İki gün önce bir iş için çarşıya çıkmıştım. Berber Süleyman Beyin dükkânının önünden geçiyordum, beni görünce çağırdı.
“Hocam iyi ki geldin, arkadaşlar diyorlar ki: Bütün ayları ve günleri Allah yaratmıştır, neden biri diğerinden üstün olsun?”
Ben de dedim:
“Aylar, günler hatta saatler arasında yapılan değerlendirmeleri Allah yapıyor. O yaparsa ki yapmış, insana kabullenmekten başka bir çare yoktur.
Kaldı ki, insanlar da bu farklı değerlendirmeyi yapıyorlar. Biliyorsunuz önümüzde 30 Agustus Zafer Bayramı var. Biraz sonra ramazan bayramı gelecek. O gün insanlar bir başka atmosfer içine giriyorlar.
30 Ağustos bizim için çok farklı bir gündür. Çünkü o gün vatan, millet ve namus düşman şerrinden kurtulmuştur. Bizim için o gün bir başkadır ve bayramdır.
Ramazan ayı da bu kategori içinde düşünülmelidir.
İnsanlara ve cinlere yol gösteren, kemal ehline rehberlik eden, şuur sahiplerine imamlık eden, insanlığı eğri büğrü yaşamaktan kurtaran, Kur’an ramazan ayında nazil olmuştur. Bu nedenle ramazan ayı sair aylara nispetle farklı bir değere sahip olmuştur. O Kur’an ki; cinler ve insanlar münacatını ondan alır, duasını ondan öğrenir, ibadet ve zikirlerini onun lisanıyla söylerler, bir sıkıntısı olsa ona başvururlar.
Bir Hadis-i Şerifte Allah Resulü (sav) şöyle buyuruyor:
“Ümmetimin en faziletli ibadeti Kur’an okumasıdır.” (1)
Hadis-i Şerif’ten de anlaşılacağı üzere bu sayılan değerler gibi daha pek çok değere sahip olan Kur’an, ramazan ayını da değerlendirmiştir. İnsanlar ve cinler bu değerli ayın değerinden istifadeye çalışırlarsa açılan rahmet kapılarından gönül bahçelerini sulamış olurlar.
Öyleyse Kur’an’ı hiç olmazsa bu ayda, yeni nazil oluyor gibi okumak ya da dinlemek veya Resulü Ekrem’den (asım) işitiyor gibi dinlemek ya da Hazret-i Cebrail’den veya direk Cenab-ı Hak’tan işitiyor gibi bir kutsi halet içine girmek lazımdır.
Esasen ramazan oruç ayıdır. Oruç, İslâm’ın 5 esasından biridir. Bu ayda ciddi hastalık, hamilelik, seferilik gibi meşru mazereti olmayan her Müslüman’ın oruç tutması farzdır. Oruç tutmak sadece farz emrini yerine getirmek değildir. Aynı zamanda, hiçbir ibadete verilmeyen sevabın kazanılmasına vesiledir.
Ramazan ayı çok kazançlı bir ay olduğunu Peygamber Efendimiz haber vermiştir. Bu ayda yapılacak iyiliklerin getirisi, sair aylarda yapılanlarla eş değer olmadığını bizatihi Efendimiz haber veriyor. Şöyle ki:
Hz. Enes’in (ra) rivayetine göre Allah Resulü (sav) den sormuşlar.
-Ramazandan sonra hangi oruç daha faziletlidir? Allah Resulü (sav) şu cevabı verdi: “Ramazana tazim için Şaban ayında tutulan oruç!”
- Tekrar soruldu hangi sadaka daha faziletlidir?”
“Ramazan ayı içinde verilen buyurdular!” (2)
Sadaka denince ilk akla gelen insanların midesini doldurmak oluyor. Hâlbuki insanın kalp ve kafası midesinden daha önemlidir. Belli bir müddet insanın midesine gıda girmezse insan ölür. Eğer iman ve ibadeti varsa ahreti kurtulur. Ama kalp ve kafa boş ise şu geçici dünyada midesini doldursan ne yazar! Asıl olan kalp ve kafayı doldurmaktır. Bu noktadan bakıldığında en az ekmek ve su kadar ihtiyacımız olan iman kurtarma hareketini yapmak sadakaların en büyüğü olacaktır. Bu mübarek ayda gönüllerin yumuşadığı bir zamanda iman ve İslam’dan bahis eden bir kitap hediye etmek daha çok makbule geçecektir.
Ruhlara hayat veren bu ayda nelerin olup bittiğini Ebu Hüreyre’nin (ra) rivayet ettiği bir hadis-i şerif’ten öğreniyoruz. Allah resulü (sav) buyuruyorlar ki:
“Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur ve bir münâdi, her gece şöyle nida edip bağırır: “Ey hayır isteyen, gel! Ey şer isteyen kendini şerden koru!” (3)
Bu hadisten anlaşılacağı üzere hayır arayanlar, hayırlı işi yapmaya koşmalı, çünkü hayır yapılacak an gelmiştir. Zira bu ayda az bir amel sebebiyle insana çok mükâfat verilecektir. Faydasız işlerle meşgul olup boylu boyunca günah deryasına dalanlara da sen de bu yanlıştan vazgeç, günahlarına tövbe et, zira şu anlar tövbe zamanıdır.
Görülüyor ki ramazan ayı, Cenab-ı Hakk’ın rahmetinin, mağfiretinin, bereketinin her tarafı kuşattığı bir aydır. Onun her anı insanı maddi, manevi yükselmesine vesiledir. İnsan öyle bir özellikte yaratılmıştır ki bu Ramazan ayı o özelliklerin inkişafına müsait bir ortamdır. Bütün ruhanî zevklere meydan, bütün heyecanlara alan ve bütün manevi terakkilere nurdan bir helezondur.
Bu feyizli, bereketli, af ve mağfiret ayını en iyi şekilde değerlendirmeyi, huzurla, saadetle bayrama erişmeyi yüce Mevlâ’dan niyaz ederim.
Şeytanların zincire vurulması noktasında, aklıma gelen bir hatırayı okuyucularımla paylaşıp yazıyı sonlandıracağım.
Gencin birini işlediği suçtan dolayı ramazan ayında hapse atmışlar. Oraya görevli gelen bir hoca da ramazan ayıyla ilgili konuşurken şeytanların zincire vurulduğunu söyler.
Bunun üzerine O genç:
-Hocam, siz öyle söylüyorsunuz ama bak ben ramazanda şeytana uyup suç işledim ve hapse düştüm.
Hoca efendi bir temsille konuyu îzah etmiş:
“Köylerde bağ evleri olur, bağ sahibi akşam evine dönerken köpeğini zincirle bağ evinin önüne bağlar. O zincirin bir alanı vardır, köpek onun dışında kimseye bir zarar veremez. Ama zincir alanına giren olursa onu da ısırır. Sen de şeytanın zincir alanına girmişsin o da seni saptırmış.”
Aziz okuyucular!
Şeytanın zincir alanına girmemeye çalışalım. Şayet girilmişse o da bizi dalamışsa onun bizde açtığı yaraları tedavi edecek en şefkatli tabip olan Allah’a iltica etmenin en iyi zamanıdır. Cenab-ı Hak hangi hal üzere olursak olalım, bizi tövbe ve istiğfara davet ediyor. O halde önümüze konan bu fırsatı kaçırmayalım.
Ya Rab bizi bu feyizli, bereketli, af ve mağfiret ayını en iyi şekilde değerlendirenlerden eyle. Huzurla, saadetle bayrama erişenlerden kıl.
Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden azat demek olan mübarek ramazan ayından hakkıyla istifade etmeyi nasip eyle!
Kaynaklar:
(1) 500 Hadis, Ömeri Nasuhi, Diyanet işleri, Eski Reisi, No:(1), Basım yayın, İstanbul, 1961.
(2) Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan Hadi, No, (3115) cilt, (9), Sayfa, (66), Akçağ Yayınları. Feza Gazetecilik, Aş. İst.
(3) Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Prof. İbrahim Canan Hadi, No, (3113) cilt, (9), Sayfa, (65), Akçağ Yayınları. Feza Gazetecilik, Aş. İst.