2 Ocak 2026, Cuma
16:15
23.07.2025
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Seydişehir’de herhangi bir haber sitesini açın. Manşetler tanıdık, neredeyse rutinleşmiş: "Uyuşturucu operasyonu", "Trafik kazası"... Haberlerin altına inin, o tek cümleyi görürsünüz: “Bunlar da bir bitmediler.”

İşte bu cümle, her şeyi özetliyor. Derin bir yorgunluk, bir kabulleniş, hatta bir umursamazlık. Oysa uyuşturucu, sadece haber bültenlerinde geçen bir suç başlığı değil. O, bir gencin hayatından çalınan yıllardır. Bir annenin için için kemiren, bitmek bilmeyen korkusudur. Bir babanın kimseye söyleyemediği, sessiz utancıdır.

Sokaklarda yürürken, davranışlarıyla yabancılaşmış çocuklar görüyoruz. Bir okuyucumuzun dediği gibi: “Eskiden büyükler yapardı, şimdi çocuk yaşta başlıyorlar.” Bu gözlem, sorunu daha da iç acıtıcı kılıyor. Bir diğeri ise esas soruyu soruyor: “Aileler fark etmiyor mu?”

Cevap karmaşık ve her seferinde bir trajedi barındırıyor: Bazen fark ediliyor ama geç kalınıyor. Bazen fark ediliyor ama ne yapılacağı bilinmiyor, çaresizlik hâkim oluyor. Bazen de herkes biliyor ama susuyor; ayıplamanın veya başa çıkamamanın ağırlığıyla.

Sosyal medyada pompalana pompalana sunulan 'kolay para' hayalleri, yasa dışı bahis tuzağı ve uyuşturucu aynı karanlık yola çıkıyor. Sonu ise neredeyse her zaman aynı: Borç, suç ve tam bir çöküş.

Aslında konuyu biraz irdelersek, görürüz ki "tüm kötülüklerin anası" tabiri boşa değil. Uyuşturucuya bulaşan bir kişi, zamanla o maddenin finansal ve psikolojik girdabına kapılır. O girdap, onu hırsızlığa, yasa dışı işlere, şiddete ve nihayetinde diğer tüm suçların içine çeker. Hepsi birbirine bağlı bir zincirin halkalarıdır.

Operasyonlar elbette yapılmalı. Yapılıyor da. Ancak yalnızca polisiye tedbirler yetmez. Önleme yoksa, toplumsal farkındalık yoksa, rehabilitasyon imkanları yetersizse ve en önemlisi, gençleri hayata bağlayacak, onlara umut ve gelecek vadedecek yollar açılmıyorsa, bu kısır döngü asla bitmez.

Unutmayalım, bu şehir küçük. Toplum dediğimiz şey, birbirine dokunan hayatların toplamı. Bugün rahatlıkla "başkasının çocuğu" diye uzaktan baktığımız o genç, yarın bizim evimizin, sokağımızın, canımızın bir parçası olabilir.

Artık sormamız gereken asıl ve en acil soru şu:
Bu çocuklar kaybolurken, biz ne yaptık?

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
Alt Banner Reklamı