11 Nisan 2026, Cumartesi
13:13
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Tarihin kader günleri vardır. Nadiren yaşansalar da unutulmaz hatırlar bırakır. Şehirlerin tıpkı bir insan gibi manevî şahsiyetleri bulunur. Medeniyetimizin üç büyük başkentinden biri olan İstanbul’un manevi şahsiyeti hiç şüphesiz yüce bir makam sahibidir.

Çok özel günlerde bu şahsiyet şehri savunur. Baş kurtulunca gövde de kurtulur. Gelin bir yolculuk yapalım:

II. Sultan Süleyman Osmanlı tahtına oturmuş ancak asker takımının taşkınlıkları sona ermemişti. Köprülü Oğlu Fazıl Mustafa Paşa, kargaşanın önüne geçmek için bazı tedbirler almaya çalışırken, bunu sezen eşkıya sürüsü hemen Şeyhülislam Debbağ Zade Mehmet Efendi'ye (öl. 1702) gittiler. Fazıl Mustafa Paşa'nın öldürülmesi için bir fetva istiyorlardı. Karakterli, namuslu ve cesur bir kişi olan Şeyhülislam : "Fazıl Mustafa Paşa düşmana kale mi verdi yoksa Osmanlı Ordusu'nun bozguna uğra­masına mı neden oldu ki asıla? Devlet temelinin sağlamlaştırılması için şer'an katli gereken muzır kişiler asıl sizlersiniz" diyerek askerleri kovmuş makamına yaraşır bir cesaret ve asalet göstermişti.

Çapulcu takımı, sadrazam Siyavuş Paşa'ya gittiler ve Debbağ Zade Mehmet Efendi'yi görevinden attırıp sürgüne gönderdiler.

Fazıl Mustafa Paşa, babasının yetiştirmesi ve eniştesi olan Sadrazam Siyavuş Paşa'nın araya girmesi ile Akdeniz Muhafızlığı'na tayin edildi.

Fakat bu tedbirler Yeniçerilerin azgınlıklarını önlemeye yetmedi. Kendilerine engel olmaya çalışan Yeniçeri ağasını parçaladıkları gibi sadrazamın konağını da yağma kendisini şehit ettiler.

Çarşı pazarda esnafın mal ve can güvenliği kalmamıştı. Dükkan sahiplerinden bir seyyid, ele geçirdiği bir yeşil bayrağı açmış halkı cihada çağırmıştı. Sabrı taşan halk anında sokaklara döküldü "adalet isteriz" diye bağrışarak topluca padişahın sarayına yürüdü.

Divan üyeleri vezirler kutsal sancağın (sancak-ı şerif) çıkarılmasına karar verdiler. Bostancı ve topçu bir­liklerinin yardımı ile Sultanahmet Meydanın’da toplanan halk, bir gün bir gece içerisinde Yeniçeri eşkıyasını kılınçtan geçirdi. (Netaic’ül- Vukuat, C. III, s.2)

Nihayet şehir kurtulmuş, ilahî adaletin mizanı kurulmuş, mazlumlar sığınacak bir kapı bulmuştu.

Bağ-ı dehrin hem hazanın hem baharın görmüşüz

Biz neşatın da gamın da rüzigarın görmüşüz  (Nabi)

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı