İnsan kaç yaşında olursa olsun, annesini kaybettiği gün aslında çocukluğuyla vedalaşır. 88 yıllık bir ömür, her anı bir dua sükûnetinde yaşanmış ve nihayetinde asıl sahibine, Rahmet-i Rahman’a uğurlanmışsa; geride kalan sadece bir boşluk değil, kapanan devasa bir şefkat parantezidir.
Kapanan Kapının Ardında Kalan Çocukluk
Derler ki; insan annesini kaybedince birden yaşlanır. Doğruymuş. Omuzlarıma binen o görünmez ağırlık, aslında korumasız kalmanın, o sarsılmaz kalenin yıkılmasının ağırlığıymış. Sanki dünyanın bütün rüzgârları bir araya gelip bir kapıyı yüzüme kapatmış ve o kapının ardında sadece elma şekerleri, diz yaraları ve masumiyetim kalmış gibi.
Şimdi o can yakıcı soru zihnimde asılı duruyor: "Artık bana kim ‘oğlum’ diyecek?"
Bir Kelimeden Fazlası: Merhamet Muhafızı
"Oğlum" kelimesi onun dilinde sıradan bir hitap değildi; bir zırhtı, bir sığınaktı. İçinde koşulsuz bir kabul, sonsuz bir af ve tarif edilemez bir merhamet saklıydı. Dünyanın bütün mahkemeleri beni mahkûm etse, o tek kelimeyle beni aklardı. Sesinin tonunda titreyen o şefkat, bakışındaki o sessiz dua, ellerindeki o nasırlı ama pamuksu emek...
O eller ki; yıllarca üzerime bir kanat gibi gerildi. Üşümeyeyim diye uykusundan bölüp üstümü örten, başım ağrıdığında alnıma değdiğinde şifa olan, düştüğümde dünyayı önüme seren o eller... Şimdi o şifa kaynağı eller, toprağın serinliğine emanet.
Sığınılacak Limanın Sessizliği
Bir anne gidince, aslında bir insan gitmez; bir liman yok olur. Yorulduğunda başını koyacağın o dizler, anlatmadan derdini anlayan o yürek eksilir hayattan. Koca dünya bir anda küçülür, dar gelir insana.
Ben şimdi kaç yaşında olursam olayım, içimde annesini arayan, elinden tutulmayı bekleyen o küçük çocukla baş başayım. Gayri ihtiyari telefonu elime alıp "Anne..." demek istiyorum. Ama biliyorum ki o numara artık gökyüzünde, kapsama alanı ise sadece kalbim.
Emanet Edilen Cennet
"Cennet annelerin ayakları altındadır" müjdesine sığınarak teselli buluyorum. Eğer öyleyse, ben bugün cennetin bir parçasını toprağın kucağına bıraktım. Biliyorum ki o şimdi daha huzurlu bir yerde; yıllarca benim için göğe yükselttiği o halis duaların meyvelerini topluyor.
Aslında annelik bedenen biten bir şey değilmiş. Onlar göçse de:
-
Duaları üzerimizde görünmez bir kalkan olarak kalıyor.
-
Nasihatleri hata yapacakken kulağımızda çınlayan bir pusula oluyor.
-
Sevgileri damarlarımızdaki asil bir miras gibi akmaya devam ediyor.
Son Söz: Ben Hep Senin Oğlun Kalacağım
Ey annem... Bana son kez "oğlum" dediğin o anın yankısı, ömrümün sonuna kadar en kıymetli hazinem olacak. Belki bu dünyada o sesi bir daha duyamayacağım ama attığım her adımda, ettiğim her iyilikte senin izini taşıyacağım.
Senin gidişinle benim çocukluk resmim resmen tamamlandı. İlk defa bu kadar yetim, ilk defa bu kadar çıplağım hayatın karşısında. Ama senin duanla ayaktayım. Mekânın cennet, makamın âli olsun.
İçimdeki çocuk seni hep o kapının eşiğinde, o huzurlu dizlerinde bekleyecek. Ben ise daima senin "oğlun" olmaya devam edeceğim.