8 Nisan 2026, Çarşamba
22:07
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Biz ahir zaman Peygamberinin ümmetiyiz. Olan hiçbir şey sürpriz değil.

Allah’ın Resulü şöyle buyurdu: “Bildiğimi bilseydiniz, çok ağlar, az gülerdiniz.”

Dünya bizim için bir oyun ve eğlence yeri değildi. Mallarımızın, canlarımızın, ihtirasla peşinden koştuğumuz, ömrümüzü harcadığımız şeyler hepsi birer fitne idi. Bunu bilmemize rağmen çok da üstünde düşünmedik.

Gelecek günler geçen günleri aratmasın istiyorsanız daha çok çalışmamız gerekiyor.

Biz alemlere rahmet olarak gönderilen bir Peygamberin ümmetiyiz. Vazifemiz, yolumuz, yöntemimiz belli. Ama “oku” diye başlayan kitabı okumadık, onu hayatımıza geçirmek, uygulamak için İstanbul Sözleşmesi için kiminin çabaladığı, kimimizin konuştuğu kadar konuşup çabalamadık, genel olarak sanki; istisnalar dışında.

İçimizdeki “ıslah edici” rolüne bürünen “bozguncular”ın, “beyinsizce” işleri yüzünden ve “kınayanların kınamaları yüzünden” “haksızlıklar karşısında susanlar”dan olunca, olacak olanlar oldu. Yolun başında beraber olduklarımızla, yolda bulduklarımız yer değiştirdi. O zaman da eski dostlar uzaklaştı ve çıkar hesabı ile yeni gelenler eski dostların yerini alınca, bugün yaşananlar mukadder oldu.

Ha! Bütün bunlar, kader, rızık ve ecel çerçevesinde, Hayır ya da şer olsun Allah’ın iradesi içinde şeyler. Bizden istenen O’nun rızasını gözetmekti. Ama biz, rızadan önce günü kurtarmak için rasyonalist, determinist, pragmatik bir akıl yürütme ile adeta Allah’ı iktidara, servete zorlamaya kalktık. “Şöyle yaparsak böyle olur”. Rızadan önce, gerçekleşmesini istediğimiz maddi, dünyevi, arzularımızın yön verdiği taleplerimize ulaşmak için gecemizi gündüzümüze kattık. Oysa Allah’a dayanıp, sa’ye sarılıp, hikmete ram olacaktık. Allah’ın rızasının tecellisinin vesilesi olacaktık. Bu yolda mallarımızı, canlarımızı ve sevdiğimiz her şeyi, bu makam, iktidar, servet, şöhret, o her ne ise Allah yolunda fedaya hazır olacaktık.

Zaten değil mi ki, Allah (cc) bizi, mallarımız, canlarımız ve sevdiklerimizle, kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecekti. Etti de! Sonuçta bu süreçte kim ne yaptı ise, sonuçtan bağımsız olarak zerre-i miktar bir iyilik ya da kötülük yaptı ise karşılığını görecek. Kaybedilen savaşların kahramanları olduğu gibi, kazanılan savaşların hainleri de vardır. 

Bakın eceli gelen herkes ölecek. Hiç kimse ecelinden bir saniye önce ya da sonra ölmeyecek. Kimse rızgından az ya da çok yemeyecek. Ve kimsenin kaderinden başka bir kader de yok. O zaman ne gam! Bu sonuçların sebebleri konusunda kim ne yaptı ise onun sorumluluğu ya da mükafatı ona aittir. Allah bu süreçte, zalimler ve cahiller topluluğuna yardım etmeyecek.

Bizi gören, duyan, bilen, hüküm sahibi, kadir-i mutlak ve bir olan bir Allah var! Allah (cc) her şeyi, görmekte, duymakta bilmektedir

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı