9 Nisan 2026, Perşembe
03:37
UST1 Reklam Alanı
MANSET_ALTI Reklam Alanı

Ayasofya Camii uzun bir esaretin ardından hürriyetine kavuştu. Şehr-i İstanbul da kadim mührüne... Camiiler İslam memleketinin mühürleridir, sözgelimi İstanbul’un silüetinden camilerin kubbe ve minarelerini çıkarttığınızda, onu herhangi bir ecnebi şehrinden ayırt edemezsiniz.

Ayasofya Camii ise ayrıca İsanbul’un kilididir. Cennetmekan Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul’u fethettikten sonra, şehrin Hristiyan ve Musevi sakinlerini dini yaşantılarında serbest bırakmış, kiliseleri, havraları kapatmamıştı. Ayasofya Camii ise fethin çığır açan bir sembolü olarak Fatih Sultan Mehmet Han’ın vakfiyyesi olmuştu.

Zaman ve siyasi konjonktür asırlar sonra, 1934 yılında, aslen fetih camii olan Ayasofya’yı ‘’müze’’ haline getirmişti. Zaman ve siyasi konjonktür yine değişti, 2020’de Türkiye özgüveni hakeden bir pozisyonda Ayasofya’nın zincirlerini kırdı...

Benim neslim için bir rüya idi Ayasofya’da namaz kılmak. Bu Mescid-i Aksa’da kılamadığımız namazların, Kurtuba Mescidi’nde yönelemediğimiz secdelere benzerdi biraz. Hasret ve hicran içinde olmamıza rağmen, rüyamız hiç bitmezdi...

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan beyfendinin Ayasofya Camii’nin açılışına dair imzasını gördüğüm anda, rüya, gaye, hedef sahibi olmanın ne kadar değerli bir şey olduğunu düşündüm. Geleceği, ancak rüyası olanlar inşa edebiliyor.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

ICERIK_ARASI Reklam Alanı
SOL1 Reklam Alanı

YAZARIN DİĞER MAKALELERİ

MOBIL_UST Reklam Alanı
ALT1 Reklam Alanı