Ticarî ahlakın bozulduğu bu ortamlarda, kurbanlık almak zorunda olan ve haliyle hayvanın değerini bilme birikimine sahip olmayan insanların, aldanmalarını önlemek ve bir ibadet teşebbüsünün haram fiillere zemin hazırlamasına meydan vermemek için, kesim sonrası çıkan kiloya göre önceden tespit edilen fiyattan ödeme yapılmasının İslam Hukuku açısından bir sakıncası var mıdır?
Cevap:
Kurbanlık hayvan satan bir şahsa bir alıcı “Ben şu hayvanı kurban olarak satın alacağım. Yalnız hayvan kesilip bir kısım yerleri (mesela işkembe, kelle, vb) yerleri çıkarıldıktan sonra, tartılıp kilosunun şu para ile çarpılması sonucu ortaya çıkacak olan bedel ile alırım” dese, satıcı da “ben de Aynı şartlarla sattım” dese; akdin tarafları, icap ve kabul ödenecek bedel ile alınan malın helal olması gibi, önemli şartlar gerçekleşir ve akit oluşur.
Diyelim ki, hayvan yüz kilo geldi, kilosu on liradan anlaşmışlardı ve bedelin bin lira olduğu ortaya çıktı. Bu bin liranın, daha başta hayvan satın alınırken belli olmaması akdin sıhhatine zarar vermez; çünkü baştaki belirsizlik, sonradan ihtilafa sebep olacak bir belirsizlik değildir. Kilo fiyatının belli olması yeterlidir.
KURBAN NİÇİN KESİLİR?
Kurban Allah emrettiği için kesilir.
Allah insanları bir üst makama çıkarmak veya günahlarını bağışlamak için çeşitli şekillerde imtihan eder.
Cenab-ı Hak Hz. İbrahim’i (asm) bir üst makama çıkarmak için imtihana tabi tutmuştur. İbrahim (asm) çok şefkatli bir peygamberdi. Başkalarının canının yanmasına razı olmaz, onlar için Kur’an’ın tabiriyle ahu vah ederdi. Böyle bir peygambere Allah git oğlunu kes der! Gerçekten İbrahim (asm) pek büyük bir imtihan ile karşı karşıya kalmıştır. Ama O’ Allah’ın emri olduğu için, hiç tereddüt etmeden bu emri yerine getirmeye çalışmıştır. Biz de Kurban kesmekle Allah’ın emrini yerine getirmiş ve Hz. İbrahim’in (asm) sünnetini işlemiş oluruz. Hz. İbrahim’in (asm) uzun zaman çocuğu olmamıştı. Ayeti kerimeden de anlaşılacağı üzere, İbrahim (asm): “Rabbim, bana salih bir evlat lütfet, ben de en çok sevdiğimi sana kurban edeyim.” diye dua etmiştir.
Kur’an Kerim Hz. İbrahim’in (asm) duasını şöyle anlatır:
“Rabbim, bana, Salih evlatlar lütfet!” (1)
Cenab-ı Hak Hz. İbrahim’in (asm) duasını kabul etmiş ve Hz. Kur’an’ın tabiriyle:
“Aklı başında bir oğul müjdelemiştir.” (2)
Hz. İbrahim’in (asm) duasından da anlaşıldığı üzere, uzun zaman çocuğu olmamıştır. İşin böyle olduğunu aşağıda gelecek ayetlerden de anlıyoruz. Rabbimiz konuyu bize anlatırken şöyle ifade buyuruyor:
(Melekler) “O’nun yanına girdiklerinde “Selam!” dediler. İbrahim (asm): “Biz sizden korkuyoruz.”dedi. (3)
(Melekler): “Korkma; biz sana (büyüdüğünde âlim olacak) bir oğlunuzun dünyaya geleceğini müjdeliyoruz.” (4)
İbrahim (asm) “Beni mi müjdeliyorsunuz?” Dedi. “Bana ihtiyarlık gelip çatmışken, artık beni nasıl tebşir edersiniz?” (5)
“Evin öbür köşesinden bunu duyan eşi, elini yüzüne vurarak: “Vay başıma gelene! Ben kısır bir kocakarı iken mi doğuracağım! Diye çığlık attı.” (6)
Büyük dağların dumanı kendisi gibi büyük olur. Hz. İbrahim (asm) da büyük peygamberlerdendir. Onun için imtihanı da büyüktür. Hz. İbrahim’e (asm) verdiğin sözü yerine getirmesi için, Cenab-ı Hak emir buyuruyor. İbrahim (asm) kesmedik kurban bırakmıyor, ama yine de aynı rüyayı görüyor. Hz. İbrahim (asm) Kur’an-ı Kerim’de anlatıldığı gibi, İsmail’i (asm) rüyasında kurban ettiğini görür. İbrahim (asm) bu rüyayı, zilhiccenin sekizinci, dokuzuncu ve onuncu günleri üç gün üst üste görmüştür. Bu konuyu Kur’an-ı Kerim şöyle anlatır:
“Çocuk büyüyüp yanında koşacak çağa erişince bir gün ona: Evladım, dedi, ben rüyamda seni kurban etmeye giriştiğimi görüyorum, nasıl yaparız bu işi, sen ne dersin bu işe!” Oğlu: “Babacığım! Dedi, hiç düşünüp çekinme, sana Allah tarafından ne emrediliyorsa onu yap. Allah’ın izniyle benim de sabırlı, dayanıklı biri olduğumu göreceksin!” (7)
(Baba oğul) “Her ikisi de Allah’ın emrine teslim oldular. İbrahim oğlunu şakağı üzere yere yatırdı. Biz de ona: (Ya) “İbrahim! Rüyanın gereğini yerine getirdin (onu kurban etmekten seni muaf tuttuk)” deyince (onları büyük bir sevinç kapladı). Biz iyileri işte böyle ödüllendiririz!” (8)
İbrahim (asm) İsmail (asm)’ı keseceği sırada, Cenabı Hak Cebrail ile bir koç gönderip İsmail (asm)’ı kestirmemiş. İbrahim (asm) o koçu kurban olarak kesmiş.
Allah iyileri işte böyle ödüllendirir. Olay şöyle cereyan etmiş: Cebrail (asm) “Allah’u Ekber Allah’u Ekber” diyerek gökten bir koç getirmiş. İbrahim (asm) Cebrail (asm)’ın elinde koçu görünce “Lâilâhe illallâhü vallahü ekber” der. Kesilmekten kurtulan İsmail (asm) “Allah’u Ekber ve Lillâhil hamd” demiş. Biz de bu olayı hatırlar, gerekirse onun yolunda İbrahim (asm)’ın oğlunu kurban etmeye teşebbüs etmesi gibi, malımızdan vaz geçebileceğimizi gösterme açısından her sene kurbanlarımızı keseriz. Kurban, bir bakıma malperestlik duygusunu kırmak ve O’nun rızası karşısında her şeyimizden geçebileceğimizi göstermiş oluyoruz.
İbrahim (asm) kurbanını kestikten sonra böyle dua etmiştir. “Ben, bütün bâtıl inanışlardan uzak bir şekilde, gökleri ve yeri yoktan yaratana yüzümü çevirdim. Ben müşriklerden değilim.” (9)
Bizde kurbanımızı kestikten sonra, O’nun sünneti olan bu ayeti kerimeyi dua olarak okuruz. Bu vesile ile aziz okuyucularımın ve tüm âlemi İslam’ın mübarek kurban bayramını tebrik eder İslam âleminin saadetine vesile olmasına dualar ederim.