21 Şubat 2026, Cumartesi
01:01
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Putları kırdığımızı sanıyoruz.
Oysa sadece şekil değiştirdiler.

Kur’ân’ın en sert kavramlarından biridir şirk. Çoğu zaman bu kelimeyi yalnızca tarihsel bir bağlama hapsederiz: Taş, ağaç, heykel… Oysa Kur’ân’ın itiraz ettiği şey maddi putlar değil; mutlaklaştırmadır.

Şirk; Allah’a ait olan bir yetkiyi, bir değeri ya da bir hüküm koyma hakkını başka bir varlığa vermektir.

Mekke müşrikleri Allah’ın varlığını inkâr etmiyordu. Onlar da Allah’a inanıyordu. Fakat araya aracılar koyuyor, otoriteyi bölüyor, hakikati parçalıyordu. Kur’ân’ın tepkisi tam da bu bölünmeye idi.

Bugün taş putlara secde edilmiyor olabilir.
Ama modern dünya görünmeyen putlarla dolu.

Para…
İktidar…
Ulus…
İdeoloji…
Lider…

Bunların hiçbiri başlı başına “şirk” değildir. Fakat mutlaklaştırıldıklarında, sorgulanamaz hâle getirildiklerinde, uğruna hakikat ve adalet feda edildiğinde işte o zaman putlaşırlar.

Kur’ân’ın şirk eleştirisi sadece metafizik değil, aynı zamanda ahlâkî ve siyasal bir eleştiridir. Çünkü şirk, insanı özgürleştirmez; bağımlı kılar. Tevhid ise insanı yalnızca Allah’a kul yaparak bütün sahte otoritelerden kurtarır.

İbn Teymiyye, şirki sadece ibadet alanıyla sınırlamaz; itaat ve hüküm koyma meselesini de bu çerçevede değerlendirir. Eğer bir otorite Allah’ın hududunu aşarak mutlaklaştırılırsa, bu durum tevhid ilkesini zedeler.[1]

Benzer biçimde Fazlur Rahman, Kur’ân’ın şirk karşıtı söylemini ahlâkî sorumlulukla ilişkilendirir. Ona göre şirk, insanın kendi çıkarını nihai ölçü hâline getirmesidir.[2]

Modern çağın en büyük putu belki de “ben”dir.
Bireycilik, arzuların kutsanması, sınırsız tüketim…

Kur’ân’ın diliyle söylersek:
“Hevasını ilah edinen insan.”

Bu ifade, taş bir puttan çok daha tehlikelidir. Çünkü görünmezdir. Kişi, put taşıdığını fark etmez.

Şirk neden bu kadar ağır bir kavramdır?

Çünkü şirk, hakikati böler.
Ahlâkı görecelileştirir.
Adaleti çıkarla değiştirir.

Tevhid ise merkezileştirir:
Tek ölçü, tek nihai otorite, tek mutlak değer.

Bugün Müslüman toplumların yaşadığı kriz, belki de açık inkârdan değil; örtük şirkin normalleşmesinden kaynaklanıyor. Dilde tevhid, hayatta parçalanmışlık…

Şirk sadece başkasının sorunu değildir.
Her insanın kalbinde potansiyel bir taht vardır.
O tahta kimi oturttuğumuz, hayatımızın yönünü belirler.

Kur’ân’ın çağrısı nettir:
Tahtı boşaltın.
Merkezi temizleyin.
Mutlak olanı mutlak bırakın.

Belki de modern çağda tevhid mücadelesi, taş putları kırmak değil; görünmeyen putları fark etmekle başlayacaktır.


Dipnotlar

[1] İbn Teymiyye, el-Ubûdiyye, şirk ve itaat ilişkisi bölümleri.
[2] Fazlur Rahman, Major Themes of the Qur'an, tevhid ve ahlâk ilişkisi.

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı