Kadınlara yönelik şiddette vahşet eşiği tehlikeli bir şekilde yükseliyor. Aslında kadına şiddet demek dahi bu vahşetin karşısında yetersiz kalıyor. Erkekler bir şekilde hayatlarına girdikleri kadınları insanlığa sığmayacak yöntemlerle katlediyorlar.
Bir anlamda yaşadığımız sadece kadına şiddet sorunu değil. Adını doğru koyacak olursak, erkek sorunu ile karşı karşıyayız. Şiddeti uygulayan kim? Erkek. Katleden kim? Yine erkek. Ortada kadına vahşet ve bir de bunun sebebi olan ciddi bir erkek sorunumuz var. Bunların bir kısmı eşi, çocukları, işi olan insanlar. O nedenle sorun çok daha derinlerde yatıyor. Ayrıca cani, bir sonraki vahşeti işleyecek olana ilham kaynağı oluyor. Terör örgütlerinin birbirlerine terör yöntemlerini öğrettikleri gibi.
Münevver Karabulut’u katleden cani, testere ile parçalara ayırmıştı. Pınar Gültekin’i katleden ise boğduktan sonra bir varile koyup yakıyor, üzerine beton döküyor. Vahşet eşiğimiz yükseliyor. Artık dayanılmaz bir hal alıyor. Bu işin bir de medya boyutu var. Olayın kriminal boyutunu anlatmak doğru mu ondan da emin değilim. Medya olarak bizim de kadınlara yönelik vahşetle ilgili haberleri aktarırken, yorumlar yaparken kullandığımız dili masaya yatırmamız gerekiyor.