Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de kurbanla ilgili olarak şöyle buyuruyor:
“Biz her ümmete kurban ibadeti koyduk ki Allah’ın kendilerine erzak olarak verdiği hayvanları keserken Allah’ın adını ansınlar. Şunu da unutmayın ki hepinizin ilahı bir tek ilahtır. Öyleyse yalnız ona teslim olun. Sen ey Resulüm: o gönlü alçak, samimi ve ihlaslı olanları müjdele.”(1)
Rabbimiz bir başka ayet-i Kerimede müminleri tarif ederken şöyle buyuruyor:
“O samimi mütevazı insanlar ki yanlarında Allah anıldığı zaman kalpleri saygıyla ürperir. Kendilerine Allah’tan bir zahmet isabet ederse sabırla mukabele ederler. Allah’ın kendilerine verdiği rızıklardan infakta bulunurlar.”(2)
Bir diğer ayet-i kerimesinde de:
“Allah adına kesilmeyen hayvanların etini yemeyin,” buyurulmaktadır (3)
Bu ayet-i kerimelerden anlıyoruz ki, hayvanları keserken besmele çekmek vaciptir. Allah adına kesilmeyen hayvanların eti yenilmez. Eğer kasıt olmazsa unutularak kesilen hayvanların etinin yenilmesinde mahsur yoktur. Hayvanı keserken de bismillah, yerken de bismillah demeliyiz. Allah namına vermeliyiz. Allah namına almalıyız. Öyle ise, Allah namına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız... Şayet almağa mecbursak, bismillah deyip almalıyız.
Herkesin Allah’ı birdir, öyleyse ona teslim olun. Yani fakirin de zenginin de Allah’ı birdir. İkinci ayette Hz. Allah bize iltifatta bulunuyor ve“kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infakta bulunurlar” buyuruyor.(4)
Böylece kendi rızasını elde etmemiz için teşvikte bulunuyor. Allah’ın rızasını kazanma noktasında, bu kurban bayramını bir fırsat bilerek iyi değerlendiren samimi Müslümanları “ey Resulüm sen müjdele.” Senede bir defa et yüzü görmeyen insanlara kestiğimiz kurbanlarımızın etlerinden onlara da yedirmek insanlığımızın gereğidir.
Bu konuda Prof. Hayrettin Karaman hoca efendi şöyle diyor:
Telefonla yaptığımız konuşmada dostumuz, büyük baş hayvanlarda iki yaşını doldurmanın alameti olan “kapak atma” olmamışsa, iki yaşını doldurmuş göstermek için kerpeten ile hayvanın kapağını söktüklerini de söylemişti.
Bu konuda yıllarca önce sorulan bir soruya şu cevabı vermiştim:
“Altı ayını doldurmuş kuzular, bir yaşını doldurmuş koyunlar kadar iri ve gelişmiş olursa kurban edilmeleri caizdir” denilmiştir. Ancak aynı özellikteki sığır için fıkıhçıların çoğu bu cevazı vermemişlerdir. Hâlbuki günümüzdeki besleme teknik ve imkânları, iki yaşında olmadığı halde, otlakta beslenen iki yaşındaki sığırlar kadar iri ve etli sığır yetiştirmeyi mümkün kılmıştır. Dişlerine bakarak değil, gövde büyüklüklerini ve kilolarını esas alarak “otlakta büyümüş iki yaşındaki ortalama sığır” büyüklüğü ve ağırlığındaki danayı kurban olarak kesmek, fıkıhçıların koyun için verdikleri ölçülere kıyas edilince caize olmalıdır. Bu konu ile ilgili olarak rivayet edilen hadisleri böyle yorumlamak da mümkündür; nitekim Atâ ve Evzâî gibi müçtehitler böyle yorumlamışlardır.
Bu vesile ile şunu da ifade etmek gerekli hale geldi:
Bilindiği gibi kurban ibadetinin hikmetlerinden biri de yoksulların, bayram günlerinde et yemelerini sağlamaktır. Dinimiz yoksulların diğer ihtiyaçları ile başka hayır ve hizmetleri karşılamak için de başta zekât olmak üzere birçok vesileye yer vermiştir. Bu sebeple vakıf ve dernekler, topladıkları kurbanları satarak bedelini başka hizmetlere harcamak yerine (bu da caiz olmakla beraber) kurban etlerini yoksullara ulaştırmayı, yoksulların boğazlarından geçmesini temin etmeleri “kurbanın hikmetine” daha uygundur. Yurtları olan ve yıl boyunca muhtaç öğrencilere yemek veren vakıflar ve dernekler kurban etlerini soğuk hava depolarında koruyarak yedirebilirler, ama kurban etlerini satıp parası ile mesela bina yaptırmak, elektrik, su parasını ödemek… (tekrar ediyorum caiz olmakla beraber) hikmete uygun değildir. (5)
Kaynaklar:
(1) Hiçir Suresi, 22/34
(2) Enfal Sursi, 8/2
(3) Enam Suresi, 6/121
(4) Bakara Suresi, 2/3
(5) 06.11.2009 tarihli, Yeni Şafak Gazetesi, Kurbanla ilgili makale, Prof. Hayrettin Karaman.