23 Şubat 2026, Pazartesi
01:21
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Modern insan özgür olduğunu sanıyor.
Oysa çoğu zaman sadece arzularının peşinden gidiyor.

Kur’ân’da çarpıcı bir ifade vardır:
Hevâsını ilah edinen kimseyi gördün mü?” (Furkan, 43)

Bu ayet, taş putlardan daha tehlikeli bir hakikati işaret eder:
İnsan, bazen kendi iç dünyasını kutsallaştırır.

Hevâ, sözlükte “aşağı doğru düşmek” anlamına gelir. Arzu, istek, nefsin yönelimi… Fakat Kur’ân’da hevâ, kontrolsüz arzunun aklın ve vahyin önüne geçmesi demektir.[1]

Put dışarıda olduğunda onu kırmak kolaydır.
Ama put içerideyse?

Modern çağın en büyük yanılsaması şudur:
“İstediğim gibi yaşamak özgürlüktür.”

Oysa sınırsız arzu, özgürlük değil; bağımlılıktır.

Râgıb el-İsfahânî, hevâyı aklın karşıtı olarak tanımlar. Ona göre hevâ, insanı hakikatten uzaklaştıran içsel eğilimdir.[2]

Benzer şekilde Fahreddin er-Râzî, ilgili ayetin tefsirinde hevâyı “kişinin kendi arzusunu ölçü haline getirmesi” olarak açıklar.[3] Ölçü değiştiğinde hakikat de görecelileşir.

Bugün “ben böyle hissediyorum” cümlesi neredeyse nihai delil haline geldi.
Duygu, aklın önüne geçti.
Arzu, ilkenin yerini aldı.

Hevâ neden ilah olarak tanımlanır?

Çünkü ilah, nihai otoritedir.
Karar verir.
Yön belirler.
Hüküm koyar.

Eğer insanın hayatında son sözü vahiy değil de arzu söylüyorsa, orada fiilî bir ilahlaştırma vardır.

Bu durum sadece bireysel ahlâk meselesi değildir.
Tüketim kültürü, reklam endüstrisi, sınırsız haz anlayışı… Hepsi hevâyı besleyen bir düzen üretir.

Modern ekonomi arzuyu diri tutarak ayakta kalır.
Modern kültür sınırsız tatmin vaadi üzerine kurulur.
Modern siyaset ise çoğu zaman kitlelerin hevâsını okşayarak güç kazanır.

Kur’ân’ın tevhid çağrısı tam da burada devreye girer.
Tevhid, yalnızca Allah’ın birliğini kabul etmek değil; arzuyu merkezin dışına almaktır.

İman, insanın kendi iç putuyla mücadelesidir.

En zor cihad belki de budur:
İnsanın kendi nefsine karşı verdiği mücadele.

Hevâ kontrol edilmediğinde insanı düşürür.
Zaten kelimenin kökü de “düşmek”tir.

Modern insanın trajedisi şudur:
Kendi arzularını özgürlük sandı.
Oysa o arzuların kölesi oldu.

Belki de yeniden sormamız gereken soru şudur:
Hayatımızda son sözü kim söylüyor?

Arzumuz mu?
Toplum mu?
Moda mı?
Yoksa hakikat mi?

Tevhid, merkezde yalnızca Allah’ın olmasıdır.
Hevâ ise o merkeze sızan en sessiz rakip.

Ve çoğu zaman en tehlikelisi.


Dipnotlar

[1] Kur’ân’da “hevâ” kavramının geçtiği yerler için bkz. Furkan 43; Casiye 23.
[2] Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi’l-Kur’ân, “h-v-y” md.
[3] Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb, Furkan 43 tefsiri.

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı