12 Nisan 2026, Pazar
15:21
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ

“Müminler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir” (1)

 Rabbimiz, bu mü’minun suresinin başında inananlar kurtuldular müjdesini veriyor. Arkasından da gerçek kurtuluşa eren mü’minlerin vasıflarını beyan ediyor. Kurtuluşa eren mü’minlerin vasıflarının neler olduğunu şöyle açıklıyor:

صَلَاتِهِمْ خَاشِعُون اَلَّذِينَ هُمْ فِي

“Onlar, namazlarını derin bir saygı içinde huşu ile eda ederler.” (2)

 

وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُون

“Onlar, boş ve faydasız şeylerden uzak dururlar.” (3)

 

وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَاةِ فَاعِلُونَ

“Onlar, zekâtlarını da vermeye çalışırlar.” (4)

 

Kur’an-ı Kerim kurtuluşa eren mü’minlerin vasıflarını beyan ederken, dördüncü ayette şu ifadeyi kullanıyor:

وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَاةِ فَاعِلُونَ

Vellezinehüm Lizzekâti Fâilun.” Kur’an-ı Kerim, “Zekâtı veriyorlar demek yerine zekâtı işliyorlar veya zekâtı vermeye çalışıyorlar” diyor.

(5)

Yani Kur’an-ı Kerim, “hem dünya hem de ahiret hayatını kazanmaya çalışıyorlar” demek suretiyle bizleri veren el olmaya çağırıyor.

Dördüncü ayette geçen

فَاعِلُونَ  “Failun” kelimesiyle “İşliyorlar veya çalışıyorlar” diyor.  لِزَّكَاةِ  “Lizzekâti” kelimesiyle de, “Mallarını temizliyor, arındırıyorlar,” Yani mallarının zekâtını verenler mallarını, hem korumaya hem de temizleyip arındırmaya çalışıyorlar.

Bir diğer mana ile de “alan el olmak değil, zengin olup veren el olmaya çalışıyorlar” demektir.

Yani Müslüman bir ton fıstığı dört yüz gramlık plastikle değişmez. Eğer Müslüman böyle olursa, veren el olabilir mi? Bu Müslüman hiç kalkınabilir mi?

Biraz daha açıklık getirecek olursak, bir bilgisayarı alabilmek için kaç ton fıstık lazım? Tarım gücüyle beyin gücünü satın almak değil, beyin gücüyle beyin gücünü eşit oranda değişmeye başladığımız an da üstünlüğü yakalayabiliriz. Hiçbir zaman alan el veren elden üstün olamaz.

Cenab-ı Hak kul ile kendi arasına namaz bağını, fakir ile zengin arasına da zekât ve sadaka bağını kurmuştur. Namaz dini, zekât sosyal hayatı muhafaza eden İlâhî iki temel kanundur.

Bunun için Hz. Kur’an’ın pek çok yerinde, önce namaz, sonra zekât biri diğerinin ayrılmaz arkadaşı olarak beraber zikredilmiştir.

Müslüman’ın kurtuluşu başta bu ikisinin insanda bulunmasıyla mümkün olduğunu, ayeti kerimeyle de ifade buyrulmuştur. Kur’an-ı Kerim, namaz bahsinden sonra “Onlar boş ve faydasız işlerden uzak dururlar.” Yani namaz onları boş ve faydasız şeylerden uzak tutar ve Allah ile irtibatı devam ettirir. Eğer Allah ile irtibat koparsa, yaptıkları hayır ve iyilikler sair mahlûkatın işleri gibi olur. Onlar da çok iyi ve faydalı işler yapıyorlar. Fakat Şuurlu bir varlık olmadıkları için, yaptıkları işleri kimin hesabına yapıyorlar onun farkında değiller. Bu nedenle onların yaptıkları bal, süt ve yumurta gibi şeyler, doğrudan doğruya Cenab-ı Hak hesabına geçer. İnsan ise şuurlu olduğundan iyi veya kötü yaptığı her iş, kendi hesabına geçer. Bu nedenle yaptığı her işten dolayı ya taltif alır veya tokat yer.

Kaynaklar:

(1) Mümin un Suresi, 23/1

(2) Mümin un Suresi, 23/2

(3) Mümin un Suresi, 23/3

(4) Mümin un Suresi, 23/4

(5) Mümin un Suresi, 23/5

 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı