Yönetimi tek elden gerçekleşen kurumlar ayrılıkları ortadan kaldırıp bir bütünlüğü sağlamak için oldukça önemlidir. Yakın zamanda da görüldüğü gibi pareleli olan unsurlar ancak zarara sebebiyet vermektedir. Nitekim paralel devlet zihniyetiyle oluşturulan yapılanma bunun en acı şeklini göstermiş oldu.
Paralel devlet yapılanmalarına hayır dedik ve reddettik . Sıra paralel din yapılanlarına gelmedi mi sizce de. Din işleri konusunda ülkemizdeki çok başlılık hepimizce malum. Her türlü cemaatleşme ve vakıflaşma yaygınlaşmakta ve kökleşmekte. İyilikte yarışma niyeti ile yola çıkıp; kim daha fazla yardım toplar hırsına dönüşen ve en sonunda ise daha ne kadar güçlenebiliriz acaba sorusunun peşi sıra giden grupların varlığıda hepimizce ortada . Kendi bünyesi adı altında yardım toplayıp sadece kendi belirlediği kesimlere yardım yapan ve diğer tüm yardım faaliyetlerine ve muhtaçlara kör olan her türlü kurum ve kuruluşu halkı ayrıştırdığı için kınıyor ve reddediyorum.
Paralel bir din oluşturmamak, başka cemaat ve gruplardaki kardeşlerimizi ötelememek, yardımı hırsa dönüştürmemek adına tek çatı altında dinimiz olan İslam'ın ülkemizce birliğini sağlamak için birleşmemiz gerektiğini düşünmekteyim.
Bu birleşmenin ise diyanet eliyle olması gerektiği kanaatindeyim. Nasıl ki paralel devlete hayır deyip devlet ve demokrasi çatısı adı altında toplanmayı tercih ettiysek şimdi de sıra vatandaşları arasında hiçbir fark gözetmeyen , çıkar , menfaat ve hırs gözetmeyen bir din kurumu altında birleşmeye geldi.
İnsanın kulağına çalınan diyanet kelimesi köhneleşmiş ve faal hareketi olmayan bir kuruluş olarak gelebilir. Nitekim böyle olduğu zamanlar da oldu . Ancak şu an aktif bir çalışma zihniyetine sahip, ülkesini sahiplenen ve bütünleyici bir sistemle kendini gösteren bir kurum var karşımızda . Nitekim darbe girişimi gecesi milletini bütünleştirme ve moralini yükseltme adına ülkenin her köşesinden yükselen salalar ve ezanlar bunun en açık örneği.En önemlisi de ilk andan itibaren demokrasiyi destekleyen ve devletini yanında açıklamalar ile ayrılıklara sebebiyet vermeyip , sessiz kalmayan bir diyanet işleri başkanımız var artık. Köşesine çekilmek yerine vatandaşına kulak veren bir başkan.
Bunların yanında aktif çalıştıkları hayatın her alanında gözle görülmekte. Çıkardığı süreli yayınlar ile aileye , çocuklara ve toplumun her kesimine hitap edebilen kadrosu ile olsun vatandaşların yararı için titizlikle oluşturulan kitapları piyasaya çıkması ile olsun süreğen bir hareketlilik kendini göstermekte. Hadislerle İslam külliyatı ise bunun son ve en güzel örneklerindendir. Yayınlarını günümüz teknolojisine uygun olarak mobil erişimle bize sunması da cabası. Yeni ve güncel fetvaları ile halkın ihtiyaçlarına kulak veren ve alo fetva hattı ile de her an kolay ,hızlı ve kişisel erişimi mümkün bir sisteme sahip bir kurum.
Sadece yayınlar ile iletişimle de sınırlı değil diyanetin hizmetleri çeşitli sloganlar ile halkını camilere, ibadete sevk eden ve bunu günümüz şartlarına uygun ve modernize bi yolla yapabilen bi diyanet var artık. Bunun en güzel örneklerinden biri de “geç kalma genç gel “ sloganı ile gençleri camilere çağıran afişler; üniversiteler başta olmak üzere çeşitli yerlere asılmış ve günümüz standartlarında hizmet verilmeye çalışılmaktadır.
Güncel hutbeleri , haftalık sohbetleri ile kadın olsun erkek olsun halkın her kesimine hitap etmeyi hedefleyen. Cami de cemaat bulamayınca kahvede cemaatinin ayağına giden vaizlerimiz var artık bizim . Bayanlara özel haftalık vaazlar, her belde de var olan Kuran kursu imkanı, günümüzde yaygınlaşmaya başlayan okul öncesi din eğitimi faaliyetleri , çeşitli konferans , seminer ve sosyal aktiviteler bu canlı girişimde kurumun yaptığı faaliyetlerden sadece bir kaçı.
Bütünlüğümüze darbe vuran “bizim cemaatten başkasının sohbetlerine katılmam”, “başka bi yere yardım yapmam” “onlar başka cemaat uzak durun “ tavırlarından uzaklaşıp birleştirici bir kurum ihtiyacımız olan . Ruhani sınıfları olmayan kimsenin kutsal ilan edilmediği ancak Allah ve Rasulu için çalışan , öne çıkma gayesi olmayan , kendinden olmayanı ötekileştirmeyen, her vatandaşına aynı mesafede ve aynı hizmeti vermeye gayret eden kurum olarak en sağlıklı tercih ancak diyanet olabilir.
Dinimizi, bin türlüsü bulunan ve farkında olmadan kandırılmaya sebebiyet vermeyecek gruplaşmalar yerine bir kurum altında birleştirici unsur olarak kullanmak mümkünken bunu göz ardı etmemek ve üstünde düşünmek ve buna uygun hareket etmek gerektiği kanaatindeyim.
Din ancak birleştiricidir. Ve ötekileştirenler dine ancak düşmanlık güdenlerdir. Birleştirme ve ümmet olma bilinci ise bu dinin önemli gereklerindendir.
Mehmet Akif'inde dediği gibi bu ülke ancak "Cuma Namazına Gelen Cemaat, Sabah Namazına Geldiğinde düzelir."
Bulunduğu tek cemaat cami cemaati olabilen , vakit namazlarını da camilerde birleşerek kılabilen, birliğinin kıymetinin farkında bir ümmet olabilme duasıyla…