11 Nisan 2026, Cumartesi
19:16
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Rabbimiz Kur’an-ı Keriminde insanlara hac ve umre yapın buyurmaktadır. Allah Resulü peygamberimiz Hz. Muhammed(sav) buyuruyorlar ki: “Vefatımdan sonra beni ziyaret edenler, sağlığımda ziyaret etmiş gibi olur.” Madem hakikat budur, öyleyse bir umre ziyareti yapalım dedik. Allah ihsan etti, Allah’ın evi olan Kâbe’yi ziyaret ettik.

Tarih 20 Mart 2016 Pazar gününü gösteriyordu. Almanya’dan yola çıkacağımız saat geldiğinde, içimizde büyük bir heyecanın oluştuğunu iliklerimize kadar hissediyorduk. Hele oğluyla geliniyle torunlarıyla tüm aile birlikte umre yolculuğuna çıkmak bambaşka bir duyguydu. O heyecan ve o duygu ne yazmakla ne de söylemekle anlatılır, ancak yaşanır. Hele aile içinde ilk defa böyle bir yolculuğa çıkanlarda heyecan doruk noktasındaydı.

İşte bu coşkuyla uçağımıza bindik ve İstanbul’a vasıl olduk. Bu yolculukta ilk karşılaşacağımız Allah’ın evi olan Beytullah olacağı için İstanbul’da ihramlarımızı giydik.

Çocuklara dedim ey “hatıbın” uşakları, Beytullah Allah’ın evi demektir. Allah’ın evine gitmek demek, Allah’a misafir olmak demektir. Bizler Allah’ın davetli misafirleriyiz! Dünya ile hiçbir bağı bulunmayan, üzerinde dikili bir elbise, bir çorap dahi olmayan, onların hepsini geride bırakarak tamamen iki parçadan oluşan kefenimizle birlikte Rabbimize yöneldik ve Allah’ın misafiri olduğumuzu hatırladık. Allah’ın evini yakından görmek ve gönül Sultanı Hz. Muhammed’i (asm) makamında ziyaret etmek, o nasıl bir duygu ve o ne güzel bir hatıra. Allah’ım herkese böyle duygular yaşamayı nasip etsin!

İnsan hayatında öyle anlar vardır ki; o anın tarifi imkânsızdır. Böyle bir anı yaşayan birine o anı anlatır mısın diye sorulsa? Alacağınız cevap beklemediğiniz kadar kısa ve özlüdür. “Anlatılmaz yaşanır.”

Evet, anlatılmaz, yaşanır denilen hatıraların başında Allah’ın evi Kâbe’nin ilk görüldüğü an gelmektedir. Herkesin o an için yaptığı bir planı vardır ama o anda o plan akla gelir mi gelmez mi bilinmez. En iyisi o anı yaşayanlardan sormak lazımdır.

Hocalar: “Kâbe’yi ilk gördüğünüz de Allahtan neyi isterseniz onu alırsınız diye ısrarla söyledikleri aklıma geldi. Ben de önce bu marazlı bedenime sıhhat ver de senin beytini kuralına göre tavaf edeyim. Sonra da İslam âleminin içinde bulunduğu durumdan kısa zamanda halas eyle diye dua ettim.

Gönül, gönüller Sultanını (sav) ziyaret etmeyi arzu edince, uzak yakın demeden düşer yollara. Onun için uzaklar yakın olur. Uzun yollar kısa olur âşık mâşukunu bulur.

LEBBEYK ALLAHÜMME LEBBEYK.

Bu cümleyi söyleyenler, “Buyur Allah’ım hizmetindeyim, emret Allah’ım gibi manaları söylemiş olur.

Uzak yakın demeden düştüm yollara

Sarıldım Beytullah’a götüren ellere

Onu hatırlatan sözler geldi dillere

LEBBEYK ALLAHÜMME LEBBEYK

Gel etme eyleme götürürler seni

Hem de giydirirler cepsiz kefeni

Sorarlar dünyada olup biteni

LEBBEYK ALLAHÜMME LEBBEYK

 

Döndüm, dolaştım

Hayli kirlere bulaştım

Nefis ve şeytanla dalaştım

LEBBEYK ALLAHÜMME LEBBEYK

 

Yoktur sana yarar hâlimiz

Hep işimiz kîylü kâlimiz

Biz nefsine zulüm eden zâlimiz

LEBBEYK ALLAHÜMME LEBBEYK

 

Hiçbir şey kararında kalmıyor

Hep değişip başka şekil alıyor

Âşıklar maşukuna varıyor

LEBBEYK ALLAHÜMME LEBBEYK

 

Gerçi beyitlerimizde uzak yakın dedik ama artık eskisi gibi aylar süren bir yolculuk yok ama yine de o yolculuğun kendine has bir yorgunluğu da vardır.

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı