Kimliğin Sessiz Çığlığı
Salat ve selam, âlemlerin Rabbi’nin sevgilisi, kalplerin rehberi Hz. Muhammed Mustafa’ya olsun.
İçinden geçtiğimiz zaman, sadece zor bir zaman değil… Aynı zamanda ruhunu kaybetme tehlikesi yaşayan bir çağdır. Kavramlar yer değiştirmiş, anlamlar aşınmış, hakikat ile görüntü birbirine karışmıştır. Artık neyin ne olduğu değil, neyin ne olmadığı bile belirsizdir.
En acısı ise şu: İnsanlar inandıklarını söylüyor, ama yaşadıkları o inanca benzemiyor.
Bir an durup düşünelim…
Eğer bugün Resulullah aramızda olsaydı…
“Allah’a inanıyor musunuz?” diye sorsa, meydanlar dolusu “Evet!” diye haykırmaz mıydı?
“Benim peygamber olduğuma, Kur’an’a inanıyor musunuz?” dese, yine aynı coşkuyla cevap verilmez miydi?
Ama sonra o son soru gelse…
Kalpleri titreten o soru:
“Peki, Allah’ın hükümlerini istiyor musunuz?”
İşte orada bir sessizlik çökerdi…
Ya da daha kötüsü, bir “hayır” yükselirdi göklere.
İnsan bu çelişki karşısında ne hisseder?
İnandığını söyleyen bir kalp, nasıl olur da o inancın yolunu reddeder?
Bu, sadece bir fikir meselesi değildir…
Bu, bir kalp meselesidir.
Bu, bir sadakat meselesidir.
Bugün yaşadığımız kriz; ekonomi, siyaset ya da sistem krizi değildir.
Bugün yaşadığımız en büyük kriz, kimlik krizidir.
İnsanlar ne olduklarını bilmiyor artık.
Ne olduklarını bilmedikleri için de neye ait olduklarını hissedemiyorlar.
Oysa hakikat nettir.
İslam’ın bir tanımı vardır.
Müslüman olmanın bir duruşu, bir ağırlığı vardır.
Bu, herkesin kendi isteğine göre şekillendireceği bir kimlik değildir.
Bu, insanın iç dünyasında taşıdığı bir emanettir.
Kimseye “şunu ol” denmez.
İnsan dilediği yolu seçer.
Ama seçtiği yolun adını doğru koymak zorundadır.
Çünkü en büyük kayıp, yanlış yolda olmak değil…
Yanlış yolda olup kendini doğru zannetmektir.
Bugün belki de en çok ihtiyacımız olan şey;
yüksek sesle konuşmak değil,
derin bir iç muhasebedir.
Kendimize sormamız gereken soru çok basit:
“Ben gerçekten neye inanıyorum ve o inancın neresindeyim?”
Cevap zor olabilir…
Ama hakikat, her zaman ağırdır.
Selam ve rahmet, kalbiyle yüzleşme cesareti gösterenlerin üzerine olsun.