8 Nisan 2026, Çarşamba
16:06
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Dün, Muharrem ayının 10. günüydü, yani ‘’aşura’’ günüydü. 680 yılında Hz. Peygamberimizin (sav) kızı Hz. Fatıma ve damadı Hz. Ali’nin evlatları Hz. Hüseyin’in Kerbela’da, 72 kişilik aile efradıyla birlikte, ki içinde bebekler ve dedeler de vardı, acımasızca, feci şekilde katledilmesi olayının yıl dönümüydü...

Bu elim faciayı, yeterince idrak edip, dersler, ibretler çıkartabildiğimizi sanmıyorum. Zira bir yandan resmi tarihin seküler dilinin yok saydığı, sansürlediği geçmişimiz, bir yandan medeni geleneğimizin değerler dünyası ile yaşadığımız radikal yabancılaşma, hatta yırtılma seviyesindeki kopukluk, bizi ciddi anlamda bir kimlik krizine, hafıza kaybına uğratmıştır. Ki bu, işin sadece bilinç yönüdür. Bir de ruhi ve kalbi yönü vardır ki, duruşumuz, kim olduğumuz ve tarafımız orada belli olur.

Ehli Beyt’te Resul-i Kibriya’nın hassasiyet derecesindeki sonsuz sevgisi parlar. Bundan yoksun kalan kişinin bilinci tamamlanmamıştır ve gönlünün de nuru sönmüştür...

İmam Kuşeyri, Nur Suresinde, kalbin nurlarından bahsederken; Cenabı Hakkın kulun kalbini nurlarla süsleyip tezyin ettiğinden söz eder. Akıl nuru, anlayış nuru, bilgi nuru, yakin nuru, marifet nuru, tevhid nuru şeklinde sıralar. Tevhide erebilecek kalbin, akıl, anlayış ve bilgiden nurlanarak çoğalması dikkate değer bir dokunuş.

’Ancak bilenler ağlar’’ sözünün hikmeti de bunu işaret eder zannederim. Kalp bilirse, titrer, dalgalanır, gözü yaş yürür. Gözyaşı idrakin nişanesi olur.

Ehli Beyt’in başından geçen soykırımı hakkıyla bilmeden, ibret almadan da gözümüzden yaş gelmez.

680 yılında, Resulullah’ın (sav) ahirete irtihali üzerinden sadece 48 yıl geçmişti. Hz.Hüseyin ve maiyetindekileri şehit edenler arasında, ‘’Resulullahın (sav) bu başı öptüğünü gördük’’ diyenler vardı. Hatta namaz kılarken, sevap kazanmak için onun ardında namaza duranlar vardı... Akıl dışı bir zulüm ve şaşkınlık verecek bir cehalet...

Olayların; 1- Halifeliğin, babadan oğula geçecek şekilde saltanata dönüştürülmesiyle alevlendiğini, 2- Zorla başa geçirilen Yezit’e, liyakat ve ehliyet açısından itiraz edenlerin, güç ve iktidar sahiplerince muhalefet kabul edildiklerini, 3- Herhangi bir sulh ve çözüm yolu aramadan, feci şekilde imha edilerek susturulduklarını görmemiz, idrak etmemiz ve ibretler almamız gerekiyor.

YAZININ  TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı