Seydişehir'de Bozkır yolu üzerinde, itfaiye binasının önüne yapılan yeni kavşak daha tamamlanmadan yaşanan maddi hasarlı kazalar ve ardından başlayan tartışmalar, aslında sadece bir trafik meselesini değil, değişime karşı bakış açımızı da ortaya koydu.
Sosyal medyada herkes fikrini dile getiriyor. Kimileri kavşağın gereksiz olduğunu söylerken, kimileri de sürücülerin yeni düzenlemeye alışması gerektiğini ifade ediyor. Ben de o bölgede yaşayan biri olarak birkaç düşüncemi paylaşmak istiyorum.
Öncelikle kabul etmek gerekir ki yıllardır dümdüz ilerlediğimiz bir yolda bir anda hız kesmek, dikkat etmek ve yeni bir trafik düzenine uyum sağlamak kolay değildir. İnsan alışkanlıklarının dışına çıkmakta zorlanır. Trafikte de durum farklı değildir. Ancak bir düzenlemenin yeni olması, onun yanlış olduğu anlamına gelmez.
Seydişehir'de yıllardır kullandığımız Eti Alüminyum kavşağını düşünelim. Etibank döneminden beri varlığını sürdüren bu kavşak neredeyse fabrikanın yaşıyla eş değerdir. O dönemin mühendisleri tarafından planlanan bu kavşak, yıllar boyunca binlerce araca hizmet verdi. Bugün geriye dönüp baktığımızda bu noktada ciddi kazaların oldukça az yaşandığını söyleyebiliriz.
Geçtiğimiz günlerde Konya'daki Büsan Sanayi Bölgesi'nde de benzer kavşaklarla karşılaştım. Bu kavşakların çoğunda trafik ışığı bulunmuyor. Araçlar belirli kurallar çerçevesinde akıp gidiyor. İlk bakışta alışılmadık görünse de sürücüler zamanla sisteme uyum sağlıyor ve trafik güvenli şekilde işliyor.
Bozkır yolu üzerindeki yeni kavşağı görünce aklıma önce Eti önündeki kavşak, ardından da Konya'daki örnekler geldi. Muhtemelen projeyi hazırlayan mühendisler de benzer uygulamalardan faydalanarak bölgenin ihtiyaçlarını değerlendirmişlerdir.
Üstelik bu kavşağın bulunduğu nokta sıradan bir yer değil. Bölgede itfaiye teşkilatı ve 112 Acil Sağlık ekipleri bulunuyor. Acil durum araçlarının güvenli çıkışı, trafik akışının düzenlenmesi ve olası risklerin azaltılması açısından böyle bir düzenlemenin gerekli olduğu düşünülebilir.
Elbette her yeni uygulamada olduğu gibi eksikler olabilir. İşaretlemeler artırılabilir, sürücüler daha fazla bilgilendirilebilir, gerekli görülen yerlerde ilave önlemler alınabilir. Ancak daha ilk günlerde yaşanan birkaç kazaya bakarak bütün projeyi başarısız ilan etmek de doğru değildir.
Bazen sorun kavşakta değil, alışkanlıklarımızdadır. Yıllardır aynı hızla geçtiğimiz bir noktada artık biraz yavaşlamamız, çevremize daha dikkatli bakmamız ve yeni kurallara uyum sağlamamız gerekiyor olabilir.
Şehirler büyüyor, trafik yoğunluğu artıyor ve ihtiyaçlar değişiyor. Buna bağlı olarak yolların ve kavşakların da değişmesi kaçınılmazdır. Önemli olan değişime karşı peşin hükümle yaklaşmak yerine, onu anlamaya çalışmak ve trafik kültürümüzü geliştirmektir.
Benim kanaatim; sinyalizasyon gerektirmeyen, konum olarak uygun olan bölgelerde bu tür modern kavşak uygulamalarının faydalı olabileceği yönündedir. Zaman içinde sürücüler alıştıkça tartışmaların azalacağını, kavşağın gerçek performansının daha net görüleceğini düşünüyorum.
Unutmayalım; güvenli trafik sadece yollarla değil, o yolları kullanan insanların bilinçli davranışlarıyla mümkündür.


