortaya çıktığında, PKK terörünün ardında kamufle olmuş dışardaki Siyonist tezgahlarının ve içerdeki hain işbirlikçilerinin kimliği  kamuoyu nezdinde esrarını kaybetmiştir. Bu formülasyonda Paralel Yapı ile önce Asala sonra da PKK’ya çevirdikleri örgütlerin, Ergenekon’un, aynı terör ve savaş lordlarının himayesinde ve kumandasında oldukları da belirginleşmiştir.

Bu millet, 6-7 Ekim olaylarında ülkeyi 90lı yıllara geri götürebileceğini hayal edenlerin sinsi emellerini, soğukkanlılığı ve sağduyusu sayesinde, bir kez daha o şer çetelerinin başlarına yıkmıştır. Çözüm Süreci’ni akamete uğratmak için başvurmadığı fitne ve bozgunculuk kalmayan Siyonist güdümlü yabancı istihbaratçıların ve içimizdeki Lawrence’ların işbirliğinin deşifre olduğu bugünlerde rahmetli Gaffar Okkan’a hem siyaseten hem insani boyutta   duyduğumuz hasret depreşmektedir.

Cenazesinde gözüme çarpan bir pankart Gaffar Okkan fenomenini net biçimde özetler nitelikteydi. “BİZ SENİN HAKKINI NASIL ÖDEYECEĞİZ”.

Mekanın cennet olsun ve yattığın yerde rahat uyu Gaffar Baba… 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı