2 Haziran 2026, Salı
20:48
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

 

Toros Dağları'nın eteklerinde kurulmuş, yeşilin ve mavinin iç içe geçtiği güzel ilçemiz Seydişehir, sadece yaşadığımız bir yer değil; aynı zamanda bize emanet edilmiş bir mirastır. Bu mirasın içinde ormanlarımız, derelerimiz, yaylalarımız, göllerimiz, dağlarımız ve binlerce canlı yaşamaktadır. Peki biz bu emanete ne kadar sahip çıkıyoruz?

Her yıl baharın gelişiyle birlikte Kuğulu Park'ta, Taraşçı Barajı'nda, Tınaztepe Mağarası çevresinde, Gökçehüyük Barajı kıyılarında ve Torosların serin yaylalarında doğanın eşsiz güzelliklerine şahit oluyoruz. Ancak ne yazık ki bazen geride bıraktığımız plastik şişeler, poşetler, cam kırıkları ve diğer atıklar, bu güzelliklerin üzerine kara bir gölge gibi düşüyor.

Doğa bizden çok şey istemiyor aslında. Bir ağacı korumamızı, bir çiçeği koparmamamızı, piknik sonrası çöplerimizi toplamamızı, su kaynaklarını kirletmememizi istiyor. Çünkü doğa konuşmaz; ama yapılan her iyiliği de her kötülüğü de sessizce kaydeder.

Seydişehir'in çevresindeki ormanlar sadece ağaçlardan ibaret değildir. O ağaçların gölgesinde yaşayan kuşlar, sincaplar, böcekler ve daha nice canlılar vardır. Bir yerde yakılan kontrolsüz ateş, söndürülmeden bırakılan bir mangal közü, yılların emeği olan bir ormanı birkaç saat içinde yok edebilir. Oysa bir ağacın büyümesi onlarca yıl sürer.

Bugün çocuklarımızı alıp Kuğulu Park'a götürüyoruz, yarın onların da kendi çocuklarını aynı güzelliklerle buluşturabilmesi için doğayı korumamız gerekiyor. Eğer bugün gereken sorumluluğu göstermezsek, yarın anlatacak hatıralarımız kalabilir ama gösterecek güzelliklerimiz kalmayabilir.

Kur'an-ı Kerim'de insanın yeryüzünde "halife" olarak yaratıldığı bildirilir. Bu, sadece yaşamak değil; korumak, gözetmek ve emanete sahip çıkmak anlamına gelir. Toprağı, suyu, havayı ve bütün canlıları korumak aslında insanın yaratılış görevlerinden biridir.

Gelin bugün kendimize ve doğaya bir söz verelim:

Bir ağacı sebepsiz yere kesmeyeceğiz.

Bir çöpü yere atmayacağız.

Su kaynaklarını kirletmeyeceğiz.

Ormanlarımızı yangın tehlikesinden koruyacağız.

Çocuklarımıza doğa sevgisini öğreteceğiz.

Çünkü doğa bize atalarımızdan kalan bir miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldığımız bir emanettir.

Seydişehir'in yemyeşil dağları, serin yaylaları, berrak suları ve eşsiz güzellikleri gelecek nesillere de ulaşsın istiyorsak, bugün doğaya vereceğimiz söz yarının en değerli yatırımı olacaktır.

Doğaya verilen söz, aslında insanın kendi geleceğine verdiği sözdür.

Fahri Kubilay
Doğa varsa hayat vardır, hayat varsa umut vardır.

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı