23 Mart 2026, Pazartesi
00:09
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Buna da alışırız, alışmalıyız

“Türkiye'de otobüsler dâhil tüm toplu taşıma araçlarında ve duraklarında sigara içmek, 4207 sayılı Kanun kapsamında kesinlikle yasaktır. Bu yasak, 1996'dan beri uygulanmakta olup 2008 yılındaki düzenlemelerle kapsamı genişletilmiştir. Yasağa uymayanlara cezai işlem uygulanır.” 

“Bu yasa çıktığında “kesinlikle yürümez, cezalarla, yasaklarla bu işler çözümlenemez, eğitim şart.Şimdi ben Kars’tan otobüse bineceğim 24 saat yolculuk yapacağım ve otobüste sigara içmeden bu yol bitecek öyle mi? Akıl var mantık var. Olmayacak duaya ‘âmin’ demek gibi bir şey bu. Her işi hallettiniz de bir bu mu kaldı?” gibi akıldan, mantıktan uzak, alışılmışın tezahürü olan serzenişlerdi bu sözler.

Günümüzde, en koyu sigara tiryakilerine sorsanız ve deseniz ki “Otobüslerde sigara içmek serbest olsun mu?” Herhalde yüzde 99 oranında cevabı “hayır” olarak çıkar.

“Alışılmışın dışına çıkmayı ve rutini kırmayı teşvik eden sözler, yenilik ve başarı için değişimin şart olduğunu vurgular.” Birilerinin zevk-ü sefası için kuralsız bir hayatı tercih edemeyiz.

Son günlerde trafik cezalarıyla ilgili olarak sosyal medyada adeta kıyametler kopuyor.

Vay efendim "bu kadar yüksek oranlı ceza mı olurmuş?""Cezalar asgari ücreti geçmemeliymiş" "İnsanları canlarından bıktırıyorlarmış." "Ehliyetini kırıp şoförlüğe veda edecekmiş."  "Devletin bütçesi kavuşmadığı için, cezaları artırarak açığını kapatacakmış" v.s.

Cezaların matematiksel anlamı büyük olabilir. Ancak suç işlemezsek de o cezaların sıfır değeri olacağını bilmemiz gerekir. Bizler suçu işledikten sonra “cezanın yüksek” olduğundan yakınıyoruz. Bu yanlış ve haksız bir serzeniştir.

Şahsen zaman zaman Türk Ceza Kanununda bir değişiklik yapılarak "İdam cezasının geri getirilmesini" savunan biriyim. Zira adam öldürme tarafında olmadığımın da ispatıdır bu. Bu cezanın varlığının suç işlemekte caydırıcı olacağını düşünüyorum. Böylece kimse de ölmeyecek. Halbuki dam cezası olmadığı için her gün adam öldürüyorlar.

Haksız yere adam öldürenler için, tecavüz suçları için, devletin ortadan kaldırılmasına yönelik terör hareketleri için,v.b yüzde yüz ispat edilmiş, suçüstü yapılmış suçlular için İDAM cezasının getirilmesini savunuyorum.

Benim bu görüşlerin üzerine bazı kimseler "idam dönüşü olmayan bir ceza yöntemidir, kesinlikle böyle bir ceza olmamalıdır." falan diyerek bu düşüncelerime karşı çıkıyorlar.

Ben idam cezasını, yukarıda saydığım suçları işleyenlerin yaptıkları bu kanunsuzlukların, suçüstü yapılması halinde yani suçları yüzde yüz sabit olanlar için istiyorum.

Pekâlâ, bir kişi 20 kişiyi haksız yere katlettiğinde o kişiye 20 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası veren kanunlar çok mu adaletli cezalar öngörmüş? Ortalama yaşı diyelim ki 80 olan birisine 10 kez ağırlaştırılmış ceza vermek çok gülünç değil mi? 10 kez ağırlaştırılmış ceza alan kişinin suçu kesin ki bu ceza veriliyor. İşte bu tür cezaların yerine idam cezası bence daha makul bir cezadır. Bu suçla ilgili “Geri dönüşü mümkün olmayan” demenin bir âlemi de yoktur. Adam 20 kişiyi katletmiş ve suçüstü yapılmış. Bu durum da neyin “geri dönüşü” olacak?

