27 Nisan 2026, Pazartesi
15:36
23.07.2025
Manşet Altı Reklam

 

İlkbahar gelince, Seydişehir’de bir kelime dolaşmaya başlar dilden dile:
“Göbek mantarı çıktı mı?”

Bu soru, aslında sadece bir mantarın peşine düşmek değildir.
Bu, Toroslar’ın insanı çağırma şeklidir.

Seydişehir’in sırtını yasladığı o heybetli dağlar…
Toros Dağları
Yağmurla konuşan, toprakla nefes alan, insana sabrı ve sadeliği öğreten o kadim coğrafya…

Göbek mantarı işte tam da bu coğrafyanın hediyesidir.
Ne fabrikada üretilir, ne siparişle gelir…
Yağmur yağacak, toprak doyacak, doğa uygun görecek… ancak o zaman çıkar.

Ve bu yüzden kıymetlidir.

Torosların eteklerindeki köylerde yaşayanlar için bu mantar;
Sadece bir yiyecek değil, bir umuttur.
Bir geçim kapısıdır.
Yeri gelir sofraya, yeri gelir ihracata gider.

Ama şehirde yaşayan bizler için…
Bu, bambaşka bir anlam taşır.

Ben bir Seydişehir çocuğuyum.
Bilirim o dağ yollarını…
Bilirim sabahın ayazında yola çıkmayı…

Gece yağan yağmur, sabah bambaşka bir dünya bırakır ardında.
Hava tertemiz…
Toprak mis gibi…
Kuşlar, sanki senin için şarkı söyler…

Bir çeşme başında yakılan küçük bir ateş…
İsli çaydanlıkta demlenen çay…
Yanında sade bir kahvaltı…

İşte medeniyet dediğin şey bazen tam da budur.

Sonra başlar asıl mesele: aramak…

Gözün yerde, kalbin doğada…
Bir mantar bulursun…

Ve o eski söz düşer aklına:
“Bir tane bulduysan, eşi vardır. Onu yalnız bırakma.”

İşte o an başlar insanın kendini kaybetmesi…
Ya da belki de bulması…

Fark etmezsin…
Yürürsün…
Ararsın…
Dolaşırsın…

Bir bakmışsın ki başladığın yer kilometrelerce geride kalmış.

Ama yorulmazsın.

Çünkü Toroslar sadece bedenini değil, ruhunu da taşır.

Güneş yavaş yavaş dağların arkasına çekilirken,
Sanki sana bakar da şöyle der:
“Bugün hatırladın…”

Elinde üç beş mantar vardır…
Belki de hiç yoktur.

Ama sen boş dönmezsin.

Çünkü şehirde unuttuğun bir şeyi alıp gelmişsindir yanında:
Sükûneti…
Sadeliği…
Kendini…

Bugün betonun arasında sıkışmış hayatlarımıza bakınca,
Anlıyoruz ki mesele göbek mantarı değil.

Mesele, Toroslar’dan kopmuş olmamız.

Ne diyelim…

Seydişehir’in dağları hâlâ orada…
Toroslar hâlâ çağırıyor…
Duyan var mı?

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

Mobil Üst Reklam
ALT1 Reklam Alanı