9 Nisan 2026, Perşembe
02:37
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

“Mor beyin”den sonra “Ankesörlü telefon skandalı” filan diye konuşuyorduk, sonunda infaz yasası ile zaten içerdekilerin büyük kısmı artık dışarıda.. Oysa daha bu işin, dış bağlantıları, siyaset, bürokrasi, Media, iş dünyası ile ilgili ayağına sıra gelmeden bu iş bitti. Her şey 15 Temmuz’la sınırlı kaldı. 15 Temmuz başarılı olsa idi, bir yerlere gelecek adamlar ise, o gün ortada görünmedikleri için bugün hâlâ itibarlı konumlarda, mevkilerdeler. Onlara dokunan da yok. Hatta onlar kendilerine dokunanlara, dokunma ihtimali olanlara zarar veriyorlar.

FETÖ davası “Hukuk” açısından bugün artık içinden çıkılmaz bir hale geldi.. Zaten başından beri yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. Ciddi bir altyapı kurulamadı. Ve gelinen noktada ise, “emsal olarak Yargıtay ve İstinaf kararları çerçevesinde bu davalar sonucunda içeride kimse kalmayabilir” derken, Korona geldi, infaz yasasında değişiklik yapıldı ve hapishaneler boşaldı..

Zaten bu yargılama böyle devam etseydi de bu iş adil bir iş olmayacaktı.

Kime ne söyleyeceksin! TSK’daki “FETÖ yapılanmasını” tespitte en önemli delil olarak takdim edilen ankesörden aranma kayıtları ile ilgili iddialar tam bir komedi. Düşünsenize olmayan ankesörlü telefondan mükerrer dinleme kaydı var ve bu iddia ile birtakım kişiler tutuklanıyor. TELEKOM kayıtlarında olmayan ankesörden yapılan konuşmadan dolayı bir subay 9 ay hapis yatıyor, tahliye ediliyor ama, tutuksuz yargılanması sürüyor.. Peki bu işlerin sorumlusu kim? Yapanın yanına kâr mı kalacak! Bu kişi ADD üyesi imiş. Onlardan burs almış, 15 Temmuz’a da katılmamış. Müyesser Yıldız’ın yazdığına göre “Ancak Ekim 2018’de ankesörden gözaltına alınır ve tutuklanır. İddia, 2014-2015 yıllarında toplam 17 kez ankesörlü/kontörlü telefondan arandığıdır.”

 YAZINIIN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı