Ramazan bayramı münasebetiyle eski bir makalemi bence önemine binaen okuyucularımla paylaşacağım!
Bizim çocukluğumuzda analarımız renkli bezlerden kese dikerler ve bayram günü çocukların ellerine verirlerdi. Çocuklar keselerini alır bayramlaşmak için evlere giderlerdi. Ev sahipleri de, üzüm, leblebi ve şeker gibi, önceden ne hazırlamışlarsa, el öpmeye gelen çocuklara verirlerdi. Durumu biraz iyi olanlar ise, ortası delik kırk para ve yüz paralar vardı, o paralardan verirlerdi. Biz o paraları çok büyük bir para sanır ve sevinirdik. Yine de bir yumurta alınırdı.
Köyümüze elma satan birisi gelmişti. O yüz parayı ben çok büyük bir para sandığım için, adamdan elma satın alacağımı söyledim. Adam elmayı tarttı cebime dolduruverdi. Ben çıkardım o iki buçuk kuruşu yani yüz parayı adama verdim. Adam paraya baktı, güldü ve parayı bana geri verdi, ben çok sevindim. Çünkü bizim için o para çok değerliydi, ama Ayşe Teyze’nin hediyesi bir başkaydı. O becerikli bir kadındı.
O tarihlerde hazır elbise pek fazla bulunmazdı. Bulunsa da herkes alamazdı. Kumaşını alırlar, Ayşe Teyze gibi becerikli olanlara getirip kestirirlerdi. Becerebilenler kendi elleriyle dikerdi. Çünkü o zamanlar köylerde dikiş makinesi da bulunmazdı. Beceremeyenler Ayşe Teyze’ye diktirirlerdi. Elbiseler biçilirken arada çıkan küçük parçaları, Ayşe Teyze atmazdı. O parçaları biriktirip bayramda el öpmeye gelen kız çocuklarına bayram hediyesi olarak verirdi. Kız çocukları Ayşe Teyze’den ayrıldıktan sonra, eve gidene kadar belki de on defa o bez parçasına bakarlardı. Benim için o, iki buçuk kuruş ne kadar değerliyse, kız çocukları için de o bez parçaları o kadar değerliydi. Çünkü o tarihlerde köy kadınlarının paraya ihtiyacı olmazdı. Eve lazım olan her şeyi evin beyi pazardan alır gelirdi. Bu nedenle kadınlar paraya ihtiyaç duymadıkları gibi, kız çocukları parayı da tanımazlardı. O tarihlerde kız çocukları için, o bez parçalarından daha değerli bir şey yoktu. Kız çocukları o bez parçalarından bebekler yapıp kendi aralarında oynarlardı. Çünkü o tarihlerde oyuncak bebekler de yoktu. Olsa bile ailelerin ona ayıracak bütçesi de yoktu.
Aziz okuyucularım Ayşe Teyze ahirete gideli seneler oldu, ama Ayşe Teyze hala rahmetle anılmakta ve kendine hayır dualar edilmektedir. Öldükten sonra da rahmetle anılmak isteyenler, yoksul aileleri bulsunlar ve çocukları sevindirsinler. Üstad Bediüzzaman, dediği gibi “Ahirette seni kurtaracak bir eserin yoksa fani dünyada bıraktıklarına da kıymet verme” demektedir.
Allah Resulü (sav) “İnsan ölür amel defteri kapanır. Yalnız üç sınıf insanın defteri müstesna. Bunlar sırasıyla şöyledir:
1. Ecri kendisine ulaşan bir sadaka-i cariye
2. Kendisine dua eden salih bir evlat.
3. İlminden istifade edilen âlim.” (1)
Kaynaklar
(1) Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi Prof. İbrahim Canan, Hadis No. 6058 cilt 16, Sayfa 518, Akçağ Yayınları, Feza Gazetecilik A.Ş; İst.
Bu vesileyle aziz okuyucularımın bayramlarını tebrik eder, umum âlem-i İslam’ın saadetlerine vesileler halk etmesini Rabbimden niyaz eylerim.
Not:
BEYİN VİTAMİNİ
Beyin vitamini ve kalp mütehassısı, ÜÇ IŞIKTAN YANSIMALAR ve DERYADAN İNCİLER isimli kitaplarım, hayatın manasını, Allah’a kulluğun önem ve anlamını, ibadet ve taatlerin bize kazandırdıklarını anlatan çok faydalı kitapları kaleme aldım. Cihan Yayınları arasında ÇIKAN ÜÇ IŞIKTAN YANSIMALAR ve İpek Yayınları arasında çıkan DERYADAN İNCİLER kitapları, okuyanlara daha fazla ibadet ve iyilik yapma düşüncesi uyandıracaktır. Pek çok konuda ilham kaynağı olan bu kitabı okuyucularıma tavsiye ederim. Kampanya devam ediyor! DERYADAN İNCİLER Almanya posta ücreti dâhil -10: Eu
ÜÇ IŞIKTAN YANSIMALAR posta ücreti dâhil -6: Eu Türkiye’de ÜÇ IŞIKTAN YANSIMALAR, posta ücreti dâhil -7: TL. DERYADAN İNCİLER -10: TL
İrtibat: TL: (00905316729608)
Yurt dışı: (0049015753424881)
Ema: ([email protected])