Kur’an’da Hz. İbrahim (a.s.) kıssası, inancın sadece kalpte taşınan bir kabul değil, bedeli olan bir duruş olduğunu anlatır. O, putları kıran bir figürden önce; putlaştırılmış alışkanlıklara, geleneklere ve çıkar ilişkilerine meydan okuyan bir bilinçtir.
“Ben yüzümü, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim.” (En‘âm, 79)
Bu cümle, tevhidin manifestosudur: Yönünü doğru belirleyen bir insan, yalnız kalmayı göze alır.
Gelenekle Hesaplaşma
Hz. İbrahim (a.s.), ilk itirazını ailesinden ve toplumundan başlattı. Babasının put yapması, toplumun bu putları kutsaması; sorgulanmadan sürdürülen bir düzenin işaretleriydi.
“Bunlar nedir, tapınıp durduğunuz heykeller?” (Enbiyâ, 52)
Bu soru, her çağ için rahatsız edicidir. Çünkü sorgu başladığında, konfor bozulur.
Ateşle Sınanan İnanç
Putları kıran Hz. İbrahim, ateşe atılmakla tehdit edildi. Kur’an bu sahneyi, inancın bedelini gösteren bir eşik olarak anlatır:
“Ey ateş! İbrahim’e serin ve selâmet ol.” (Enbiyâ, 69)
Burada mucize, ateşin yanmaması değil; imanın teslimiyetle bütünleşmesidir.
Yalnızlığın Coğrafyası
Hz. İbrahim (a.s.)’ın hayatı hicretlerle doludur. Toprağını, yurdunu, alışkanlıklarını geride bırakarak yürür. Tevhid, yerleşik putları olduğu kadar yerleşik konforu da terk etmeyi gerektirir.
“Ben Rabbime gidiyorum; O bana yol gösterecektir.” (Sâffât, 99)
En Ağır İmtihan
Hz. İbrahim (a.s.)’ın sınavı yalnızca toplumla değil; en sevdiğiyle de oldu. Kurban emri, itaatin zirvesini temsil eder. Kur’an burada niyete bakar:
“Rüyada seni boğazladığımı görüyorum.” (Sâffât, 102)
Teslimiyet tamamlanınca, kurban değişti; mesaj kaldı: Allah, kulundan kör itaat değil; bilinçli teslimiyet ister.
Bugüne Bakan Yönü
Hz. İbrahim (a.s.) kıssası, modern insanın putlarını işaret eder: Para, makam, ideoloji, kimlik… Putlar değişir; tapınma biçimi değişmez.
Tevhid bugün de bedellidir. Popüler olana karşı durmayı, kalabalığın tersine yürümeyi gerektirir.
Sonuç
Hz. İbrahim (a.s.) kıssası şunu öğretir: İnanç, rahatlatmak için değil; insanı dönüştürmek için vardır.
Tevhidin bedeli ağırdır; ama özgürlüğü eşsizdir.
“İbrahim tek başına bir ümmetti.” (Nahl, 120)
