23 Mart 2026, Pazartesi
00:09
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

 

Ahlâk yoksa…
Namaz yoksa…
Haram-helal hassasiyeti yoksa…
Kul hakkı, kamu hakkı bilinci yoksa…
Anne-babaya hürmet, eşe nezaket yoksa…
Dil gıybetten ve iftiradan korunmuyorsa…
Göz haramdan sakınmıyorsa…
Kalp hasetten arınmıyorsa…
Mide haksız kazançtan, cep faizden uzak değilse…

Durup düşünmek zorundayız: Biz neyi yaşıyoruz? İnancı mı, yoksa sadece onun adını mı?

Bugün en büyük yanılgılarımızdan biri; dini bir kimliğe indirgemek, onu bir etiket gibi taşımak ama hayatın içine taşımamaktır. Oysa iman; sadece dilde kalan bir söz değil, hayatın her alanına sirayet etmesi gereken bir hakikattir. İnsanın ticaretinde, aile hayatında, sokaktaki yürüyüşünde, hatta yalnız kaldığında bile kendini gösterir.

İbadet, ahlâkla tamamlanmadıkça eksiktir. Namaz, insanı kötülükten alıkoymuyorsa sadece şekilden ibaret kalır. Oruç, sabrı ve merhameti öğretmiyorsa açlıktan öteye geçmez. Zekât, cimriliği söküp atmıyorsa sadece bir hesap işlemidir.

En tehlikeli durum ise şudur: Kişinin kendini doğru zannetmesi…
Çünkü insan yanlışta olduğunu bilirse dönebilir. Ama doğru yolda olduğunu sanarak yanlış yaşayan birinin uyanması çok daha zordur.

Bugün insanlar hangi partiden, hangi cemaatten, hangi tarikattan olduklarını yüksek sesle söyleyebiliyor; fakat kaçımız “Ben kul hakkından titizlikle kaçınırım” diyebiliyor? Kaçımız “Kimsenin arkasından konuşmam” diyebiliyor? Kaçımız “Gözümü, dilimi, kalbimi koruyorum” diyebiliyor?

Aidiyetler kurtarmaz.
Unvanlar kurtarmaz.
Kalabalıklar kurtarmaz.

İnsanı kurtaracak olan; yaşadığı imandır.

Çünkü yaşanmayan, sadece bir kimliğe ve ideolojik aidiyete dönüşen inanç; insana ne bu dünyada huzur verir ne de ahirette kurtuluş sağlar. Böyle bir inanç, vicdanı rahatlatan bir maske olur ama hakikatte insanı ağır bir hesapla baş başa bırakır.

Şunu asla unutmamak gerekir:
Allah katında ölçü; ne söylediğimiz değil, nasıl yaşadığımızdır.

Bugün kendimize şu soruyu sormak zorundayız:
Biz gerçekten inanıyor muyuz, yoksa sadece inanmış gibi mi yaşıyoruz?

Eğer ahlâkımız zayıfsa, ibadetlerimiz şekilse, kalbimiz kirliyse…
Sorun başkalarında değil, doğrudan bizdedir.

Ve bu gerçekle yüzleşmek, kaybetmeden önce son fırsattır.

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı