11 Nisan 2026, Cumartesi
14:38
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Oruç, Cenab-ı Hakkın nimetlerinin şükrüne bakar. Rabbimizin yeryüzü sofrasına serdiği nimetlerini bize getiren adama bir fiyat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah bizden ne istiyor?

Cenab-ı Hakkın otların odunların başlarına taktığı o çok kıymetli nimetleri kıymetsiz zannedip onu vereni tanımamak nihayet derecede bir akılsızlıktır. Rabbimiz, sınırsız, çeşit çeşit nimetlerini insanoğlunun istifadesi için yeryüzünde neşretmiş, o nimetlere mukabil, fiyat olarak şükür ister.

İşte ona teşekkür etmek, doğrudan doğruya nimetleri ondan bilmek, çalı hükmünde olan kuru çubuğun üstüne tatlı üzüm salkımlarını ancak O takar. Nimetlerin kıymetini takdir etmek, o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur. Ramazanı Şerif’teki oruç hakiki umumi ve büyük bir şükrün anahtarıdır. Çünkü insanlar, sair vakitlerde oruç tutmaya mecbur olmadığından, çoğu defa hakiki açlığı hissetmiyorlar. Pek çok nimetin kıymetini takdir edemiyorlar. Kuru bir parça ekmekteki nimetin lezzeti anlaşılmıyor. Hele tok olan adam, eğer bir de zenginse nimetin nimet olduğunu bile düşünmez. Hâlbuki iftar vaktinde, o kuru ekmeğin çok kıymettar bir nimet-i İlahiye olduğuna dilindeki tat alma duygusu şahitlik eder. 

(4) ÜÇÜNCÜ NÜKTE:

 

Oruç, insanlığın sosyal hayatına baktığı cihetle çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: İnsanların, geçim kaynakları muhtelif bir surette yaratılmıştır. Cenab-ı Hak o nedenle, zenginleri fakirlerin yardımına davet ediyor. Hâlbuki zenginler, fukaranın acınacak acı hallerini ve açlıklarını, oruçtaki açlıkla tam hissedebilirler. Eğer oruç olmazsa, nefisperest çok zenginler bulunabilir ki, açlığın ve fakirliğin ne kadar elem verici olduğunu ve onlar şefkate, acımaya ne kadar muhtaç olduğunu idrak edemez.

Bu cihette o fakir insanların imdadına koşmak ve ihtiyaçlarını gidermek ise, gerçek bir şükrün esasıdır. Hangi insan olursa olsun, kendinden bir cihette daha fakiri bulabilir. Ona karşı da insan şefkatle mükelleftir. Eğer nefsine açlık çektirmek mecburiyeti olmazsa, ihtiyaç sahiplerine acımak ve onların yardımına koşmak ile mükellef olduğunun farkına varamaz; varsa da tam olarak varamaz. Çünkü hakikî açlık hissini kendi nefsinde hissetmiyor.

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı