9 Nisan 2026, Perşembe
16:39
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

     15 Temmuz darbe girişimi ardından ülkenin her kesimden tepkiler gösterilmeye devam ediyor. Gerek meydanlardan, gerek sosyal hesaplar üzerinden gerekse hayatın içindeki anlarla bu tepkiler ortaya konuluyor. Çok şükür ki sonunda darbe karşında birlik olarak durmayı başardık.

    Şimdi bu tepkiler, önlemler haline gelmeli ve toplumsal bir dönüşüm hareketi gerçekleştirilmelidir. Peki, bu kapsamda alınması gereken önlemler nelerdir. Şahsım adına bu konu da alınabilecek en elzem önlemin milletin maddi ve manevi oluşumlarını sömürme yolunu tercih eden gruplara karşı olmalısı gerektiği kanaatindeyim.  Yıllarca bu milletin değerlerini sömürmek suretiyle güçlenen bu yapılanma milleti yok etme, vatanın birliğini ve dirliğini ortadan kaldırma planları içerine girdi. Milletten aldığı güçle millete göz diken bu hainlik çetesine karşı Allah’ın yardımı ile yıkılmadık elhamdülillah.  Ancak bu durum bize galibiyet düşüncesi ile bir rahatlama vermemeli. ‘Mümin bir delikten iki defa sokulmaz.’ Hadisini aklımıza getirmeli; toplumu bu cemaatleşme ve gruplaşma illetinden kurtarmamız gerekmektedir.

Din kisvesi altında insanların maddi ve manevini değerlerini sömüren , ‘dava’ adı altında İslam dışında her türlü şeye hizmet eden, Allah bağlanmak vaadiyle Allah dışındaki şeylere bizi köle eden bu oluşumlara dur deme vakti geldi. Bu zaman zarfında yapılabilecek en tehlikeli hareket şüphesiz paralel yapının boşalttığı yere yeni bir cemaat oturtmaya çalışmaktır. Bu tehlikeyi bir kez atlatmış bir millet olarak aynı oluşumlara tekrar prim vermemeliyiz. Şu an gündemde olup paralel yapıyı kötüleyip kendine mürid arayan gruplara asla fırsat vermemeliyiz. 

    Dinin koruyuculuğuna soyunan ancak dine en büyük zararı veren bu oluşumlara geç kalınmadan tepki gösterilmelidir.  Bu dini indiren elbet onu koruyacaktır. Aksini İddia ise Allah’a iftira etmek olur. Bu toplumun en hassas noktası olan din asla sömürü malzemesi haline getirilmemelidir.

     Toplumsal kurtuluşumuz adına devlet kademeleri ve yönetimi için görevinin hakkını verebilecek liyakat sahibi kişiler seçilmelidir. Devlet içinde yapılanmaya çalışan hiçbir oluşum ve gruba asla fırsat verilmemelidir. Bizi Allahın kitabına göre idare eden yöneticileri karşı bir gruba itaat amacı içerisinde baş kaldırmak büyük bir haksızlıktır. Duracağımız yere iyi karar vermek gerekmektedir. Bu milletin aynı şeyleri tekrar tecrübe etme ve deneme lüksü yoktur. Aynı acıları bizden sonrakilere tekrar yaşatmamak için bilinçli davranmamız gerekmektedir.

     Ve bu konuda en büyük görev ise İlahiyat ilimleri ile ilgilenenlere düşmektedir. Yıllarca dinine hizmet etmek adına eğitim almış ilahiyatçılar toplumu din konusunda bilgilendirme görevini başkalarına bırakmamalıdır. Buna fırsat vermek dini kullandırtmak ve din yerine başka şeylere hizmet etmek olur.  Toplumla kucaklaşan onların her an yanlarında olan, sadece dinine ve milletine hizmet eden bireyler olmak kendi elimizde.

‘Gevşemeyin ve üzülmeyin. Eğer gerçekten inanmışsanız en üstün olan sizlersiniz’

Bu oluşumlara asla gevşeklik göstermemek ve tekrar aynı üzüntüleri yaşamamak duası ile..

 


 

 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
Etiketler: #yazilar
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı