Yavrusunu kaybeden annelere
Göz yaşının sıcaklığını bilir mi yanakların
Hiç kalbinde hissettin mi
Up uzun yatan yiğidin acısını
Tuttun mu yasını
Taze bir gül fidanının
Boş gözlerle ufka baktığın oldu mu
Dönmeyecek yolcunun ardı sıra
Göz yaşına tutunmuş sarı saçlarını okşadın mı yetimlerin
Adını unutmaya zorladın mı kendini yıllarca
Ana yüreğini kırdın mı bayramlarda
Unutsun diye acılarını
Geceleri sesini getirdi mi rüzgar
Fırlayıp yatağından baktın mı yollara
Kaç defa ağzında büyüdü lokma
Hatırası düşünce kalbine ansızın
Aklını unutacaksın anne
Kalbini komşuya bırakacaksın bayramlarda
Boşalıverecek gök yüzünün yıldızları
Unutulmuş hatıralar toplayacaksın çocuklarla
Daha derin çekeceksin nefesini
Göz yaşın toprağa düşmesin diye
Her lezzet acılaşacak ağzında
Kalbine önce acısı inecek
Yutkunduğun her lokmanın
Gölgen gidecek bayram yerine
Sesiz çığlıklar karışacak
Eşin dostun sevincine
Hep yarına bırakacaksın acılarını
Bir sarılıp koklamayı özleyeceksin
Bir yiğit gördün mü
Yada boyunca boylu ince bir fidan
Dönüp sana sarılıverecek sanacaksın
Yüzün maskelerle dolacak
Eşe dosta ayrı bir yüz,
Dosta düşmana ayrı bir çehre
Bir kaç vefalı dostun varsa geride
Şu yalan dünyaya alışacaksın!
Bir tek “O” tutacak elinden
Bir tek “O“ bilecek senin dilinden
Koca bir ömür gelip geçerken gözlerinden
insanın hiçliğini öğreneceksin
Ölü bir dünyanın kulakları
Arada bir yaşaracak seninle gözleri
Son kullandıkları yüzleri ile
Anlatacaklar sana
Hiç tanımadıkları Allah’ı
Acı acıyı söker
Kerbelayı düşüneceksin
Peygamberin ciğer paresi
60 gül fidanını kıran Yezidi
Haşrin dehşetli gününde
Zalimler saf saf ayrılırken
Zeyneb’in safına geçmeyi ümit ederek
Ali gibi gülümsemeyi ümit ederek
Hamza’nın başında ağlayan
Hz. Peygamberi düşüneceksin
Bir tek “O” tutacak elinden
Bir tek “O“ bilecek senin dilinden