Bu cezaları alanların eğitilmeye, topluma yeniden kazandırılmasınaimkân olabilir mi? Ne eğitimi vereceksiniz de o kişiyi topluma kazandıracaksınız?

Şimdi tekrar trafik cezalarına dönelim.

Kanun, “Ehliyetsiz araç kullanamazsın.” demiş. “Alkollü araç kullanamazsın” demiş.“Kırmızı ışıkta geçemezsin” demiş. “Zikzak çizerek trafikte ilerleyemezsin, konvoylar oluşturarak yolu trafiğe kapatamazsın.” demiş. “Aracını durdurup,  yol kesip diğer sürücüleri hem de karısının, çocuklarının önünde demir çubuklarla, tahta sopalarla dövemezsin, öldüremezsin, bunları yaparsan şu kadar cezası var." demiş. “Polis dur deyince duracaksın, durmazsan ve polise karşı gelirsen ağır ceza alırsın demiş..."

Bütün bunları bilerek bu suçları işlemeye devam edenlere bu cezalar fazla olabilir mi?

Ben trafik suçlarında para cezalarının bazı suçlar için devam etmesini yani karşı tarafın masraflarını ödemek ve karşı tarafa vermek için para cezası olmasını diğer türlü para belli bir limit üzerindeki para cezalarının tamamen kaldırılmasını ve bunun yerine hapis cezası verilmesi taraftarıyım. Üstelik bir de ertelenemez düşürülemez hapis cezalarının olmasını istiyorum. Hem “Devlet açık veren bütçesini kapatmak için ceza yazıyor.” şeklindeki saçmalığı da bitirmiş olacağız böylece. Arkadaş, kendisinin suçunu görmüyor, cezalar üzerinden devleti suçluyor, yalana başvuruyor.

Ateşli silahlar ile adam öldürmekle, kuralları çiğnediği için ölüme sebep olanların hiçbir farklarının olmadığını düşünüyorum.

Bu suçlar,kuralların varlığı bile bile işlendiği için bu cezalardan şikâyet etmenin hiç bir haklı gerekçesi olamaz.

Çocukluğumdan beri “Avrupa'nın trafik ve ceza sistemlerinin etkili olmasından dolayı oradaki sürücülerin kuzu gibi olduklarını, herkesin diğer kişilerin haklarına riayet ettiklerini etmeyenlerin ise oto kontrol sistemiyle halkın mutlaka ilgili birimlere şikâyetçi olduklarını”anlatankonuşmalar duyarım.

Şimdi bu hikâyeleri anlatanların, kendi ülkemizdeki trafik düzenine uymamaları hangi gerekçe ile açıklanabilir?

Elbette yasalar denemelerle istatistiklerle ortaya çıkan düzenlemelerdir.Yasalarda yanlışlıklar da olabilir. Ancak bir yasa yürürlükte iken ona uyma mecburiyeti vardır. Hep dert yanmakla düzelmez bu işler. Yasal çerçeve de şikâyetlerin ilgili ve yetkili mercilere iletilmesi de vatandaşlık görevlerimizdendir.

Kuralsız toplum olmaz. Disiplin ve düzeni olmayan toplumlarda anarşi olur, terör olur.

Cezalar yazılmak için değil o suçları işlemekten alıkoymak için çıkarılır. Kurallar uyulması için suçları önlemek için çıkarılır. Ancak uyulmazsa da cezai müeyyideler uygulamak zorunluluğu vardır. Yasaları uygulamayan görevliler de suç işlemiş olurlar.  Kurallara uymazsan yazılan ceza için de ağlamaya hakkın yoktur.

Nasıl ki otobüste sigara içme yasağına o günlerde “akıl ve mantık dışı bir uygulama” denilmiş ve sonrasında kabul görmüşse, şu an trafik cezaları için de aynı şeyi söylüyorum. Zaman bu kuralların toplum düzeni için ne kadar da faydalı olduğunu göstermeye yarayacaktır.

Buna da alışacağız, alışmak zorundayız.

Medeniyet kurallar bütünüdür, başkasının haklarına saygı göstermek ve kendi hakkı gibi başkalarının hakkını da korumaktır. Bu kurallara uyan insan da medeni insandır.

Kazasız ve cezasız günler temennisiyle...

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı