Gün geçmiyor ki haberlerde belediyelerde dönen yolsuzluklarla ilgili bir habere rastlamayalım.
Siyaset, insanlığın iyiliği için yapılır. Halkın yararını düşünerek yapılır. Şehirler güzelleşsin, insanlar rahat etsin diye girilir bu yola. Peki sonra ne oluyor?
Bir bakıyorsun, tertemiz bir adam var. Belediye meclis üyesi olmuş. Sonra başkan yardımcısı. Derken bir makam, bir şoförlü araba, koltuğun altında dosyalar. İmar rantı dönüyor ortalıkta. Rüşvet çarkı sessiz sessiz işliyor. Adam önce bunları görüyor. Sonra dayanamıyor. "Herkes alıyor, ben niye almayayım?" diyor. İşte o anda insanlıktan çıkıyor. Halkı aşağılamaya başlıyor. Eskiden nasırlı elleri vardı. Şimdi halka dönüp "Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?" diye bağırıyor.
Sonra millet öfkeleniyor. Haklı olarak. Çünkü o siyasetçi cebine koyduğu her lirayı halkın cebinden alıyor. Halk ise o lira için gece gündüz çalışıyor, ter döküyor, ekmeğini taştan çıkarıyor.
Halk belediyelerde dönen çanta dolusu paraları, uçakta ve gemide düzenlenen uyuşturucu ve fuhuş partilerini görüyor. İçinden neler diyor, neler...
Bugün Türkiye'de neredeyse tüm siyasetçilerden nefret ediliyorsa, bunun sebebi budur. Bir avuç rantçı var, bir avuç şantajcı var, bir avuç çıkar ilişkileri örgütü var. Bunların hepsi belediyelerin içine yuvalanmış durumda. İmar izni alayım derken, denetimden kaçayım derken, ihaleyi kapayım derken insanlık elden gidiyor.
Peki çözüm ne? Çok sıkı denetim. Öyle üç ayda bir değil, aniden gelecek baskınlarla, gece gündüz demeden. Belki de yerel yönetimlerin yetkileri azaltılmalı. Yetki azalmazsa hırs azalmaz, hırs azalmazsa bu çark dönmeye devam eder.
Milletin de kabahati var: Hırsızına sahip çıkıyor. Oysa hırsızı görünce yüzüne tükürse, o zaman hırsızlar sokağa bile çıkamaz. Ama yok, "Bizimki ne yaparsa yapsın" deyip arkasında duruyor.
Millet çok rahatsız. Cebindeki son kuruşun peşinde koşarken, birilerinin lüks villalar, AVM'ler, gökdelenler inşa ettiğini görmekten bıktı, usandı.
En acısı şu: Temiz insan giriyor o sisteme, çıkarken canavar oluyor. İşte bu yüzden siyaset artık kimseye güven vermiyor.
Bir gün bir belediye başkanı çıkar da "Ben makam aracına binmiyorum, yolsuzluk yapanı valiliğe ben şikayet ediyorum, rüşvet vereni kapının önüne koyuyorum" derse, o zaman belki bir şey değişir. Ama o güne kadar, bu yazı da unutulur gider.
Çünkü bu memlekette unutmak da bir marifettir. Ne yazık ki, ne yazık ki.
Abdullah Avcu
Seydişehir, 23.05.2023


