8 Nisan 2026, Çarşamba
14:14
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Amerikan Başkanı Trump’ın, Sırbistan C.Başkanı Alexandar Vucic’i diplomatik teâmülde hiçbir yeri olmayan şekilde karşısına bir sandalyeye oturtup, kendisi de onu bir savcı edâsıyla sorguluyor gibi görüşmesinde sergilenen zorbalık, ‘uluslararası hukuk ve diplomasi kuralları’ diye kutsanırcasına anılan ‘çağdaş (!) düzenlemelerin gerçek mahiyetini göstermesi bakımından son derece öğreticidir. Ki, Ecevit’in Clinton karşısındaki duruşu bile o kadar sakil değildi.

Bu gibi davranışlar psikolojik savaş taktiklerinden olup sıkça görülmektedir dünyada.. Gerçi, diplomaside, esas kabul edilen ‘mukabele-i bilmisl /aynıyla mukabelede bulunmak’ kuralı da vardır, ama, böyle uygulamaları sergileyebilmek herkesin yapabileceği bir şey değildir; hattâ böyle durumlarda, karşı taraf oturma tarzında bir tekebbür gösterecek olursa, ona da ânında karşılık verilmesi gerekir.

Hatırlayalım ki, 2010 yılının ilk günlerinde, TC büyükelçisini İsrail rejimi Dışbakanı bir görüşmeye çağırmış ve onu alçak bir koltuğa otururken; kendisi ise, 10-15 cm. kadar yüksekliği olan bir diğer koltuğa oturmuştu. TC. Elçisi, bu sahneyi görür görmez itiraz etmemiş, görüşmeyi ibtal etmek yerine o aşağılatıcı durumu kabullenmiş ve İsrail rejimi yetkilileri ve medya organları bu yolla Türkiye’den, Tayyib Erdoğan’ın Davos’ta, 2009’da İsrail Devlet Başkanı Şimon Perez’e yönelik ve kısaca ‘One minute diye anılan sert eleştirilerinin intikamının alındığını açıkça dile getirmişlerdi.

 

 

***

Trump’ın, Sırbistan Başkanı’na karşı sergilediği o ağır ve aşağılayıcı tavrın sebebi bir an sonra, Trump’ın bir tarafına Vucic’i, diğer tarafına da Kosova Başbakanı Avdullah (Abdullah) Hoti’yi alarak yaptığı açıklama sırasında daha bir net şekilde anlaşılacaktı. Çünkü, Trump, Sırbistan’ın Kosova’nın bağımsızlığını tanıdığını ve daha mühimi, İsrail rejimi nezdindeki Elçiğini Tel’Aviv’den Kudüs’e 2021 Temmuz ayına kadar taşımayı kabul ettiğini açıklıyordu.

Vucic, Trump’ın bu sözlerini duyunca, biraz önce imzalamış olduğu dosyadaki belgelere göz atıp beraberindeki heyet mensuplarına şaşkın şaşkın bakmaktan öteye bir şey yapamadı. Anlaşılıyordu ki, Vucic’in imzaladığı metinde, Sırbistan Elçiliği’nin Kudüs’e taşınacağına dair öyle bir maddenin olduğundan haberi yoktu; ya da, o şart, müzakereler tamamlandıktan sonra bir kurnazlıkla eklenivermişti. Ki, sionist mihrakların, böyle zaaf noktalarını hiç kaçırmadıkları bilinir. Halbuki, o diplomatik skandal karşısında, derhal görüşmeyi kesip kalkmak da vardı. Ama, öyle bir tepki, zekâ kadar yürek de ister ve herkesin yapabileceği kadar kolay değildir.

 

 

***

Konunun bir başka tarafı da, Kosova Başbakanı’na imzalatılan metin idi. Trump, Kosova’nın da İsrail’i resmen tanıyacağını ve Elçiliğini de -Tel-Aviv’de değil-, Kudüs’te açacağını açıklamıştı.

Evet, gerçekte, İsrail diye bir devlet yok; Amerikan İmparatorluğu’nun Ortadoğu şubesi var.

Trump, zâten, iktidara geldiği ilk andan itibaren, bunu gizlemiyor -damadı olan Amerikan yahudisi- Jareed Kushner’i Ortadoğu’da barışı tesis etmek için en yetkili özel temsilci statüsünde vazifelendirmiş bulunuyor.

Filmdeki Psikiyatrist hanım, çok sevilen, cana yakınlığıyla ünlü bir isim, acaba bu yüzden mi bilemedim, ama o kırmızı odada kahve-çay içerek sizin anlatacaklarınızı sükunetle dinleyecek bir insanın olması... Hele bunun bir profesyonel yani bir hekim olması, gerçekten insanın içine güven duyguları bağışlıyor olsa gerek...

‘’Güven’’... Asrımızın yalnızlaşma kadar ciddi problemi. Siyasetten, yönetime, eğitimden, sağlığa, hukuktan, trafiğe kadar her anımızda giderek artan bir güven talebiyle karşı karşıyayız... Modern insanın beklentisi ‘’pürüzsüz hayat’’ın bir parçası olabilir bu elbette, ilk insanlar vahşi hayvanlardan korkuyorlardı, biz elektrik kesintisinden korkuyoruz söz gelimi... Ama bu güven bunalımın sadece konformist yaklaşımlarla baştan savamayız. Pozitif bakış açısının büyük meydan okumalarıyla adeta göklere hapsettiğimiz maneviyat, bugün büyük bir açlık olarak karşımızda duruyor. Modern insanın mistik arayışı, insanın ailesinden, dostlarından güven beklentisi ile dallanıp budaklanıyor. Çocukluğumuza özlem, eski bayramlar, eski mahallemiz, sadece nostaljik hatırlayışlar değil, güvenli zamanlara kaçışımız, samimiyete ve güvenilirliğe olan özlemimizle harmanlanıyor..

YAZININ  TAMAMINI OKUMAK İÇİN  TIKLAYIN

 

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı