Bu tartışma tek başına “Hilafet tartışması” ile bitmeyecek.
Tekrar söylüyorum, Hilafet konusu sadece Türkiye ve Türkleri ilgilendirmiyor. Bu bütün olarak İslam ümmetinin bir meselesidir. Bu konuyu sadece Türkiye ya da Erdoğan’la ilişkilendirmek basitliktir, ucuzluktur. Bu konu beyn-el müslimin bir konudur. Halife denilen zat, bir kere daha söylüyorum, Allah’ı ve İslam’ı değil, Müslümanları temsil edecektir.
Bu konu sadece Müslümanlarla sınırlı kalmayacak. Ortodoks birliği de kurulacak. Birlik olsunlar ki, birilerinin istismarından kurtulsunlar. Üniversitelerini, bankalarını da kursunlar. Doğu Roma, Bizans araştırmaları yapılsın, Aramice bilen ilim adamlarımız olsun, tarihi gerçekler ortaya çıksın, Yunanistan’dan, Amerika’dan, Rusya’dan papaz ithal etme ayıbından kurtulalım. Fatih, Ortodoksları Latin işgalinden kurtaran askeri harekatın hem komutanı, hem de siyasi lideridir. Ortodokslar Hz. Ömer’in, Fatih’in emanetidir. Süryani Patrikliğini Hz. Ömer kurdu, Ermeni Patrikliğini Fatih kurdu. Fatih Rum Ortodoks Patrikliğinin de başıdır. Osmanlı dediğimiz onun içinde bir Ortodoks dünyası var. Sadece Hilafet, ya da Ortodoks Cemaatinin daimi temsilcilik Konsülü değil, bir de Osmanlı Milletler Topluluğu olacak.
Osmanlıya Hilafet penceresinden bakarsanız, Filipinlerden Güney Afrika’ya kadar 4 kıtada bugün 110 ülkede söz sahibi olan Dünya ölçekli bir yapıdan söz ediyoruz. Sadece D8’deki 8 ülkede, 1.2 milyar insan yaşıyor. Bunların etki ettikleri Malay, Hind, Arap, Afrika ve Türki nüfus 2.2 milyar.. Bu Türkiye’nin gücüdür. Türkiye sadece jeopolitik, jeostratejik açıdan değil, jeoteolojik açıdan da dünyanın merkezindeki bir ağırlık merkezidir. Bu özelliğinizi kaybederseniz, sıradanlaşırsınız. Bu ülkede 1 asra yakın zamandır yapılan darbelerin arkasında kimler var ve darbeler ne adına yapıldı bir bakmaz mısınız!