12 Nisan 2026, Pazar
16:47
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Bir Pazar günüydü, öğle namazına bir hayli zaman vardı. Ama ben yine de gelip giden olur diye gidip Caminin mahfiline oturmuştum. Bir telefon geldi, baktım benim pırlanta gençlerimden biri.

 

-Hocam nerelerdesin sana ihtiyacımız var” dedi.

-Ben hayrola ne var deyince, konuyu anlatmaya başladı.

-Bu anlattıkların telefonla çözüme kavuşturulacak bir konu değildir. Şu anda caminin mahfilindeyim, arkadaşlarını da al, buraya gel dedim.

 

Gençler geldiler, selamdan sonra kelama geçerek dediler ki; “Bir konuşmacı şunları söyledi:” “Allah ile yüz yüze görüşebilen, Allah ile ibadetler hususunda pazarlık yapabilen, ayı ikiye bölen, ümmetine şefaat edecek olan, elinden sular fışkıran vs. daha birçok anlayışla onu tanımlamak vahyin anlattığı resule inanmamaktır.”

 

-Hocam biz seni bu nedenle aradık” dediler.

 

Ben dedim:

 

-Ey gençler yukarıdaki sayılanların hepsi birer mucizedir. Anlaşılan bu adam o mucizelerin olmadığını söylüyor. Yoksa bu mucizeleri başka tarz bir ifade ile de anlatabilirdi!

 

Eğer meseleyi onun bakış açısıyla değerlendirirsek adam haklı. İnsanın elinden su fışkırmaz, bir insan olarak ay gibi gökteki bir kütleyi ikiye bölemez. Ama vahyin anlattığı bir Resul olarak bakarsak o mucizelerin gerçek olduğunu görürüz.

 

Sevgili gençlerim:

 

-Sizler akıllı insanlarsınız. Bir köye bir bekçi tayin etseler onu bir kısım yetkilerle teçhiz ederler ve bir kısım sorumlulukları da yüklerler. Kaldı ki; bu bir bekçi değil, âhir zaman peygamberi hem de âlem şümul bir peygamber. Bütün peygamberlerin de peygamberi ve Allah’ın adıyla kendi adı beraber yazılan bir peygamber! O vakit buna da bir kısım sorumluluklar yükleyecek ve bazı imtiyazlar tanınacak ve tanımıştır!

 

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de önce ona sorumluluklarını hatırlatır ve şöyle der:

 

يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ وَإِن لَّمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ

 

وَاللّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ

 

“Ey peygamber! Rabbinden sana indirilen buyrukları tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan risalet vazifesini yapmamış olursun. Allah seni, zarar vermek isteyenlerin şerlerinden koruyacaktır. Allah kâfirlere hidâyet etmez, emellerine kavuşturmaz.” (1)

 

Allah Resulü görevi alır almaz tebliğe başlar. Bu sefer de sorarlar, “Biz senin peygamber olduğuna nasıl inanacağız, delilin var mı, belgeni göster” derler?

 

Allah Resulü kendisine tanınan imtiyaz hakkını kullanır. Yani yukarıda sayılan mucizelerden birini gösterir.

 

Örneğin kendisinin peygamber olduğunu gösteren belge isteyenlere şöyle der: “İnanmazsanız şu aya bakın.” Onlar da bakarlar ve görürler ki; Allah Resulünün bir parmağının işaretiyle ay ikiye bölündü!

 

Hz. Peygambere vahiy edilen Kur’an’ı Kerim’de o mucize şöyle anlatılır:

 

:اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانشَقَّ الْقَمَرُ

 

وَإِن يَرَوْا آيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ

 

“Kıyamet saati yaklaştı, Ay bölündü. Ama o müşrikler her ne zaman bir mûcize görseler sırtlarını döner: Bu, kuvvetli ve devamlı bir büyüdür!( Yetim-i Ebu Talibin sihiri semaya da tesir etti) dediler.” (2)

 

Hz. Kur’an’dan anladığımıza göre, ayın ikiye bölündüğünü Mekke müşrikleri de inkâr etmiyorlar. “Bize sihir gösterdi” demek suretiyle olayın vukua geldiğini kabul ediyorlar!

 

-Benim sevgili gençlerim, ikinci bir misal daha vereyim:

 

Bedir ve Huneyn savaşlarında, Resul-i Ekrem (asm) yerden bir avuç toprak ile küçük taşları aldı ve kâfir ordusunun üzerine attı. O bir avuç toprak her bir kâfirin gözüne bir avuç olarak gitti. Herkes kendi gözü ile meşgul olup, hücumda iken birden kaçtılar.

 

Eğer bunu o konuşmacının inandığı gibi düşünürsek bir avuç taş, toprak binlerce avuç olmazdı. Ama Allah Resulünün eliyle Allah atınca, bir avuç taş, toprak her bir kâfirin gözüne bir avuç olarak gider ve gitmiştir!

 

Hz. Peygambere vahiy edilen Kur’an’ı Kerim’de ise bu olay şöyle anlatılır:

 

فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَكِنَّ اللّهَ قَتَلَهُمْ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَكِنَّ اللّهَ رَمَى وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِنِينَ مِنْهُ بَلاء حَسَناً إِنَّ اللّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

 

“Siz savaşta onları kendi kuvvetinizle öldürmediniz, lâkin Allah öldürdü. (Ey Resulüm) Attığın vakit sen atmadın, lâkin Allah attı. Ve bunu, Allah müminleri güzel bir imtihana tâbi tutmak için yaptı. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitir ve bilir.” (3)

 

Demek Hz. Peygamber (asm) perdedir, işi yapan Allah’tır.

 

Rabbimiz, “Habibim ok attıysan sen atmadın, kılıç kullandıysan sen kullanmadın, onları atan da biziz” buyuruyor.

 

Bir üçüncü mucizeyi de Bediüzzaman’dan dinleyelim:

 

Allâme-i Mağrib Kadı Iyaz Şifa-i Şerif'te ulvî bir senedle, doğru ve sağlam bir an'ane ile, Hazret-i Abdullah İbn-i Ömer'den haber veriyor ki: Bir seferde Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanına bir bedevi geldi.

 

Allah Resulü (sav) ferman etti: اَيْنَ تُرِيدُ

 

Nereye gidiyorsun?" Bedevi dedi: "Ehlime." Ferman etti: هَلْ لَكَ اِلَى خَيْرٍ مِنْ ذلِكَ؟ "

 

Ondan daha iyi bir hayr istemiyor musun?" Bedevi dedi: "Nedir?" Ferman etti:

 

 اَنْ تَشْهَدَ اَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ اللّٰهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَاَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ Bedevi dedi: "Bu şehadete şahid nedir?" Ferman etti: هذِهِ الشَّجَرَةُ السَّمُرَةُ

 

"Vâdi kenarındaki ağaç şahid olacak." İbn-i Ömer der ki: O ağaç yerinden sallanarak çıktı, yeri şakk etti, geldi; tâ Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanına. Üç defa, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, o ağacı istişhad etti. Ağaç da, sıdkına şehadet etti. Emretti yine yerine gidip yerleşti.

 

Peygamber Efendimiz üç defa ağaca soruyor, ben Allah’ın Resulümüyüm Ağaç da üç defa Allah Resulünün önünde evet manasında eğiliyor, doğruluyor. İşte Allah, peygamberine böyle imtiyazlar tanıyor. (4)

 

Kaynaklar:

 

(1)Maide şuresi, 5/67

 

(2)Kamer Suresi, 54/1-2

 

(3)Enfal Suresi, 8/17

 

(4)Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Sayfa, 125, Envar neşriyat İst.

 

Bu vesile ile tüm okuyucularımın Ramazanı Şeriflerini tebrik eder, âlem-i İslam’ın saadetine vesile olmasını dilerim.

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı